وَلَوْ اَنَّهُمْ رَضُوا مَٓا اٰتٰيهُمُ اللّٰهُ وَرَسُولُهُ وَقَالُوا حَسْبُنَا اللّٰهُ سَيُؤْت۪ينَا اللّٰهُ مِنْ فَضْلِه۪ وَرَسُولُهُٓۙ اِنَّٓا اِلَى اللّٰهِ رَاغِبُونَ۟
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Tevbe Sûresi, 59. Ayet
Daralt
X
-
Halbuki Allah ve resulünün verdiğine razı olup, 'Bize Allah yeter, Allah da resulü de bize lütuf ve kereminden yine verir. Doğrusu biz yalnız Allah'tan umarız' deselerdi daha iyi olurdu.
Halbuki Allah ve resulünün verdiğine razı olup, 'Bize Allah yeter, Allah da residü de bize lütuf ve kereminden yine verir' deselerdi. Denildi ki: Şayet onlar Allah'ın kendi lütfundan -yani kendi dininden- verdiğine razı olsalardı. Ve resulünün verdiğine razı olup "bize Allah yeter" deselerdi. Bu onlar için bu sadakalara tamah etmekten ve bu konuda Resulullah'ı eleştirmekten daha hayırlı olurdu. Bazıları şöyle demiştir: Allah'ın verdiğine razı olsalardı. Kendi lütfundan. Yani Resulullah'ın kendilerine vermiş olduğu sadakalardan razı olsalardı ve Allah'a yönelselerdi, bu onlar için bu sadakalara tamah etmekten, Resulullah'ı eleştirmekten ve ona öfkelenmekten daha hayırlı olurdu. Yukarıdaki ayette geçen kelime "yelmizüke" (يَلْمِزُكَ) ve "yelmüzüke" (يَلْمُزُكَ) şeklinde "mim" harfinin ötresiyle de okunur. Ebû Avsece şöyle demiştir: "Lemz" (اللمز), kusur demektir. "Lemmaz" (لماز) ve "lamiz" (لامز) ayıplayan anlamına gelir. Yine "hemmâz" (هماز) ve "hamiz" (هامز) arkadan çekiştirip ayıplayan demektir. İbn Kuteybe şöyle demiştir: Sana dil uzatanlar. Yani seni ayıplayanlar ve seni eleştirenler. Bir kimsenin arkasından konuşup onu ayıpladığında "Hemezte fulânen ve lemeztehü" (همزت فلانا ولمزته) denilir. "Arkadan çekiştiren, ayıp kusur arayan herkesin vay haline!" mealindeki ayet de böyledir.
Yorumu Yorumla
-
Lev (وَلَوْ)
Arapçada şart edatıdır. "Eğer, şayet, keşke" anlamlarına gelir. Geçmişe veya geleceğe yönelik, gerçekleşmemiş bir beklentiyi (temenniyi) ifade etmek için kullanılır.
İbn Fâris, edatların dildeki fonksiyonuna dikkat çekerek, "lev" edatının muhatabın zihninde "gerçekleşmemiş bir ihtimali" veya "kaçırılmış bir fırsatı" canlandırmak için kullanıldığını belirtir.
Râgıb el-İsfahânî, "lev" edatının genellikle "imtina" (bir şeyin olmayışına bağlı olarak başka bir şeyin de olmayışı) manası taşıdığını söyler. Ayetin başında yer alması, münafıkların sadakaların (ganimetlerin) dağıtımı konusunda aslında razı olmadıklarını; ancak "eğer razı olsalardı" bunun kendi ahiretleri ve ahlaki durumları için tek kurtuluş yolu olacağını ifade eden ilahi bir varsayımdır (ve aynı zamanda kınamadır).
Radû (رَضُوا)
Sözcüğün kökü "r-d-v" harflerinden meydana gelir. Razı olmak, hoşnut olmak, kabul etmek, kanaat getirmek ve itiraz etmemek demektir. Geçmiş zaman çoğul fiili olarak "razı olsalardı / hoşnut kalsalardı" manasında geçer.
İbn Fâris, bu kökün asıl anlamının uysallık, itirazı terk etmek ve bir şeye karşı içsel bir tatmin duyarak onu onaylamak olduğunu belirtir.
Râgıb el-İsfahânî, rıza kavramını nefsin bir karara, takdire veya paya itirazsız boyun eğmesi ve tam bir sükûnet bulması olarak açıklar.
Prof. Dr. Sadık Kılıç, münafık ahlakının temel krizini bu eylem üzerinden tahlil eder. Rıza, teolojik bir erdemdir; insanın Allah'ın taksimine (dağıtımına) teslim olmasıdır. Münafıkların rızası ise tamamen materyalisttir. Onlar sadece ceplerine giren paraya "razı olurlar" (radû), ancak kendilerine maddi bir pay verilmediğinde peygamberin adaletine ve ilahi taksime karşı içsel bir isyan (suht) yaşarlar. Ayet, bu ahlaki hastalığın ilacının mutlak "rıza" olduğunu vurgular.
Âtâhümu (آتَاهُمُ)
Kelimenin kökü "e-t-y" harfleridir. Gelmek, varmak, vermek, getirmek ve ihsan etmek anlamlarına gelir. İf'al babında, geçmiş zaman fiili ve nesne zamiriyle (hüm) birlikte "onlara verdiği şeye" manasında geçer.
İbn Fâris, bu kökün temelinde bir hedefe doğru yönelip ulaşmak, bir şeye bizzat vasıl olmak veya bir şeyi başkasına ulaştırmak fikrinin bulunduğunu belirtir.
