وَالْاَرْضِ ذَاتِ الصَّدْعِۙ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Târık Sûresi, 12. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: bitki veren yer, çatlayan yer, tarık suresi, yemin, dönüşlü gök, tarık 12, yağmurlu gök, tarık suresi 12. ayet, arz
-
Andolsun yarılan yere.
Andolsun yarılan yere. Yani bitkilerle yarılan yere. Yahut suların birikip toplandığı dereler ve nehirlerle yarılıp insanların arazilerini ve hayvanlarını sulayarak yararlandıkları yere. Allah Teâlâ yerin ve semanın şanını yüceltmiş ve onlara yemin etmiştir ki Kur’ân (hak ile bâtılı) ayıran bir sözdür ve o asla bir şaka (hezl) değildir. Bitkilerin yerden çıkarılmasında hayranlık verici bir hikmet, ince bir düzenleme ve yönetim vardır. Şöyle ki bitki, en ufak bir temas halinde eğilen bir nesnedir. Bununla birlikte Allah Teâlâ lütfu ile kuru ve sert olan yeri yardı ve onu oradan eğilip bükülmeden ve de kırılmadan çıkardı. Böylece onu bu halde var edenin hikmet sahibi olduğunu bilsinler ve tevhide sarılsınlar istedi. Diğer taraftan yeryüzünün yararlarını gökyüzünün yararlarına bağladı, ikisini birlikte insanların emrine âmâde kıldı. Öyle ki yeryüzünün, bitkilerin çıkması için yarılması ancak gökten yağmurun inmesine bağlıdır. Bu aynı zamanda hem göğün hem de yerin aynı kudret eli tarafından idare edildiğinin de bildirilmesidir. Eğer öyle olmasaydı o takdirde yer ve gök birbirini tamamlayıcı şekilde olmaz, birinin yararı diğerininkine bağlı olmazdı.
Yorumu Yorumla
-
Arz (الأرض)
Kelimemiz, sözlükte yeryüzü, ayak basılan zemin, aşağıda ve altta olan yer manalarına gelen e-r-d kökünden türemiştir. İbn Fâris, e-r-d kökünün temel anlamının alçaklık, aşağıda bulunma ve taban olma durumu olduğunu belirtir; yüksekliği ifade eden sema (gökyüzü) kavramının tam zıddı olarak insanın üzerinde yaşadığı zemin için kullanıldığını açıklar. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin fiziksel yeryüzü tabakasını ifade ettiğini, ancak ayetin bağlamında ölü gibi duran toprağın potansiyel bir yaşam fışkırtma kapasitesine sahip ontolojik bir rahim olarak kurgulandığını detaylandırır. Arthur Jeffery, kelimenin Sami dillerindeki yaygın ortak kullanımına dikkat çekerek, İbranice "erets" ve Süryanice "ar'a" kelimeleriyle etimolojik akrabalığını ortaya koyar ve kavramın en kadim dönemlerden beri yeryüzünü tanımlamak üzere Arapçaya yerleşmiş asli bir Sami sözcüğü olduğunu aktarır. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın kelime dünyasında bu kavramın gökyüzü ile birlikte kozmik bir ikili oluşturduğunu, yeryüzünün sadece fiziksel bir mekan değil, ilahi kudretin tohumları yeraltı karanlığından aydınlığa çıkardığı dinamik bir tecelli sahnesi olarak sunulduğunu inceler. Angelika Neuwirth, erken dönem Mekke surelerindeki yapısal özellikleri tahlil ederken, bir önceki ayetteki "yağmur indiren gökyüzü" imgesiyle bu ayetteki "yeryüzü" imgesinin kusursuz bir simetri yarattığını, böylece evrensel nizamın makrokozmik şahitleri olarak yemin formunda metne yerleştirildiklerini ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin nüzul ortamındaki algısına değinerek, çöl şartlarında yaşayan Hicaz Arapları için kurumuş toprağın yağmurla canlanmasının en büyük varoluşsal mucizelerden biri olduğunu, metnin bu yerel tecrübeyi kullanarak muhatabın zihninde yeniden dirilişe dair somut bir kanıt inşa ettiğini aktarır.
Sad' (الصدع)
Kelimenin kökü olan s-d-a, temel olarak sert bir şeyi yarmak, çatlatmak, ikiye ayırmak ve parçalamak anlamlarına gelmektedir. İbn Fâris, s-d-a kökünün asıl manasının katı ve bütün haldeki bir nesnede bir çatlak oluşturmak yahut onu yarmak olduğunu belirterek, bu eylemin şiddet içeren fiziksel bir ayrışmayı ifade ettiğini açıklar. Râgıb el-İsfahânî, "sad'" kavramının bağlam gereği toprağın bitkiler için yarılıp açılmasını nitelediğini, tohumun yeraltı karanlığından filizlenerek yukarı çıkarken o sert yeryüzü kabuğunu çatlatıp yarmasının muazzam bir ilahi kudret göstergesi olarak sunulduğunu detaylandırır. Celaleddin el-Suyuti, tefsir ve lügat geleneğinin ittifakıyla bu kelimenin bitkilerin çıkışı esnasında toprağın yarılması manasında kullanıldığını klasik örneklere dayanarak teyit eder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin edebi ve psikolojik boyutuna odaklanarak, gökten inen yağmurun (rac') toprağa çarpmasıyla meydana gelen bu yarılma (sad') eyleminin, tıpkı insanı irkilten karanlığı delen yıldız (sâkıb) gibi şiddetli ve sarsıcı bir retorik enerji taşıdığını, doğadaki bu dinamik uyanışın ölü kalpleri sarsmayı hedeflediğini savunur. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın anlamsal kurgusunda bu yarma ve çatlatma fiilinin, mutlak eylemsizlik gibi görünen ölüm halinden aniden fışkıran hayatı sembolize ettiğini, ölü toprağın yarılıp bitkinin çıkması ile ahirette kabirlerin yarılıp insanın çıkması arasındaki ontolojik paralelliğin bu kelime üzerinden kurulduğunu tahlil eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, kelimenin varlıkbilimsel tahlilinde, cansız ve katı toprağın narin bir filiz tarafından içeriden dışarıya doğru çatlatılmasındaki varoluşsal mucizeye dikkat çekerek, ilahi iradenin en sert engelleri bile hayat vasıtasıyla nasıl yarıp geçtiğini gösteren kusursuz bir teolojik delil olduğunu ifade eder.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla