لَا بَارِدٍ وَلَا كَر۪يمٍ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Vâkıa Sûresi, 44. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: serinliksizlik, kara duman, vakıa suresi, vakıa suresi 44. ayet, kavurucu rüzgar, kaynar su, vakıa 44, soldakiler
-
43-44. "Kapkara bir duman gölgesindedirler. O gölge ne serindir ne de rahatlatıcı!”
“Yahmûm” (يَحْمُومٍ) kelimesinin simsiyah duman anlamına geldiği söylenmiştir. Bazıları “yahmûm” “hamîm” kökünden gelir dedi. Ebû Bekir el-Esam şöyle dedi: Onlar buhardan bir gölgenin içindedirler, dumanı buhar haline getirmiştir. Sonra burada sözü edilen ve gölge anlamına gelen zıl (ظِلٍّ) kelimesi, muhtemelen şu âyetlerde belirtilen gölgedir: Şu üç bölüklü bir gölgeye doğru yol alın”, "Onların üstünde ateşten gölgeler olacak”. Onun ateşten duvarlar mânasına geldiği de söylenmiştir.
O gölge ne serindir ne de rahatlatıcı! Serin değildir, çünkü cehennem ateşinden gelmektedir; rahatlatıcı da değildir, çünkü onları rahatlatmak için değil hor ve hakir kılmak için gönderilmiştir. Hasan-ı Basrî ve Katâde şöyle bir mâna verdiler: Konakladıkları yer serin değildir, görüntüsü de rahatlatıcı değildir.
Yorumu Yorumla
-
Bârid (بَارِدٍ)
İbn Fâris, bu kelimenin türediği "b-r-d" kökünün temel anlamının sıcaklığın mutlak zıddı olan soğukluk, serinlik ve harareti dindiren ferahlık olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "berd" kavramının bedeni rahatlatan ve yakıcı etkiyi ortadan kaldıran serinletici bir vasfı ifade ettiğini; ayetin bağlamında bu sıfatın olumsuzluk edatıyla (lâ) kullanılmasının, önceki ayette geçen o kapkara cehennem dumanının (yahmûm) dünyevi gölgeler gibi kavurucu ateşe karşı hiçbir fiziksel koruma veya serinlik sağlamadığını vurguladığını açıklar. Celaleddin el-Suyuti, kelimenin cehennemdeki bu dumanın (gölgenin) insan doğasının beklediği o rahatlatıcı nitelikten tamamen yoksun olduğunu, bedene hiçbir fiziksel konfor sunmadığını kaydeder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, dönemin sıcak ve kurak çöl ekolojisinde yaşayan bedevi aklında "gölge" ile "serinlik" (bârid) kavramlarının ayrılmaz bir bütün olduğunu, Kur'an'ın bu dünyevi ve zorunlu nedenselliği ahiret sahnesinde kırarak, muhatabın beklentisini boşa çıkaran dehşet verici ve sarsıcı bir eskatolojik ironi inşa ettiğini analiz eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu olumsuzlamanın sadece fiziksel bir sıcaklık-soğukluk tasviri olmadığını, sol ehlinin (ashâb-ı şimâl) maruz kaldığı ilahi azabın bütünüyle "ferahlıktan", umuttan ve ontolojik sükûnetten mahrum bırakılmış mutlak bir çaresizlik hali olduğunu belirtir. Prof. Dr. Hidayet Aydar, klasik tefsir literatüründe bu ifadenin tam bir mutabakatla o kapkara gölgenin insanı dinlendiren, yorgunluğunu alan hiçbir faydalı ve serinletici fıtri özelliğe sahip olmadığı şeklinde yorumlandığını ifade eder.
Kerîm (كَرِيمٍ)
İbn Fâris, bu kelimenin türediği "k-r-m" kökünün temel anlamının şeref, değer, soyluluk, cömertlik ve kendi cinsinin en iyi, en övülesi vasıflarını üzerinde taşıyan kusursuzluk hali olduğunu aktarır. Râgıb el-İsfahânî, "kerîm" kavramının her türlü faydalı, güzel, övgüye layık ve insana haz veren şeyi nitelediğini; ayet bağlamında bu kelimenin olumsuzlanmasının, sol ehlini kuşatan o gölgenin sadece fiziksel serinlikten değil, aynı zamanda görsel bir güzellikten, estetik bir zarafetten ve en ufak bir faydadan bütünüyle yoksun olduğunu açıklar. Celaleddin el-Suyuti, kelimenin burada dumanın çirkinliğini, iticiliğini ve görünümündeki o kerih (kötü) manzarayı vurgulamak için kullanıldığını, azabın sadece bedensel bir acı değil, ruhu da daraltan nahoş bir yapıya sahip olduğunu kaydeder. Toshihiko Izutsu, İslam öncesi Cahiliye kültüründe "kerîm" vasfının asalet ve soylulukla ilişkilendirilen en üst düzey etik değer olduğunu, Kur'an'ın bu kelimenin anlamsal sahasını genişleterek onu "mutlak estetik ve ontolojik değer" sembolüne dönüştürdüğünü; bu ayetteki olumsuzlamanın ise cehennem dumanının hiçbir asalet, değer veya olumlu varoluşsal nitelik barındırmadığını gösteren mutlak bir "değersizleştirme" eylemi olduğunu analiz eder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), "bârid" (serin) kelimesi bedensel bir ihtiyacın karşılanmamasını ifade ederken, "kerîm" kelimesinin olumsuzlanmasının ruhsal ve estetik bir yıkımı anlattığını; bu ikili retoriğin, sol ehlinin içine düştüğü o zifiri ortamın hem fiziksel hem de psikolojik olarak bütünüyle tiksindirici ve umutsuz bir felaket alanı olduğunu zihinlere kazıdığını savunur. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu kelimenin varlığın ontolojik şerefiyle ilgili olduğunu, "kerîm olmayan" bir gölgenin insan onurunu hiçe sayan, aşağılayıcı ve varoluşsal olarak muhatabını silikleştiren bir azap formuna işaret ettiğini belirtir. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu ifadenin ilahi lütfun ve inayetin o mekana hiçbir şekilde yansımadığını, cehennemdeki bu dumanın her türlü iyilikten, lütuftan ve zarafetten mutlak surette soyutlanmış somut bir "mahrumiyet" abidesi olduğunu ifade eder.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla