Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Tûr Sûresi, 26. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Tûr Sûresi, 26. Ayet

    قَالُٓوا اِنَّا كُنَّا قَبْلُ ف۪ٓي اَهْلِنَا مُشْفِق۪ينَ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Kâlû innâ kunnâ kablu fî ehlinâ muşfikîn(e)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Doğrusu biz derler, daha önce yakınlarımız arasındayken için için bir korku taşımaktaydık (değil mi?)”

      Bu âyet iki şekilde açıklanır. Birincisi, “Kendinizi ve ailenizi ateşten koruyun” meâlindeki âyetle aynı mânaya gelir. İkincisi, biz daha önce kendimiz için ve yakınlarımız için endişe ediyorduk, yani yaptığımız kötülükler ve isyanlar yüzünden korkuyorduk. Bu yorumun delili de şu İlâhî beyandır: “Elbette biz bundan önce yalnız Ona yalvarıyorduk. Şüphesiz ihsanı bol ve çok merhametli olan da yalnız O’dur”. Yani, en doğrusunu Allah bilir ya, Biz daha önce yakınlarımız arasındayken için için bir korku taşımaktaydık, işlediğimiz kötülüklerden dolayı korkuyorduk, ama “Elbette biz bundan önce yalnız Ona yalvarıyorduk. Şüphesiz ihsanı bol ve çok merhametli olan da yalnız O’dur” meâlindeki âyette ifade edildiği üzere Allah’ın rahmetini de umuyorduk. Allah Teâlâ çeşitli âyetlerde onları şefkat, korku, arzu ve ümit sahibi olmakla nitelemektedir. Meselâ bazı âyetlerde şöyle buyurdu: “Onlar, korku ve ümit içinde Rab’lerine ibadet ve dua ederler”, “Onlar, umarak ve korkarak bize yalvarırlardı”.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Kâlû (قَالُوا)

        İbn Fâris, k-v-l kökünün temel manasının ağızdan çıkan söz, bir düşünceyi veya durumu sesli olarak ifade etmek ve konuşmak olduğunu dil bilimsel verilerle açıklar. Râgıb el-İsfahânî, "kavl" kavramını aklın ve zihnin ürettiği manaların lafızlara dökülerek başkasına aktarılması olarak tanımlar; ayetteki çoğul ve geçmiş zaman yapısının, cennet ehlinin karşılıklı sohbetlerindeki itirafı ve dünya hayatlarına dair ortak anılarını büyük bir şükür duygusuyla seslendirmelerini nitelediğini belirtir. Toshihiko Izutsu, kelimenin Kur'an semantiğinde içsel bir durumun dışa vurulması işlevi gördüğünü; eskatolojik kurtuluşa ermiş müminlerin bu sözlü beyanının, cennetteki karşılıklı sevincin ve ontolojik rahatlamanın sözlü bir teyidi olduğunu anlambilimsel olarak değerlendirir.

        Kablu (قَبْلُ)

        İbn Fâris, k-b-l kökünün temel anlamının bir şeyin ön tarafı, yöneliş noktası ve sonranın (ba'd) zıddı olarak zaman veya mekân açısından öncelik durumu olduğunu açıklar. Râgıb el-İsfahânî, kelimeyi zamansal bir geçmişi niteleyen zarf olarak tanımlar; ayetteki bağlamında ahiret yurdundaki cennetliklerin, geride bıraktıkları zorlu imtihan yurdunu, yani dünya hayatını işaret etmek için kullandıkları zamansal bir referans noktası olduğunu belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin bu kullanımının muazzam bir teolojik perspektif değişimi sunduğunu; muhatapların artık ebediyet yurdundan geriye, fani dünyaya bakarak varoluşsal bir muhasebe ve şükür anı yaşadıklarını vurgular.

        Ehlinâ (أَهْلِنَا)

        İbn Fâris, e-h-l kökünün temel manasının bir mekânda toplanmak, yakınlık kurmak, bir kişiye kan bağıyla veya aynı mekanı paylaşma sebebiyle bağlı olan topluluk olduğunu dil bilimsel verilerle izah eder. Râgıb el-İsfahânî, "ehl" kavramını insanın ailesi, akrabaları ve kendilerini güvende hissettiği en yakın çevresi olarak tanımlar; ayetteki aidiyet zamiriyle (nâ/bizim) birlikte, dünya hayatında insanın en çok rehavete kapılabileceği, dünyevi zevklere en açık olduğu o sıcak ve güvenli aile ortamını nitelediğini belirtir. Arthur Jeffery, kelimenin Sami dilleri havzasındaki (İbranice "ohel" - çadır/mesken) ortak bedevi ve yerleşik yaşam terminolojisiyle bağlantılı olduğunu; insanın sığındığı çadır veya ev halkını ifade eden bu kadim kökün, Kur'an'da bireyin dünyevi sosyal çevresini anlatan temel bir sosyolojik terime dönüştüğünü detaylandırır. Prof. Dr. Sadık Kılıç, kelimenin etimolojik bağlamdaki yakınlık ve güven vurgusunun, ayetin sonraki kısmında gelecek olan "korku/endişe" haliyle büyük bir anlambilimsel zıtlık kurduğunu; müminin, ailesinin yanındayken bile uhrevi bir uyanıklık içinde olduğunu göstermesi açısından kilit bir rol oynadığını ifade eder.

        Muşfikîn (مُشْفِقِينَ)

        İbn Fâris, ş-f-k kökünün temel anlamının incelik, hassasiyet ve bir şeyin üzerine titremek olduğunu; "şefakat" kelimesinin birine karşı duyulan yoğun acıma ve koruma hissini, "işfâk" kavramının ise başa gelebilecek kötü bir durumdan dolayı duyulan hassas bir korkuyu ve endişeyi ifade ettiğini dil bilimsel kurallarla açıklar. Râgıb el-İsfahânî, eylemi sevgiyle karışık bir sakınma ve ürperti olarak tanımlar; korku duyulan şeye yöneldiğinde sakınmayı, sevilen şeye yöneldiğinde ise üzerine titremeyi ifade ettiğini belirtir. Ayetteki ism-i fail çoğul yapısının, müminlerin dünyada aileleri içinde güvenle yaşarken bile ilahi adaletten, ahiret hesabından ve akıbetlerinin kötü olmasından dolayı içlerinde taşıdıkları o derin, ahlaki ve teolojik ürpertiyi nitelediğini vurgular. Toshihiko Izutsu, kelimenin Kur'an'ın "takva" ve "havf" (korku) semantiği içerisindeki özgün yerini derinlemesine analiz eder; bu kelimenin salt bir dehşet veya panik hali olmadığını, aksine insanın kendi ahlaki zayıflığının farkında olarak ilahi makam karşısında hissettiği son derece rafine, duyarlı ve uyanık bir ontolojik kaygı durumu olduğunu detaylandırır. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin edebi ve semantik çerçevesini inceler; bir önceki "ehl" (güvenli aile ortamı) kelimesiyle "muşfikîn" (ürperenler/kaygı duyanlar) kelimesinin yan yana gelmesinin muazzam bir psikolojik tezat oluşturduğunu, dünyevi konforun müminin içindeki o eskatolojik uyanıklığı ve ilahi korkuyu asla uyuşturamadığını edebi bir dille resmettiğini belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, ş-f-k kökünün barındırdığı bu hassas teyakkuz halinin, iman eden bireyin dünyadaki şımarıklıktan, rehavetten ve varoluşsal körlükten uzak duruşunu simgeleyen en önemli anlambilimsel göstergelerden biri olduğunu ifade eder.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X