Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Tûr Sûresi, 12. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Tûr Sûresi, 12. Ayet

    اَلَّذ۪ينَ هُمْ ف۪ي خَوْضٍ يَلْعَبُونَۢ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Elleżîne hum fî ḣavdin yel’abûn(e)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Onlar daldıkları bataklıkta oyalanıp duruyorlar.”

      Burada Allah Teâlâ onların halini, daldıkları bataklıkta oyalanıp durmak diye tasvir etmektedir. Aslında dalmak, bir şeyi aramak, araştırmak demektir. Fakat mutlak mânada dalmak, özellikle bâtıla dalmak anlamına gelir.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Havzın (خَوْضٍ)

        İbn Fâris, h-v-z kökünün temel anlamının suya girmek, suyun içinde yürümek ve bataklığa dalmak olduğunu; bu kelimenin mecazi olarak batıl ve asılsız sözlere dalmak, boş işlere veya içinden çıkılması zor tartışmalara girişmek manasında kullanıldığını dil bilimsel temellerle açıklar. Râgıb el-İsfahânî, "havz" kelimesini aslen suyun içine girip çamurlu kısmında yürümek olarak tanımlar; Kur'an'da genellikle batıl, çirkin ve faydasız işlere körü körüne dalmayı ifade etmek için kullanıldığını, bu ayette de inkarcıların ilahi hakikatler karşısındaki ciddiyetsiz tartışmalarını ve hakikati örtbas etme çabalarını çamurlu bir suda debelenmeye benzettiğini belirtir. Toshihiko Izutsu, kelimenin fiziksel bir eylem olan çamurlu suda yürüme manasından sıyrılarak, Kur'an semantiğinde ahlaki ve teolojik bir kavrama dönüştüğünü; hakikati yalanlayanların içine düştükleri manevi gafleti ve eskatolojik (ahirete dair) uyarılara karşı takındıkları laubali, şuursuz tutumu niteleyen bir dalalet halini simgelediğini analiz eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin etimolojik bağlamdaki "bataklığa dalma" vurgusunun, önceki ayetlerde tasvir edilen korkunç kozmik yıkım tablosu karşısında, inkarcıların dünya hayatında kendi ürettikleri yalanların ve anlamsız polemiklerin içinde adeta sarhoşça yüzmelerini, hakikate karşı sergiledikleri akıl almaz duyarsızlığı ifade ettiğini anlambilimsel olarak değerlendirir.

        Yel'abûn (يَلْعَبُونَ)

        İbn Fâris, l-a-b kökünün temel manasının doğru, ciddi ve faydalı bir maksattan yoksun olarak hareket etmek, oynamak ve eğlenmek olduğunu; bu fiilin, kişinin hiçbir sorumluluk hissetmeden sadece vakit geçirmek veya eğlenmek için yaptığı bilinçsiz eylemleri kapsadığını dil bilimsel verilerle izah eder. Râgıb el-İsfahânî, "la'b" kavramını hedefsiz, gayesiz ve akli/dini bir amaca dayanmayan eylem olarak tanımlar; fiilin geniş zaman kipiyle (muzari) kullanımının, bu kişilerin peygamberin getirdiği hayati mesajı, dirilişi ve ilahi azabı bir oyun aracı haline getirdiklerini, hayatı ve uhrevi gerçekleri ciddiyetten uzak bir tiyatro sahnesi gibi algıladıklarını açıklar. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin morfolojik yapısını inceleyerek, "yel'abûn" fiilindeki akıcılığın ve geniş zaman kullanımının, inkarcıların bu ciddiyetsiz ve alaycı tavırlarında ne kadar ısrarcı olduklarını gösterdiğini; önceki kelime olan "havz" (batıla dalmak) ile birleştiğinde, yaklaşan mutlak bir felakete doğru adeta kahkahalar atarak giden trajikomik bir insan tipolojisini edebi bir dille resmettiğini belirtir. Prof. Dr. Sadık Kılıç, l-a-b eyleminin kökenindeki gayesizlik ve sorumsuzluk manasının, varoluşsal bir trajediye işaret ettiğini; ilahi iradenin mutlak gerçekliğine karşı inkarcıların takındığı "oyun oynama" halinin, sadece bir inançsızlık değil, aynı zamanda varlığın anlamına ve yaratılış gayesine karşı ontolojik bir saygısızlık durumu olduğunu vurgular.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X