Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Tevbe Sûresi, 83. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Tevbe Sûresi, 83. Ayet

    فَاِنْ رَجَعَكَ اللّٰهُ اِلٰى طَٓائِفَةٍ مِنْهُمْ فَاسْتَأْذَنُوكَ لِلْخُرُوجِ فَقُلْ لَنْ تَخْرُجُوا مَعِيَ اَبَداً وَلَنْ تُقَاتِلُوا مَعِيَ عَدُواًّۜ اِنَّكُمْ رَض۪يتُمْ بِالْقُعُودِ اَوَّلَ مَرَّةٍ فَاقْعُدُوا مَعَ الْخَالِف۪ينَ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Fe-in race’aka(A)llâhu ilâ tâ-ifetin minhum feste/żenûke lilḣurûci fekul len taḣrucû me’iye ebeden velen tukâtilû me’iye ‘aduvvâ(en)(s) innekum radîtum bilku’ûdi evvele merratin fak’udû me’a-lḣâlifîn(e)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      Şayet Allah seni onlardan bir toplulukla tekrar karşılaştırır da başka bir sefere çıkmak için senden izin isterlerse, de ki: Bundan böyle benimle asla sefere çıkmayacak ve benim maiyetimde düşmana karşı asla savaşmayacaksınız. Mademki ilk defasında oturup kalmayı yeğlediniz, şimdi de geride kalanlarla birlikte oturmaya devam edin.

      Şayet Allah seni onlardan bir toplulukla tekrar karşılaştırır da başka bir sefere çıkmak için senden izin isterlerse. Allah seni onlardan bir toplulukla tekrar karşılaştırırsa mealindeki beyan, bu hususta geride kalanların hepsinin münafık olmadığını, münafıkların tümünün de sefere çıkmaktan kaçınmadıklarım ve geride kalmadıklarım göstermektedir. Senden izin isterlerse, de ki: Bundan böyle benimle asla sefere çıkmayacak ve benim maiyetimde düşmana karşı asla savaşmayacaksınız. Çünkü Cenab-ı Hak onların müminlerle birlikte sefere çıkmalarının onlara bozgunculuk ve fesat dışında bir katkısının olmayacağını bildirmiştir. Böylece Cenab-ı Hak şöyle buyurmaktadır: Bundan böyle benimle asla sefere çıkmayacak ve benim maiyetimde düşmana karşı asla savaşmayacaksınız. Mademki ilk defasında oturup kalmayı yeğlediniz. Yani münafıklıkları sebebiyle ilk defasında oturup kalmakla cezalandırıldılar. De ki: Bundan böyle benimle asla sefere çıkmayacaksınız. Yani bundan böyle benimle sefere çıkmamza ve benim maiyetimde düşmana karşı savaşmamza asla izin vermeyeceğim. Sefere çıkmayacaksınız mealindeki beyan şu manaya da gelebilir: Yani size sefere çıkma izni versem de sizler asla sefere çıkmayacaksınız.

      Şimdi de geride kalanlarla birlikte oturmaya devam edin. Denildi ki: Geride kalanlarla birlikte. Bunlar, belirtildiği üzere münafıklardır. Bu beyanın, “mazeret sahipleriyle birlikte oturup kalın” manasına gelmesi de mümkündür. Bazıları şöyle demiştir: Kadınlar ve sakatlarla birlikte. Bu manalar birdir.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Li'l-Hurûci (لِلْخُرُوجِ)

        Kelimenin kökü "h-r-c" harfleridir. Çıkmak, ayrılmak ve dışarı gitmek demektir. Harf-i cer ile "Çıkmak için (başka bir sefere çıkmak için)" anlamında, izin istedikleri konuyu belirtir.

        Prof. Dr. Hidayet Aydar, münafıkların bu ikiyüzlü siyasi taktiğine işaret eder. Zorlu ve tehlikeli Tebük seferinden kaçmışlardır; ancak peygamber zaferle veya ganimetle döndükten sonra, ileride daha kolay (ve kârlı) bir sefer olduğunda hemen sahte bir cesaretle öne atılıp "sefere katılmak için izin isteyeceklerdir." Kur'an bu ucuz taktiği önceden deşifre eder.

        Me'ıye (مَعِيَ)

        Zarf ve iyelik zamiridir. "Benimle beraber."

        Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), "benimle beraber" vurgusundaki psikolojik cezaya dikkat çeker. Peygamberin ordusunda (onun maiyetinde) bulunmak büyük bir manevi şereftir. Münafıklar, o sinsi çıkarcılıkları yüzünden sadece askeri bir sefere katılma hakkını değil, peygamberin "yol arkadaşı olma" şerefini de ebediyen kaybetmişlerdir.

        Merratin (مَرَّةٍ)

        Sözcüğün kökü "m-r-r" harflerinden meydana gelir. Defa, kere ve sefer demektir. "İlk seferinde (Tebük seferinde)."

        Prof. Dr. Mustafa Öztürk, münafıkların bu ilk sınavı (evvele merratin) kaybetmelerinin neden geri dönülmez bir sonuç doğurduğunu tahlil eder. İslam devletinin en kritik, en tehlikeli ve en muhtaç olduğu o ilk sınav anında "oturmayı" (ihaneti) tercih eden bir zihniyete, devletin ilerideki hiçbir kurumunda (veya kolay seferlerinde) güvenilemez. Güven bir kere yıkılmıştır.

        Fak'udû (فَاقْعُدُوا)

        "Fe" (Öyleyse / Bunun üzerine) ve "k-a-d" kökünden emir kipi. "Öyleyse oturun / Oturmaya devam edin."

        Toshihiko Izutsu, bu emrin (fak'udû) bir teşvik değil, mutlak bir "aşağılama ve tecrit" (tahkîr) emri olduğunu analiz eder. Siz madem "oturmayı" bir zeka ve kazanç zannettiniz, o halde o çürümüşlüğünüzün ve korkaklığınızın içinde ebediyen "oturun".

        Mea'l-Hâlifîn (مَعَ الْخَالِفِينَ)

        Kelimenin kökü "h-l-f" harfleridir. Arkada kalmak, muhalefet etmek ve geride bırakılmak demektir. İsm-i failin çoğul ve mecrur (harf-i cer almış) hali olarak "Geride kalanlarla (kadınlar, çocuklar ve hastalarla) beraber (oturun)" manasında ayetin son vurucu kelimesidir.

        İbn Fâris, bu kökün temelinde asıl kafilenin (veya savaşçı erlerin) arkasında/gerisinde kalmak fikrinin bulunduğunu belirtir.

        Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), bu kapanıştaki sosyolojik aşağılamayı vurgular. Münafık erkekler fiziksel olarak sağlıklı ve güçlü olmalarına rağmen savaştan kaçmışlardır. Kur'an onlara "Geride kalanlarla beraber oturun" diyerek; onların toplumsal statülerini, savaşamayacak durumdaki güçsüz ve aciz kimselerin seviyesine indirmiş ve o çok övündükleri "erkeklik/güç" kibrini tek bir kelimeyle (hâlifîn) yerle bir etmiştir.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X