Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Tin Sûresi, 5. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Tin Sûresi, 5. Ayet

    ثُمَّ رَدَدْنَاهُ اَسْفَلَ سَافِل۪ينَۙ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Śumme radednâhu esfele sâfilîn(e)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Sonra onu aşağıların aşağısına indirdik."

      Bu ilâhî beyanın çeşitli anlamlara gelmesi ihtimali vardır: İnsanı esfel-i sâfilîne indirdik ki orası cehennemdir. Kâfir, cehenneme gönderilir, orası esfel-i sâfilîndir. Mümine gelince onu cennete göndeririz; cennet de “a‘lâ-i illiyyîn”dir. Bu da bir sonraki İlâhî beyanda istisna edilmiştir: Kesintisiz ödül vâdi cennettedir, İkincisi: İnsanı tercih etmiş olduğu en aşağılık amellere ve fiillere indiririz, o da seçmiş olduğu şirk ve küfür inancıdır. Mümini ise tercih etmiş olduğu yüce ve yüksek amellere yükseltiriz. En doğrusunu Allah bilir. Üçüncüsü: Tefsircilerin şu yorumudur: Onu daha sonra erzel-i ömre ve en sefil dönemine sevk ederiz.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Redednahu (رَدَدْنَاهُ)

        İbn Fâris, kelimenin "r-d-d" köküne dayandığını, bu kökün bir şeyi geri çevirmek, döndürmek veya bir hali başka bir hale tahvil etmek gibi temel anlamlara sahip olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "redd" kavramının bir şeyi ilk haline veya belirli bir yere tekrar göndermek manasına geldiğini ifade eder; bu ayet bağlamında insanın o yüce yaratılış kıvamından (ahsen-i takvim) aşağıya doğru bir dönüşünü veya yaşlılık/ölüm gibi hallerle fiziksel bir gerilemesini temsil ettiğini analiz eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin bir "dönüştürme" eylemi olduğunu, insanın sahip olduğu üstün potansiyeli kullanamaması durumunda ilahi irade tarafından aşağıların aşağısına itilmesini veya biyolojik bir süreç olarak yaşlılığın getirdiği düşkünlük haline geri döndürülmesini ifade ettiğini açıklar. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu eylemin insanın ontolojik düşüşünü nitelediğini, yaratılıştaki o saf ve yüksek noktanın korunmaması neticesinde gerçekleşen bir geri dönüş ve itilme hali olduğunu belirtir.

        Esfele (أَسْفَلَ)

        İbn Fâris, "s-f-l" kökünden türeyen bu kelimenin yükseklik ve yüceliğin (ulüv) tam zıddı olduğunu, mekan veya konum olarak en aşağıda bulunmayı ifade ettiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "süfl" kökünün hem fiziksel olarak bir yerin alt kısmını hem de manevi ve ahlaki olarak seviyesizliği, aşağılığı temsil ettiğini açıklar; "esfel" formunun ise "en aşağı" anlamına gelen bir üstünlük (ism-i tafdil) kalıbı olduğunu vurgulayarak bu durumun ulaşılabilecek en dip noktayı işaret ettiğini belirtir. Toshihiko Izutsu, bu terimi Kur'an'ın etik-dini değerler sistemi içinde değerlendirerek, insanın manevi düşüşünün ulaşabileceği en uç ve en derin noktayı temsil eden bir mekan ve hal nitelemesi olarak analiz eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin insanın biyolojik olarak yaşlılık dönemindeki fiziksel acziyetini veya ahlaki anlamda hayvandan daha aşağı bir dereceye düşmesini ifade eden bir aşırılık nitelemesi olduğunu, "en alt derece" manasına geldiğini belirtir.

        Safilin (سَافِلِينَ)

        İbn Fâris, bu kelimenin de "s-f-l" köküne dayandığını ve aşağıda olanlar, sefil ve düşük kimseler manasına geldiğini ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin hem somut olarak alçakta bulunanlar hem de rütbe, şeref ve karakter bakımından en aşağı dereceye inenler için kullanıldığını analiz eder; "esfele sâfilîn" terkibiyle bu aşağılığın katmerli ve en uç seviyeye ulaştığının anlatıldığını belirtir. Angelika Neuwirth, kavramı insanın eskatolojik akıbeti bağlamında değerlendirerek, bunun "en güzel kıvam"da yaratılan insanın bu liyakati kaybetmesi sonucu düştüğü ontolojik bir mahkumiyet ve alçalış hali olduğunu savunur. Gabriel Said Reynolds, kelimenin İbrahimî gelenekteki "düşüş" anlatılarıyla benzerlik taşıdığını ve insanın ilahi lütuftan uzaklaşarak girdiği karanlık ve sefil durumu nitelediğini analiz eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, "sâfilîn" ifadesinin hem biyolojik hem de ahlaki manada "düşükler/aşağıdakiler" anlamına geldiğini, ayetin bütününde insanın varlık hiyerarşisindeki en alt basamağa mahkum edilmesini veya o seviyedekilere dahil edilmesini ifade ettiğini açıklar.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X