Râgıb el-İsfahânî, "i'tâ" (vermek) eylemini, bir malın mülkiyetini, menfaatini veya manevi bir lütfu başkasına devretmek olarak tanımlar. Burada kastedilen, devlet hazinesinden (zekattan/ganimetten) paylarına düşen maddi kısımdır.
Hasbünallâhu (حَسْبُنَا اللَّهُ)
Kelimenin kökü "h-s-b" harfleridir. Saymak, hesap etmek, kafi gelmek ve yetmek demektir. "Hasb" (yeterli olan) kelimesi ve "nâ" (bize) zamirinin "Allah" lafzıyla birleşmesiyle oluşan mutlak bir teslimiyet cümlesidir: "Allah bize yeter."
İbn Fâris, bu kökün temelinde bir şeyin miktarını bilmek, insanın ihtiyacını tam olarak karşılayan ve onu başka bir arayışa muhtaç bırakmayan (kifayet eden) ölçü fikrinin bulunduğunu belirtir.
Râgıb el-İsfahânî, "hasb" kavramının, kalbi her türlü hırstan ve doyumsuzluktan arındıran, sadece ilahi olana duyulan mutlak bir güven/yeterlilik hissi olduğunu açıklar.
Toshihiko Izutsu, Kur'ani erdemler sisteminde bu cümlenin (hasbünallâh) sıradan bir dua değil, nifakın (materyalizmin) panzehiri olan "tevekkülün" sözlü manifestosu olduğunu analiz eder. Münafık karakteri dünyaya doymayan, rantsız kaldığında öfkelenen bir yapıdadır. "Allah bize yeter" diyebilmek, maddi kaybı ilahi varlıkla telafi etme gücüdür ve bu, ancak hakiki bir imanın (yakînin) ürünü olabilir.
Se Yü'tînallâhu (سَيُؤْتِينَا اللَّهُ)
Kökü yine "e-t-y" harfleridir. Başındaki "se" (gelecek zaman) edatı, muzari fiil (yü'tî) ve "nâ" (bize) zamirinin "Allah" failiyle birleşmesidir: "Allah ileride/yakında bize verecektir."
Prof. Dr. Hidayet Aydar, başındaki gelecek zaman bildiren "se" (sin) harfinin psikolojik anlamına dikkat çeker. Mümin ile münafık arasındaki zaman algısı farklıdır. Münafık, maddi karşılığı (ganimeti) hemen şimdi (peşin) ister, alamadığında isyan eder. Mümin ise "Allah ileride (dünyada veya ahirette) bize lütfedecektir" diyerek beklentisini uhrevi bir takvime (geleceğe) yayar. Bu, sabrın ve ilahi adalete olan güvenin dilsel ifadesidir.
Min Fadlihî (مِن فَضْلِهِ)
Sözcüğün kökü "f-d-l" harflerinden meydana gelir. Artmak, fazlalaşmak, üstün olmak, karşılıksız lütufta bulunmak ve ihsan etmek demektir. Ayette "O'nun fazlından / lütfundan / bol ihsanından" manasında yer alır.
İbn Fâris, bu kökün asıl manasının bir şeyin kendi aslının (veya hak edilenin) ötesine taşması, ziyadeleşmesi (fazlalık) ve bollaşması olduğunu belirtir. Hak edilmeden verilen nimete de bu yüzden "fazl" denir.
Râgıb el-İsfahânî, fazl kavramının adalet ile lütuf arasındaki farkı belirlediğini söyler. Adalet, tam hak edileni almak iken; fazl (lütuf), Allah'ın hiçbir zorunluluğu yokken kuluna kendi cömertliğinden sınırsızca ihsan etmesidir. Münafıklar, peygamberin hazinesine (sadakalara) "kendi hakları/alacakları" gibi kaba bir tüccar mantığıyla yaklaşırken; müminler verilecek her şeyi bir "hak" değil, Allah'ın bir "fazlı" (hediyesi/lütfu) olarak görürler.
Râğıbûn (رَاغِبُونَ)
Kelimenin kökü "r-ğ-b" harfleridir. İstemek, arzulamak, yönelmek, çok sevmek ve rağbet etmek demektir. Çoğul ism-i fail olarak "isteyenleriz, yönelenleriz, gönülden rağbet edenleriz" manasında ayetin son kelimesidir.
İbn Fâris, bu kökün temelinde nefsin (ruhun) büyük bir sevgi ve umutla bir şeye doğru genişlemesi, şiddetle ona yönelmesi ve onu talep etmesi fikrinin bulunduğunu belirtir.
Râgıb el-İsfahânî, "rağbet" kavramını derin bir içsel istek ve meyil olarak tanımlar. "İlâ" (doğru) edatıyla kullanıldığında, umut ve muhabbetle sığınmayı ifade eder.
Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin Kur'ani beyandaki çarpıcı tezatlık gücüne (psikolojik tasvire) işaret eder. Bir önceki ayette münafıkların pay alamadıkları zaman nasıl "yeshatûn" (öfkeleniverdikleri, kin kustukları) anlatılmıştır. Bu ayette ise kurtuluşun formülü olarak, kalpteki o karanlık öfkenin (suht) yerine, sadece Allah'ın rızasına yönelik saf, aydınlık ve umut dolu bir sevginin, "rağbetin" (râğıbûn) yerleştirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Nifakın hırsı eşyaya yönelirken, imanın rağbeti sadece Allah'a yönelir.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla