Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Vâkıa Sûresi, 34. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Vâkıa Sûresi, 34. Ayet

    وَفُرُشٍ مَرْفُوعَةٍۜ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Ve furuşin merfû’a(tin)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Kabartılmış döşekler üzerinde (olacaklar).”

      Yani değeri ve kıymeti yüksek döşekler yahut kendileri kabartılıp kalınlaştırılmış döşekler üzerinde olacaklar. Bu ifade, “Göğü O yükseltti” meâlindeki âyet hakkında söylediğimiz mânada kullanılmıştır. Kabartılmış döşekler üzerinde meâlindeki âyetten maksat kadınlardır. Şöyle denilir: “İmraetün ferîşun” (إمرأة فريش), “nisâun furuşun” (نساء فرش).​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Furuş (فُرُشٍ)

        İbn Fâris, kelimenin türediği "f-r-ş" kökünün temel anlamının bir şeyi yere sermek, yaymak, döşek veya yatak hazırlamak olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, tekili "firâş" olan bu kelimenin serilip döşenen her türlü yaygıyı ve yatağı ifade ettiğini; ayetin bağlamında bu kelimenin hem ahiret yurdundaki lüks döşekleri/tahtları fiziki olarak anlattığını hem de mecazi bir kullanımla müminler için hazırlanmış yüksek makamlı cennet eşlerini (kadınları) nitelediğini açıklar. Celaleddin el-Suyuti, klasik tefsir geleneğindeki bu ikili yoruma dikkat çekerek, kelimenin sıradan bir mobilya anlamının ötesine geçip, peşinden gelen ayetlerdeki "yeni bir yaratılışla var edilen eşler" vurgusuna edebi bir zemin hazırladığını ve zevceleri mecazen "firâş" (döşek/eş) olarak tanımladığını kaydeder. Arthur Jeffery, kelimenin Sami dillerindeki ortak kullanımına değinerek, bir şeyi yaymak ve sermek eyleminin Arapça sözlükte yerleşik bir ev ve yerleşik hayat konforu mefhumuna dönüştüğünü, Kur'an'ın bu dünyevi lüksü eskatolojik bir ödüle uyarladığını ifade eder. Toshihiko Izutsu, göçebe bedevi kültüründe yere serilen yumuşak ve değerli bir döşeğin nihai bir sükûnet, yerleşiklik ve emniyet göstergesi olduğunu, Kur'an'ın bu sosyo-kültürel konfor algısını ahiret sahnesine taşıyarak mutlak bir varoluşsal istikrar sembolü olarak kullandığını analiz eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin eğer "döşekler" olarak alınırsa cennetin saray mimarisini tamamladığını, "eşler" olarak alınırsa sağ ehli için var edilen ontolojik arkadaşlığın zarafetini vurguladığını belirtir. Prof. Dr. Hidayet Aydar, kelimenin bağlamsal akış içerisinde sadece cansız bir eşya olmaktan ziyade, cennetliklerin beraber olacakları tertemiz zevcelere işaret eden güçlü bir kinaye (mecaz) olarak değerlendirilmesinin ayetler arası anlamsal bütünlüğü sağladığını ifade eder.

        Merfû'ah (مَرْفُوعَةٍ)

        İbn Fâris, bu kelimenin türediği "r-f-a" kökünün bir şeyi aşağıdan yukarıya kaldırmak, yükseltmek ve alçaklığın zıddı olarak yüksekte bulunmak gibi temel anlamlara delalet ettiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, ism-i mef'ul (edilgen ortaç) kalıbındaki bu sıfatın "yükseltilmiş" anlamına geldiğini, bir önceki "furuş" kelimesiyle bağlantılı olarak döşeklerin fiziksel olarak yerden çok yüksekte, tahtlar üzerinde bulunduğunu veya mecazi anlamıyla eşlerin ahlak, şeref, güzellik ve kadir bakımından eşsiz bir yüceliğe sahip olduğunu vurgular. Celaleddin el-Suyuti, kelimenin hem mekana dair bir ihtişamı hem de kişilere dair bir makam yüksekliğini anlattığını, cennet yurdundaki her unsurun sıradanlıktan tamamen uzak, mutlak manada "yüceltilmiş" bir formda sunulduğunu kaydeder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin fonetik yapısındaki "r" harfinin tınısı ile "f" harfinin sağladığı akustik ferahlığın, o "yukarıya doğru kaldırılma" ve "yücelme" hissini dinleyicinin zihninde edebi bir zarafetle canlandırdığını, sesin adeta anlamı fiziksel olarak yukarı taşıdığını savunur. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu sıfatın ahiret nimetlerinin dünyevi nesnelerle kıyaslanamayacak bir ontolojik seviyeye çıkarıldığını gösterdiğini; mekana dair sıradan bir geometrik yükseklikten ziyade, ilahi rıza ile elde edilen varoluşsal statünün ve eşsiz değerin (yüceliğin) bir metaforu olduğunu analiz eder.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X