لَقَدْ خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ ف۪ٓي اَحْسَنِ تَقْو۪يمٍۘ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Tin Sûresi, 4. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: yaratılış, en güzel biçim, tin 4, tin suresi 4. ayet, tin suresi, ahsen-i takvim, insan, ihsan
-
"Biz insanı en güzel biçimde yaratmışızdır."
Yorumcular dediler ki: Yemin işte bunun için yapılmıştır. Ancak yeminin cevabının daha başka bir cümle olması daha uygun ve doğruya yakındır. Çünkü onlar müşahede yoluyla insanın en güzel biçimde yaratılmış olduğunu görmektedirler ve anlamaktadırlar. Zira hiçbir kimse insanın bu biçimden ve mevcut halindeki düzenlemeden başka bir şekilde yaratılmış olmasını temenni etmiş değildir. Bizce en uygun izah şekline göre yeminin cevabı “sümme radednâhu esfele sâfılîn” (ثُمَّ رَدَدْنَاهُ أَسْفَلَ سَافِلِينَ) âyetidir. Çünkü inkâr ve reddetme bu konuda oluşmaktadır. Maksat da cehennem ateşidir. Bu itibarla Allah Teâlâ, bunu yemin ile tekit etmiştir. Sanki şöyle buyurmuş gibidir: Biz insanı en güzel biçimde yaratmış olmakla birlikte, inkâr ve inat etmelerinden dolayı onları “esfel-i sâfilîn’e göndeririz.
Biz insanı en güzel biçimde yaratmışızdır. Burada farklı yorumlar söz konusudur: Birincisi: Duyularla algıladığınız, baş gözüyle gördüğünüz en güzel şekilde. Çünkü Allah, melekleri insanlardan daha güzel şekilde ve daha güçlü biçimde yaratmıştır. Lâkin burada maksat onlar değildir. Şöyle ki: İnsanın yaratılışı öyle bir şekilde olmuştur ki, onlardan hiçbiri başka bir şekilde olmayı temenni etmemektedir. Bu da gösteriyor ki onların yaratılışı en güzel şekildedir. İkincisi: Ahsen-i takvim, ‘ahkem-i takvim ve etkanehû”, yani yerinde ve en sağlam şekilde demektir. Çünkü Allah insanları öyle bir konumda yaratmıştır ki insanlar, Allah’ın kendilerine öğrettiği bilgi yolları ve çareler sayesinde nesnelerin tamamını fayda ve yararları için kullanılabilirler. Allah insanlarda bu kabiliyet ve imkânı yaratmıştır. Ahsen-i takvimin, Allah’ın vahdaniyetine ve ulûhiyetine işaret eden en muhkem ve sağlam bir yaratılış diye anlaşılması da mümkündür. Yahut onları temyiz ehli ve bilgi sahibi kıldığı için anlamına da gelebilir. Öyle ki her türlü itaat yolunda hayırlı işlere muvaffak olurlar ve bu yolla sonsuz sevap kazanır, başka yaratıkların sahip olmadığı büyük saygınlığı hak ederler.
Yorumu Yorumla
-
Halaknâ (خَلَقْنَا)
İbn Fâris, bu kelimenin "h-l-k" kökünden geldiğini, bu kökün temel anlamının "takdir" (ölçüp biçmek) ve "bir şeyi pürüzsüz hale getirmek" olduğunu belirtir. Bu bağlamda yaratma eyleminin belirli bir ölçü, uyum ve plan dahilinde gerçekleştiğine işaret eder. Râgıb el-İsfahânî, "halk" kelimesinin iki temel kullanımı olduğunu; birincisinin bir şeyi yoktan var etmek (ibdâ), ikincisinin ise mevcut bir şeyi belirli bir hikmet ve ölçüye göre şekillendirmek (takdir) olduğunu açıklar; bu ayette insanın özel bir biyolojik ve ruhsal ölçüyle var edildiğini savunur. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin sadece basit bir var etme eylemini değil, insanın ontolojik bir proje olarak en ince ayrıntısına kadar tasarlandığını ve ayetteki çoğul formun (halaknâ) ilahi azametin bu muazzam yaratma eylemindeki mutlak otoritesini ifade ettiğini analiz eder.
