Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Vâkıa Sûresi, 29. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Vâkıa Sûresi, 29. Ayet

    وَطَلْحٍ مَنْضُودٍۙ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Ve talhin mendûd(in)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      27-29. "Amel defteri sağından verilenler; ne mutlu o sağından verilenlere! Onlar dalbastı kiraz ve meyve yüklü muz ağaçları arasında;"

      Buradaki “ashâbü’l-yemîn” daha önce söylediğimiz gibi müminlerdir. Burada “sidr” (سِدْرٍ) ve “muz” ağacından niçin bahsedildiğine dair farklı görüşler vardır. Bazıları şöyle der: Cenâb-ı Hak, Allaha yakın olanların “ashâbü'l-yemîn”den daha faziletli olduklarını göstermek için bundan söz etmiştir, çünkü Allah’a yakın olanlar konusunda şöyle buyurmuştur: “Önde olanlar; (erdem, amel ve ödülde) önde olanlar; işte onlar nimetlerle dolu cennetlerde Allah’a en yakın olanlardır”. Sonra burada “ashâbü’l-yemîn’in, Allah’a yakın olanlardan daha düşük konumda olduklarının bilinmesi için onları belirtmiştir. Bazıları da şöyle dedi: Bir Arap kavmi bunlardan faydalanıyordu, çünkü onların meyveleri vardı, ancak dikenli olduğu için sevilmiyordu. Bunun üzerine Allah onlar için cennette dikensiz ve eziyetsiz elde edebilecekleri, arzu edilen meyveli ağaçların bulunduğunu haber vermiştir. Cenâb-ı Hak onlara cennet şarabını ve şarabın dünyadaki âfetlerinden salim olacaklarını vâdettiği gibi “sidr” ağacından eziyetsiz yararlanacaklarını söylemesi de caizdir. En doğrusunu Allah bilir.

      Meyve yüklü muz ağaçları... Bazıları şöyle dedi: “Salkım salkım meyvesiyle göğe uzanan hurma ağaçları” meâlindeki âyette buyurduğu gibi bu âyette de meyveleri salkım salkım olmuş muz ağaçlarını murat etmektedir. Allah burada aynı kelimeyi bir yerde fail vezninde “nadîd” (نضيد) , diğerinde mef’ûl vezninde “mendûd” (مَنْضُودٍ) belirtmiştir, dilde bu türlü kullanımlar caizdir. “Talh” (طَلْحٍ) kelimesi de muz demektir. Rivayet edildiğine göre Hz. Ali (r.a.), bir adamın bu âyeti “talhin mendûd” (طَلْحٍ مَنْضُودٍ) diye okuduğunu işitmiş, bunun üzerine, talh da ne oluyor, o “tal‘ın menfdûd”dur demiş. Kendisine, onu değiştirelim mi? diye sorulunca şöyle demiş: Bugün mushaf değiştirilmez. Bu rivayet de yukarıdaki yorumu teyit etmektedir. Ebû Muâz şöyle dedi: “Talh”, Araplar’da çok fazla dalları olan büyük bir ağacın adıdır, tekili talha (طلحة) gelir. Ayetteki "mahdûd" (مَخْضُودٍ) kelimesi, dikenleri kesilmiş anlamına gelir, cennette böyle dikensiz olarak yaratılmıştır. Hz. Peygamber de aynı fiili kullanarak Harem bölgesindeki ağaçlar için şöyle demiştir: "Harem'in dikeni kesilmez, ağacı budanmaz”.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Talh (طَلْحٍ)

        İbn Fâris, bu kelimenin türediği "t-l-h" kökünün Arap yarımadasında bilinen, uzun boylu, iri yapraklı ve gölgesi bol olan bir ağaç türünü (muz veya bir tür akasya) ifade ettiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "talh" ağacının meyvesinin lezzeti ve yapraklarının estetik dizilimi ile öne çıktığını, cennet boyutunda bu ağacın dünyadaki kısıtlı formundan çıkarak mutlak bir güzellik ve bolluk sembolüne dönüştüğünü vurgular. Celaleddin el-Suyuti, klasik tefsir geleneğinde bu ağacın çoğunlukla "muz ağacı" olarak yorumlandığını, ancak bunun dünyadaki meyvelere sadece isim benzerliği taşıyan, mahiyeti ise tamamen ahirete özgü eşsiz bir nimet olduğunu kaydeder. Arthur Jeffery, kelimenin kadim Sami dillerindeki izlerine değinerek, çöl ekolojisinde yüksekliği ve yeşilliğiyle "vaha" hissi veren bu bitki isminin Kur'an'ın eskatolojik peyzajında merkezi bir yer tuttuğunu ifade eder. Toshihiko Izutsu, "talh" kelimesinin Kur'an'ın semantik dünyasında "mutlak refah" ve "estetik tatmin" kavramlarıyla ilişkilendirildiğini, göçebe Arap zihnindeki ideal yeşillik ve rızık tasavvurunun bu kelime üzerinden cennet dekoruna aktarıldığını analiz eder.

        Mendûd (مَنْضُودٍ)

        İbn Fâris, bu kelimenin türediği "n-d-d" kökünün bir şeyi birbiri üzerine dizmek, istiflemek, düzenli bir şekilde sıralamak ve boşluk bırakmadan kümelemek temel anlamlarına delalet ettiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "mendûd" sıfatının meyvelerin ağaç dallarında aşağıdan yukarıya doğru hiç boşluk kalmayacak şekilde, düzenli ve yoğun bir biçimde dizilmesini ifade ettiğini; bu durumun cennet nimetlerindeki sınırsız bolluğu ve görsel simetriyi simgelediğini açıklar. Celaleddin el-Suyuti, ism-i mef'ul (edilgen ortaç) kalıbında gelen bu kelimenin, meyvelerin kendiliğinden değil, ilahi bir sanat ve nizamla estetik bir bütünlük içinde yerleştirildiğini, salkımların ağırlıktan sarktığını ancak ulaşılamayacak bir düzensizlik taşımadığını kaydeder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin sahip olduğu tok ve ardışık "d" seslerinin, meyvelerin o dolgun, sık ve üst üste binmiş yapısını akustik olarak yansıttığını; dünyevi ağaçların seyrek meyve yapısına tezat olarak, cennet ağaçlarının varoluşsal bir "doluluk" ve "bereket" içinde olduğunu bu kelimeyle resmettiğini savunur. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu sıfatın cennet peyzajındaki "nizam" ve "estetik kusursuzluk" vurgusunu pekiştirdiğini, sunulan nimetlerin sadece lezzet açısından değil, görsel bir şölen sunacak şekilde muazzam bir matematiksel düzen içinde (mendûd) takdim edildiğini analiz eder.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X