Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Vâkıa Sûresi, 19. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Vâkıa Sûresi, 19. Ayet

    لَا يُصَدَّعُونَ عَنْهَا وَلَا يُنْزِفُونَۙ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Lâ yusadde’ûne ‘anhâ velâ yunzifûn(e)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Bundan dolayı ne baş ağrısına tutulurlar ne de sarhoş olurlar.”

      Buradaki “yunzifûn” (يُنْزَفُونَ) kelimesi “yunzefûn” diye de okunmuştur. Yani şarap dünyada insanların başlarını ağrıttığı gibi cennet şarabı onların başlarını ağrıtmaz. “Yunzifûn” diye okunduğunda şarapları bitmez anlamına gelir. “Yunzefûn” okunduğunda ise sarhoş olmazlar demektir. Dünyada insanın şaraptan aklını kaybetmesi, başının ağrıması ve şarabının bitmesi gibi âfetlerden hiçbirine cennet ehli mâruz kalmaz.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Yusadda'ûn (يُصَدَّعُونَ)

        İbn Fâris, bu kelimenin türediği "s-d-a" kökünün temel anlamının sert bir nesneyi ortadan ikiye yarmak, çatlatmak ve parçalamak olduğunu; baş ağrısını anlatan "sudâ'" kelimesinin de ağrının şiddetinden başın adeta çatlayacak gibi hissedilmesinden türetildiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "sad'" kavramının fiziksel bir yarılmayı ifade ettiğini, ayetteki bağlamında ise dünyevi şarabın aksine cennet içeceğinin insan aklına ve bedenine zarar vermeyeceğini, içenlerde baş ağrısı veya akşamdan kalmalık gibi acı verici yan etkiler (sudâ') oluşturmayacağını açıklar. Celaleddin el-Suyuti, fiilin edilgen (meçhul) ve olumsuz yapıda kullanılmasının, cennet ehlinin bu tür bir bedensel eziyetten mutlak surette korunmuş olduklarını, onlara sunulan içeceğin hiçbir sarsıcı ve rahatsız edici kalıntı bırakmadığını kaydeder. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın bu ayetle İslam öncesi Cahiliye şiirindeki şarap ve sarhoşluk övgüsünü yapıbozuma uğrattığını; şarabın sadece haz boyutunu alıp, baş ağrısı ve bilinç kaybı gibi insani zaafları ve fiziksel çöküntüleri eskatolojik tasvirden tamamen dışladığını analiz eder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin fonetik yapısındaki şeddeli okunuşun ve "s-d-a" kökünün barındırdığı sert seslerin, baş ağrısının o zonklayıcı ve çatlatıcı acısını akustik olarak hissettirdiğini, ayette bu kelimenin olumsuzlanarak cennet nimetinin kusursuzluğunun ve pürüzsüzlüğünün edebi bir tezatla zirveye taşındığını savunur. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, Kur'an'ın muhataplarının dünyevi tecrübelerinden yola çıkarak ahiret nimetlerini idealize ettiğini, dünyada içkinin ayrılmaz bir parçası olan bedensel ıstırabın (baş ağrısı) burada tamamen nefyedilerek mutlak ve saf bir ontolojik hazzın vurgulandığını belirtir.

        Yunzifûn (يُنْزِفُونَ)

        İbn Fâris, bu kelimenin türediği "n-z-f" kökünün temel anlamının bir kuyudaki suyun veya vücuttaki kanın tamamen çekilmesi, tükenmesi ve boşalması eylemlerini ifade ettiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "nezf" kavramının suyun kuruması veya çekilmesi kök anlamından yola çıkarak, ayet bağlamında insanın aklının ve şuurunun sarhoşluk sebebiyle adeta çekilip gitmesini, tükenmesini ve kişinin idrakini yitirmesini mecazi bir dille anlattığını vurgular. Celaleddin el-Suyuti, kelimenin aklın ve bilincin kaybolmasını ifade ettiğini, cennet şarabının insanı sarhoş etmeyeceğini ve aklı baştan almayacağını kaydeder. Arthur Jeffery, kelimenin kökenindeki "n-z-f" yapısının diğer kadim Sami dillerinde de sıvıların çekilmesi veya kanama anlamlarına geldiğini, Arapçada bu fiziksel tükenme eyleminin aklın tükenmesi (sarhoşluk) şeklinde özgün bir semantik genişlemeye uğrayarak Kur'an'ın ahiret terminolojisine entegre olduğunu ifade eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu eylemin olumsuzlanmasının, ahiretteki varoluşsal hazzın bilinçsiz bir kendinden geçiş (sarhoşluk) haliyle değil, aksine aklın, idrakin ve şuurun en parlak ve uyanık olduğu tam bir kâmil bilinç düzeyiyle tecrübe edileceğini gösterdiğini analiz eder. Prof. Dr. Hidayet Aydar, klasik kıraat farklılıklarında bu kelimenin hem etken (şarabı tüketmezler) hem de edilgen (akılları giderilmez/sarhoş edilmezler) formlarda okunduğunu, ancak bağlamın genel akışı içinde dünyevi içkinin en yıkıcı sonucu olan aklın iptal edilmesi (sarhoşluk) durumunun cennet boyutunda kesin bir dille reddedildiği anlamının öne çıktığını belirtir.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X