İnsân (الْإِنْسَانَ)
İbn Fâris, kelimenin etimolojisi hakkında iki görüş sunar: İlki "e-n-s" kökünden gelip ünsiyet (sosyallik, alışkanlık) anlamı taşıması, ikincisi ise "n-s-y" kökünden türeyip unutkanlık (nisyan) ile ilintili olmasıdır. Râgıb el-İsfahânî, "üns" köküne ağırlık vererek insanın hem kendi türüyle hem de yaratıcısıyla bağ kurabilme, alışma ve sosyalleşme yeteneğine vurgu yapar. Arthur Jeffery, kelimenin Arapça köklerle izah edilmesine rağmen, semitik dillerin genelinde (Aramicede "enâşâ", İbranicede "enôş") benzer formlarda bulunduğunu ve kökeninin Mezopotamya ve çevre kültürlerle ortak bir semitik mirasa dayandığını analiz eder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), Kur'an'ın semantik yapısında "insan" kelimesinin, salt biyolojik bir canlıyı ifade eden "beşer" teriminden farklı olarak; akli melekeleri olan, ahlaki sorumluluk (emanet) yüklenebilen ve özel bir onura sahip varlığı temsil ettiğini belirtir. Toshihiko Izutsu, insanın Kur'an'daki ontolojik konumunu değerlendirirken, kelimenin "yaratıcı" (Hâlık) karşısında duran "yaratılan" (mahlûk) ve "kul" (abd) ilişkisinin merkezinde yer aldığını ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin bu bağlamda sadece bir tür ismi olmadığını, ahsen-i takvim üzere inşa edilen ve yeryüzünde ilahi iradenin muhatabı olan seçkin varlığı nitelediğini açıklar.
Ahsen (أَحْسَنِ)
İbn Fâris, kelimenin "h-s-n" kökünden türediğini, bu kökün çirkinliğin (kubh) zıddı olan her türlü güzelliği, iyiliği ve mükemmelliği kapsadığını belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "husn" kavramının hem dış dünyadaki estetik güzelliği hem de iç dünyadaki ahlaki ve akli yetkinliği ifade ettiğini; "ahsen" formunun ise bu niteliklerin en üst basamağını, yani kusursuz bir tasarımı temsil ettiğini açıklar. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu kelimenin insana bahşedilen fiziksel formun ve zihinsel donanımın varlıklar arasındaki en yüksek dereceyi (superlative) temsil ettiğini, insanın biyolojik ve ruhsal olarak "en güzel" şekilde dizayn edildiğini ifade eder.
Takvîm (تَقْوِيمٍ)
İbn Fâris, kelimenin "k-v-m" kökünden geldiğini; bu kökün temelinin ayakta durmak, bir şeyi doğrultmak, düzeltmek ve bir şeyin kıymetini belirlemek olduğunu belirtir. "Takvîm" kalıbının, bir şeyi olması gereken en ideal, en düzgün ve en dengeli hale getirme sürecini ifade ettiğini analiz eder. Râgıb el-İsfahânî, bu terimin insanın anatomik yapısındaki dik duruşa, organlar arasındaki muazzam simetriye ve biyolojik dengesine işaret ettiğini vurgular; insanın "itidâl" (denge) üzere yaratılmasının bu kavramla karşılandığını belirtir. Angelika Neuwirth, kavramı Geç Antik Çağ'daki insan onuru (dignity of man) tartışmaları bağlamında değerlendirerek, Kur'an'ın bu terimle insanı evrenin en şerefli formu (stature) olarak tanımlayan bir teolojik antropoloji kurduğunu savunur. Toshihiko Izutsu, takvim kelimesinin insanın sadece dış suretini değil, aynı zamanda içsel yeteneklerinin ve fıtratının en ideal kıvamda (mold) mayalanmasını temsil ettiğini ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin insanın biyolojik gelişiminden ziyade, varoluşsal olarak en mükemmel kıvamda, dik ve dengeli bir fiziksel yapı ile üstün akli melekelerin uyumu içinde yaratılmasını ifade eden bütüncül bir terim olduğunu analiz eder.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla