Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Vâkıa Sûresi, 26. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Vâkıa Sûresi, 26. Ayet

    اِلَّا ق۪يلاً سَلَاماً سَلَاماً​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    İllâ kîlen selâmen selâmâ(n)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Sadece şu söz: Size esenlikler, size mutluluklar!”

      Selâm

      Bu İlâhî beyan iki mânaya gelir. Birincisi, sadece yukarıda sözü edilen her türlü âfetlerden sâlim olduklarına dair bir söz işitirler. İkincisi, orada birbirlerini Allah’ın selâmı ile selâmlarlar. Cenâb-ı Hak başka bir âyette bunu ifade etmektedir: “Orada selâmla karşılanacaklardır.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Kîlen (قِيلًا)

        İbn Fâris, kelimenin türediği "k-v-l" kökünün temel anlamının ağızdan çıkan anlamlı ses, söz söylemek ve bir meramı ifade etmek olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "kîl" kelimesinin masdar olup bizzat söylenen söz ve kelam anlamına geldiğini, bağlam içerisinde bir önceki ayette dışlanan boş (lagv) ve günaha sokan (te'sîm) sözlerin tam zıddı olarak, ahiret yurdunda duyulacak olan iletişimin salt anlamlı, temiz ve huzur verici bir mahiyet taşıdığını vurgular. Celaleddin el-Suyuti, bu kelimenin "kavl" ile eşanlamlı bir isim olarak kullanıldığını ve istisna edatıyla (illâ) birlikte zikredilerek cennet meclislerindeki konuşmaların hudutlarının çizildiğini, oradaki sohbetlerin bütünüyle nezih sözlerden ibaret kalacağını kaydeder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin sahip olduğu hece yapısının ve uzatılarak okunan "î" sesinin, cennet meclislerindeki o derin sükûneti, dinginliği ve ağırbaşlı iletişimi işitsel olarak desteklediğini, dünyevi kalabalıkların kaos ve gürültüsüne karşı edebi bir tezat oluşturduğunu savunur. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu kelimenin kullanımının mekana dair sadece duyusal (işitsel) bir tasvir sunmadığını, aynı zamanda cennet ehlinin sosyal ilişkilerindeki şeffaflığı ve diyaloglarının ontolojik ağırlığını yansıttığını, orada sarf edilen her "söz"ün (kîl) bizzat varoluşsal bir güven ve estetik inşa ettiğini analiz eder.

        Selâmen (سَلَامًا)

        İbn Fâris, bu kelimenin türediği "s-l-m" kökünün her türlü tehlikeden, noksanlıktan, afetten, korku ve hastalıktan mutlak surette uzak olmak, güvende bulunmak ve kurtuluşa ermek gibi temel anlamlara delalet ettiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "selâm" kavramının tam ve eksiksiz bir emniyet, esenlik hali anlamına geldiğini, ayette bu kelimenin art arda tekrarlanmasının yalnızca karşılıklı bir selamlaşma ritüelini değil, cennet yurdunun dokusuna işlemiş olan o sarsılmaz, ebedi barış ve güven atmosferini ifade ettiğini açıklar. Celaleddin el-Suyuti, kelimenin iki kez peş peşe zikredilmesinin lafzi bir te'kid (gramatikal pekiştirme) olduğunu, bu vurgunun ilahi huzurdan, meleklerden ve cennetliklerin kendi aralarından yayılan esenliğin kesintisizliğini ve mekanı bütünüyle kuşatan psikolojik ferahlığı tescillediğini kaydeder. Arthur Jeffery, "s-l-m" kökü Arapça orijinli olmakla birlikte, eskatolojik bir barış ve mutlak kurtuluş nidası olarak ayetteki bağlamsal kullanımının, Süryanice ve Aramicedeki kadim dini metinlerde sıklıkla geçen "šlāmā" (ilahi esenlik) mefhumuyla semantik bir paralellik ve tarihsel bir zenginlik gösterdiğini ifade eder. Toshihiko Izutsu, İslam öncesi Arap kültüründe güvenliğin temel olarak kabile baskınlarından veya açlıktan korunmak gibi dar ve fiziksel bir boyutta algılandığını; Kur'an'ın ise "selâm" kelimesini alıp her türlü kaygı, acı ve ontolojik eksiklikten mutlak arınmışlık durumunu simgeleyen en üst düzey eskatolojik kavrama dönüştürdüğünü analiz eder. Angelika Neuwirth, Mekke dönemi surelerinin ritmik kurgusunda bu kelimenin tekrarının (selâmen selâmâ), dönemin acımasız dünyevi şartları altındaki muhataplara sunulan muazzam bir psikolojik sığınak işlevi gördüğünü, kelimenin akustik olarak da varoluşsal bir sükûnet ve denge hissi yarattığını savunur. Prof. Dr. Sadık Kılıç, kelimenin bu şekildeki tekrarının cennetteki yaşam formunun bütünüyle barıştan örüldüğünü gösterdiğini, dünyevi hayatta her daim eksikliği çekilen mutlak iç huzurunun, güvenin ve sosyal uyumun ancak bu "selâm" yankısıyla nihai kemaline ulaştığını belirtir.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X