Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Tekâsür Sûresi, 6. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Tekâsür Sûresi, 6. Ayet

    لَتَرَوُنَّ الْجَح۪يمَۙ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Leteravunne-lcahîm(e)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Yemin olsun, cehennemi mutlaka göreceksiniz!"
      Bu beyanın iki şekilde yorumlanması muhtemeldir. Birincisi, cehennemi ölüm anında görürsünüz. İkincisi, dünyada iken Allah'ın ayetleri ve delilleri düşünüp üzerinde tefekkür edince cehennemi görürsünüz.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Leterevunne (لَتَرَوُنَّ)

        İbn Fâris, "r-e-y" (re-elif-ye) kökünden türeyen bu kelimenin temel anlamının, bir şeyi gözle algılamak ve açıkça müşahede etmek olduğunu belirtir; fiilin başındaki "le" harfi ile sonundaki şeddeli "nun" harfinin, bu görme eyleminin mutlak surette ve hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak bir kesinlikle gerçekleşeceğini pekiştiren (tekit) unsurlar olduğunu vurgular. Râgıb el-İsfahânî, "ru’yet" kavramının hem fiziksel görmeyi hem de kalbi bir kavrayışı ifade ettiğini, ancak buradaki bağlamın, dünyada gaybi bir haber olarak bilinen gerçeklerin ahirette somut birer "nesne" haline gelerek bizzat müşahede edilmesini simgelediğini kaydeder. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın eskatolojik terminolojisinde bu fiilin, insanın dünyevi hırslarla örtülmüş bilincinin ahiretteki sarsıcı hakikatle doğrudan "göz göze" gelmesi ve o gerçeği kaçınılmaz bir şekilde tecrübe etmesi anlamında merkezi bir rol oynadığını analiz eder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin yapısındaki katmerli vurgunun, insanın dünyadaki gaflet uykusundan uyandığı anda karşılaşacağı tablonun kaçınılmazlığını ve bu görme eyleminin irade dışı, sarsıcı bir "yüzleşme" olduğunu edebi bir dille ifade eder. Angelika Neuwirth, bu fiilin erken Mekke vahyinin karakterini yansıtan görsel bir uyarı olduğunu, muhatabı zihni bir kabulden ziyade görsel bir tanıklığa ve dolayısıyla mutlak bir sorumluluğa çağırdığını belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin buradaki kullanımının, insanın dünyada peşinden koştuğu "tekâsür" (çokluk yarışı) illüzyonunun, ahiretin dehşet verici gerçekliği karşısında nasıl un ufak olacağını ve o acı sonucun hiçbir perde olmaksızın bizzat görüleceğini ihtar ettiğini vurgular.

        El-Cehîm (الْجَحِيمَ)

        İbn Fâris, "c-h-m" (cim-ha-mim) kökünün temel manasının ateşin şiddetle parlaması, hararetin yükselmesi ve alevlerin yoğunlaşması olduğunu; "cehîm" kelimesinin bu kökten hareketle, yakıcılığı en üst seviyede olan, alevleri birbiri içine geçmiş büyük ateş yığınını ifade ettiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin hem ateşin derinliğini hem de alevlerin şiddetli parlamasını temsil ettiğini, ayrıca kökte yer alan "gözün dikilip bakması" (cahmetü'l-ayn) anlamıyla bağlantılı olarak, bu ateşin insanın içine işleyen ve onu sarsan dehşet verici niteliğine işaret ettiğini kaydeder. Arthur Jeffery, kelimenin arka planında Habeşçe (Ge’ez) "gahnam" veya Aramaic/Süryanice formlarla muhtemel dilsel bağları bulunduğunu ve Arapça’da "cehennem" ile eş anlamlı ancak "alevli ve şiddetli ateş" vurgusuyla özelleşmiş teknik bir terim haline geldiğini analiz eder. Theodor Nöldeke, kavramı Kur'an'ın cezalandırma lugatındaki en güçlü unsurlardan biri olarak görür ve bunun sadece bir mekan ismi değil, aynı zamanda mutlak azabın ve yok edici bir ısının sembolü olduğunu belirtir. Angelika Neuwirth, "cehîm" kelimesinin erken dönem vahiylerinde, Mekke aristokrasisinin dünyevi konforuna ve azgınlığına karşı sunulan sarsıcı bir karşı-gerçeklik olduğunu, ahlaki çöküşün nihai varış noktası olarak kurgulandığını dile getirir. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu kavramın insanın kendi elleriyle ördüğü narsisistik ve maddeci hayat tarzının ahiretteki yakıcı karşılığını simgelediğini, dolayısıyla "cehîm"in insanın hırslarıyla harlanan bir mahrumiyet mekanı olduğunu vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin "tekâsür" suresindeki konumunun, dünyada mal ve evlat çokluğuyla ısınan kalplerin, ahirette bu hırsın gerçek yüzü olan "cehîm" ile yüzleşeceklerini anlatan çarpıcı bir metafor ve hakikat olduğunu ifade eder.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X