Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Târık Sûresi, 14. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Târık Sûresi, 14. Ayet

    وَمَا هُوَ بِالْهَزْلِۜ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Vemâ huve bil-hezl(i)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      13. Kur’ân (hak ile bâtılı) ayıran bir sözdür.

      14. O asla bir şaka değildir.


      Kur’ân (hak ile bâtılı) ayıran bir sözdür. Yani helâl ve haramı açıklayan, sakınılması gerekenle yapılması lazım geleni beyan eden, doğruyu hatadan ayırt eden, vâd ile vaîdi ayrı kılan... “Fasl” (فصل) kelimesinin mânası tefrik, yani ayırmak demektir. Onun özelliği vâdi vaîdden, helâli haramdan, hakkı bâtıldan ayırt etmesidir. Her şeyi yerli yerince koyan ve birini diğerine karıştırmayandır. O asla bir şaka değildir. Yani Kur’ân oyun, eğlence ve bâtıl değildir.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Hezl (الهزل)

        Kelimemiz, sözlükte zayıflık, ciddiyetsizlik, şaka, boş söz ve oyun manalarına gelen h-z-l kökünden türemiştir. İbn Fâris, h-z-l kökünün asıl manasının bir şeyin etinin ve yağının erimesi, zayıflaması ve cılızlaşması olduğunu belirterek, bu fizyolojik incelme ve zayıflamanın dildeki anlama aktarılarak "içi boş, ağırlığı ve ciddiyeti olmayan, değersiz söz" (şaka yahut alay) manasını kazandığını açıklar. Râgıb el-İsfahânî, "hezl" kavramının ciddiyetin (cid) tam zıddı olduğunu vurgulayarak, hiçbir hakikati barındırmayan, arkasında sağlam bir irade veya maksat bulunmayan eğlencelik sözleri ifade ettiğini; ayet bağlamında ilahi kelamın bir önceki ayette belirtilen o keskin "fasl" (ayırıcı söz) niteliğinin, her türlü ciddiyetsizliği, laubaliliği ve boşluğu metnin ontolojik doğasından tamamen dışladığını detaylandırır. Celaleddin el-Suyuti, klasik dilbilimsel verilere dayanarak kelimenin şaka, eğlence ve asılsız lakırdı manasında kullanıldığını teyit eder. Toshihiko Izutsu, cahiliye dönemi Arap toplumunun ölüm ve ötesine dair tutumlarını incelerken, bu kelimenin Mekke aristokrasisinin ilahi mesaja karşı takındığı alaycı ve ciddiyetsiz tavrı temsil ettiğini, Kur'an'ın bu ayetle kendi mesajının ontolojik ağırlığını ortaya koyarak muhatabın alaycı kalkanını parçaladığını tahlil eder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin edebi bağlamdaki yerini ele alarak, bir önceki ayetteki "kesin ve ayırıcı söz" (fasl) ile bu ayetteki "şaka/boş söz" (hezl) arasında kurulan tezat sanatının, metnin psikolojik şiddetini ve retorik ciddiyetini zirveye taşıdığını, ilahi tebliğin ve yargılamanın hiçbir laubaliliğe tahammülü olmayan dehşetli bir gerçeklik olduğunu savunur. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin nüzul ortamındaki polemik değerine dikkat çekerek, Mekkeli müşriklerin Kur'an'ı ve ahiret inancını mitolojik masallar yahut birer eğlence malzemesi olarak görerek itibarsızlaştırmaya çalıştıklarını, ayetteki bu kesin ifadenin müşriklerin o polemik stratejisini çökertip ilahi mesajın mutlak ve tavizsiz ciddiyetini ilan eden son derece sarsıcı bir müdahale olduğunu aktarır. Prof. Dr. Sadık Kılıç, kelimenin varlıkbilimsel derinliğine işaret ederek, insanın topraktan ve sudan yaratılışından başlayıp ahirette diriltilmesine ve sırlarının ifşa edilmesine kadar surenin başından beri anlatılan o muazzam ontolojik sürecin bir oyun, tesadüf veya kozmik bir şaka (hezl) olmadığını, varoluşun her zerresinin mutlak bir ciddiyet ve maksatla inşa edildiğini ifade eder.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X