Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Târık Sûresi, 11. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Târık Sûresi, 11. Ayet

    وَالسَّمَٓاءِ ذَاتِ الرَّجْعِۙ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Ve-ssemâ-iżâti-rrac’(i)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      Andolsun içindekilerin gidip geldiği semaya.

      Ebû Ubeyde “rac‘” (الرجع) su demektir, der. Yani yağmurlu semaya yemin edilmektedir. Bir başkası ise ona dönmek anlamı vermiş ve döner, her sene bir önceki senede verdiği yağmuru verir, diye açıklamıştır. Çünkü “rac‘” dönmek demektir. “Zâti’r-rac‘” (ذات الرجع) demek kulları tam olarak yararlanabilmeleri için bereketini tekrar tekrar indirir, yağmuru yağdırır diye yorumlanmıştır.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Semâ (السماء)

        Kelimemiz, sözlükte yükseklik, yücelik ve üstte olma anlamlarına gelen s-m-v kökünden türemiştir. İbn Fâris, s-m-v kökünün temel anlamının yükselmek ve yücelmek olduğunu belirtir; ona göre bu sözcük, insanın üzerinde bulunan, onu gölgelendiren ve yüksekte yer alan her şeyi ifade eden genel bir şemsiye kavramdır. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin kökenindeki yükseklik vurgusuna dikkat çekerek, bu ayetin bağlamında yeryüzünün üstündeki fiziksel gökyüzü tabakasını ifade ettiğini, ancak surenin bu kısmında hususen döngüsel olayların, yağmurun ve bereketin kaynağı olma işleviyle ön plana çıkarıldığını detaylandırır. Arthur Jeffery, kelimenin Sami dillerindeki ortak kullanımına değinerek Aramice ve Süryanice gibi dillerdeki akrabalığına işaret eder ve yüksekliği ifade eden bu ortak Sami kökünün Arapçaya tamamen yerleşmiş asli bir unsur olarak geçtiğini belirtir. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın kelime dünyasını incelerken bu kelimenin cahiliye dönemi Arap tasavvurundaki sıradan fiziksel kubbe anlayışından çıkarılarak, Allah'ın evrendeki sarsılmaz nizamını ve periyodik olayları (yağmur döngüsü gibi) yöneten ilahi kudretin bir ibret sahnesine dönüştüğünü ifade eder. Angelika Neuwirth, erken dönem Mekke surelerindeki yemin formatlarını ve yapısal özellikleri tahlil ederken, surenin başındaki gökyüzü yemininin on birinci ayette tekrar edilmesinin metne dairesel bir bütünlük kazandırdığını, mikrokozmos (insanın yaratılışı) anlatısından sonra tekrar makrokozmosa (evrensel düzene) görkemli bir dönüş yapıldığını savunur.

        Rac' (الرجع)

        Kelimemiz, sözlükte geri dönmek, bir şeyi ilk haline çevirmek, tekrar etmek ve yağmur manalarına gelen r-c-a kökünden türemiştir. İbn Fâris, r-c-a kökünün asıl anlamının bir şeyin başladığı noktaya geri dönmesi, sürekli ve periyodik olarak tekrar etmesi olduğunu belirterek, bulutlardan yağan yağmura bu kökten hareketle "rac'" isminin verildiğini; zira yağmurun her mevsim döngüsel olarak geri döndüğünü yahut yeryüzünden buharlaşıp tekrar göğe çıkıp yağarak bir dönüşüm döngüsü oluşturduğunu açıklar. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin asıl manasının dönmek ve iade etmek olduğunu vurgulayarak, bağlam gereği burada gökyüzünün periyodik olarak indirdiği ve yeryüzüne hayat veren yağmuru ifade ettiğini, bu kullanımın Araplar arasında son derece yaygın bir isimlendirme olduğunu detaylandırır. Celaleddin el-Suyuti, klasik lügat ve tefsir verilerine dayanarak kelimenin surenin bu ayetinde tartışmasız olarak periyodik olarak inen "yağmur" manasında kullanıldığını teyit eder. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın anlamsal alanında "dönüş" kavramının taşıdığı çok katmanlı yapıya dikkat çekerek, bu ayetteki tabiat olayının (yağmurun dönüşü) sıradan bir meteorolojik hadise olarak değil, insanın ahiretteki yeniden dirilişine ontolojik ve kozmik bir delil olarak sunulduğunu tahlil eder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin edebi ve psikolojik boyutuna odaklanarak, sekizinci ayetteki insanın dirilişi ile bu ayetteki yağmurun döngüsü arasında aynı kök kelimenin (rac') kullanılmasının muazzam bir retorik simetri yarattığını, ölü toprağa can veren suyun dönüşü ile ölü bedene can veren ilahi emrin dönüşü arasındaki bu semantik paralelliğin inkar eden aklı ikna edici bir şok dalgasıyla vurduğunu savunur. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin dönemin Hicaz kültüründeki yerel algısına değinerek, çöl ikliminde yaşayan Araplar için yağmurun her şey demek olduğunu, gökyüzünün yağmuru geri getirmesi üzerinden verilen bu örneğin, muhatapların dünyasında en hayati, en gözlemlenebilir ve en sarsıcı varoluşsal kanıtlardan biri olarak işlev gördüğünü aktarır. Prof. Dr. Sadık Kılıç, kelimenin felsefi ve varlıkbilimsel tahlilinde, evrendeki bu döngüselliğin ilahi iradenin tabiata yerleştirdiği yenilenme yasası olduğunu, dolayısıyla evrendeki bu şaşmaz tekrarın insanın da ahirette tekrar hayata döndürüleceğinin sessiz ama en kesin şahidi kılındığını ifade eder.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X