Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Târık Sûresi, 6. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Târık Sûresi, 6. Ayet

    خُلِقَ مِنْ مَٓاءٍ دَافِقٍۙ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Ḣulika min mâ-in dâfik(in)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      5. İnsan neden yaratıldığına bir baksın!

      6. O, atılan bir sudan yaratıldı.


      İnsanın Yaratılış Hikmeti

      Esas olan şudur: İnsanın yaratılmış olduğu unsur üzerinde düşünmek, âhiret hayatını inkâr edenleri, Hz. Peygamber’in (a.s.) risâletini tanımayanları iman etmeye ve onu tanımaya götürür. Şöyle ki: İnsanın yaratılmış olduğu “nutfe” (sperm) söz gelimi bir tabak içine konulsa ve sonra biri ondan alaka ve mudğa çıkarılması ve ondan bir insanın yaratılması imkânını veren sırrı anlamak ve elde etmek istese, imkânı yok bunu başaramaz. Bütün cinler ve insanlar bir araya gelse insanın organlarından tek birini yapmak için çaba gösterseler, onu bir araya getirmeyi asla başaramazlar. Yahut organın işitme, görme yetisini nasıl elde ettiğinin sırrına ermek isteseler asla muvaffak olamazlar. Bundan ortaya çıkıyor ki kudreti böylesine mükemmel bir dereceye ulaşan bir zat hiçbir şeyden gaflet halinde olmaz ve hiçbir güç ve kudret onu acze düşüremez.

      Atılan su’dan maksat, erkeğin kadının rahmine boşalttığı menidir. Dâfik ism-i fâil vezninde olmakla birlikte “medfûk” (ism-i mefûl) anlamındadır, boşaltılan, atılan demektir. İçinde uyunulan geceye “leyi nâim” kendisi ile yorulan kedere “hemmun nâsıb” denilmesi gibi. Zeccâc dedi ki: “Mâun dâfik” atılan su demektir.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Mâ' (ماء)

        Kelimemiz, sözlükte akıcılık, sıvı durumu ve hayatın temel maddesi anlamlarına gelen m-v-h kökünden türemiştir. İbn Fâris, m-v-h kökünün asıl manasının su, sıvı ve akıcı olan her türlü maddeyi kapsadığını, hayatın temel bileşenini ifade eden genel bir isim olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin Kur'an'daki kullanımlarına dikkat çekerek, bu ayetin bağlamında sıradan içme suyunu değil, insanın biyolojik üremesine temel teşkil eden ve hakir görülen üreme sıvısını ifade ettiğini, insanın yaratılışındaki bu mütevazı başlangıca vurgu yapıldığını açıklar. Arthur Jeffery, kelimenin Sami dillerindeki ortak kökenine değinerek, İbranice ve Süryanice gibi dillerde de benzer formlarda su ve sıvı manasında kullanıldığını, Arapçanın en kadim ve asli kelimelerinden biri olarak metne yerleştiğini aktarır. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın semantik yapısında insanın varoluşsal kibrini kırma stratejisini incelerken, surenin başındaki ihtişamlı kozmik yeminlerden sonra aniden "su" gibi değersiz ve basit görülen bir maddeye atıf yapılmasının, insanı kendi aciz biyolojik gerçekliğiyle yüzleştiren sarsıcı bir teolojik kontrast yarattığını tahlil eder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin edebi boyutuna odaklanarak, dirilişi inkâr eden kibirli muhatabın, aslen basit bir sıvıdan ibaret olduğu gerçeğiyle vurulmasının, psikolojik bir şok etkisi yaratarak aklı ve kibri silkelediğini savunur. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin dönemin Hicaz bölgesindeki sosyo-kültürel algısına dikkat çekerek, bu kadar net ve çıplak bir biyolojik atfın, kendilerini erişilmez gören Mekke zümresinin gururunu yerle bir etmek ve onları ilahi kudret karşısında düşünmeye zorlamak için kullanılan çok güçlü bir retorik araç olduğunu ifade eder.

        Dâfik (دافق)

        Kelimenin kökü olan d-f-k, sözlükte bir sıvının şiddetle ve hızla fışkırması, aniden dökülmesi ve tazyikle atılması anlamlarına gelmektedir. İbn Fâris, d-f-k kökünün asıl manasının sıradan bir akıntı veya damlama olmadığını, bilakis suyun veya herhangi bir sıvının bir kereden ve büyük bir itici güçle dışarı atılması eylemini ifade ettiğini belirterek kelimenin barındırdığı dinamizme dikkat çeker. Râgıb el-İsfahânî, bu kelimenin ism-i fail (etken) formunda olmasına rağmen bağlam gereği fışkırtılan ve atılan üreme sıvısını nitelediğini, sıvının kendisindeki o muazzam hareketlilik ve canlılık nedeniyle adeta fışkırma eylemini bizzat kendisi yapıyormuş gibi etken bir kalıpla isimlendirildiğini detaylandırır. Celaleddin el-Suyuti, klasik sözlük ve tefsir verilerine dayanarak kelimenin tazyikle atılan ve rahme ulaşan hayati sıvıyı ifade ettiğini teyit eder. Angelika Neuwirth, erken dönem Mekke surelerindeki yapısal ve estetik unsurları tahlil ederken, "fışkıran sıvı" imgesinin, surenin başındaki karanlığı şiddetle delen yıldız imgesiyle simetrik bir ritim ve enerji uyumu yakaladığını, böylece gökyüzündeki kozmik patlamanın bir benzerinin mikro düzeyde insanın yaratılış anında da gerçekleştiği mesajının metne işlendiğini ifade eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, kelimenin varlıkbilimsel derinliğini ele alarak, kökündeki o şiddetli fışkırma eyleminin sadece fizyolojik bir atımı değil, hayata atılıştaki muazzam enerjiyi, var olma arzusunu ve ilahi iradenin cansız bir sıvıyı aniden dinamik bir insan taslağına dönüştürmesindeki kudret şifresini barındırdığını aktarır.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X