Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Tekâsür Sûresi, 3. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Tekâsür Sûresi, 3. Ayet

    كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُونَۙ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Kellâ sevfe ta’lemûn(e)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      3. "Hayır! Yakında bileceksiniz!"

      4. "Hayır, hayır! Elbette yakında bileceksiniz."


      Bazıları “kellâ” (كَلَّا) kelimesinin “hayır” demek olduğunu, ret ve iptal etmek mânasını belirtmek için kullanıldığını savunurken, bazıları da “gerçekten” anlamında olup tahkik (pekiştirme) ifade ettiğini söylemişlerdir. Eğer birinci anlamda ise sanki şöyle demiş gibi olur: İş, sandığınız ve kendi kendinize vehmettiğiniz ve hükmettiğiniz gibi değil! Başınıza azap indiği zaman siz bunu bileceksiniz. Buna göre “kellâ” söz başı olur. “Gerçekten” anlamında ise sanki şöyle demiş olur: Gerçekten siz, durumun kendi takdir ettiğiniz gibi olmadığını bileceksiniz. Bütün bunlar, sözünü ettiğimiz izahlara varır ki o da şudur: Elbette siz, yarın yakînen şunu bileceksiniz: Sizi Allah’ın birliğini tasdik etmekten ve Hz. Peygamber’in (a.s.) getirdiği deliller üzerinde tefekkür etmekten yahut ölümden sonra diriltilmeye iman etmekten alıkoyan, sizi bu konularla oyalayan düşünce ve inançlar anlamsız ve yanlıştır. Sizin asıl yapmanız gereken davranış Allaha ve resûlüne inanmanız, Hz. Peygamberin getirdiği kanıtlar üzerinde düşünüp ölümden sonra diriltilmeye ve âhiret hayatına iman etmenizdir.

      Arap dil geleneğinde tehdit, ümit kesme, umut verme gibi durumlarda sözü tekrarın ayrı bir yeri vardır. Burada da aynı şekilde tekrara gidilerek yapılan vaîd teyit edilmiş olmaktadır. “el-Veyl el-veyl” (اَلْوَيْلُ الْوَيْلُ) “Yazıklar olsun! Yazıklar olsun!” ve “bah bah” (بَخٍ بَخٍ) “bravo! âferin!” kullanımlarında olduğu gibi. Kimi de bunlardan her birinin tek başına bir anlamı olduğunu söylemiştir: Buna göre birinci “kellâ sevfe ta‘lemûn” (كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُونَ) cümlesinin ölüm anında bilmeyi ifade eder, yani azabı görünce durumun sandığınız gibi olmadığını anlayacaksınız, demek olur. İkincisi ise ölümden sonra diriltilme gününde onun kesin bir gerçek olduğunu anlayacaksınız diye yorumlanır.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Ta'lemun (تَعْلَمُونَ)

        İbn Fâris, "a-l-m" (ayn-lam-mim) kökünün temel anlamının, bir şeyi diğerlerinden ayıran belirgin bir iz, nişan ve alamet olduğunu; "ilim" kavramının da bilineni bilinmeyenden ayırt etmeye yarayan zihni bir işaret olması sebebiyle bu kökle irtibatlı olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, ilmin bir şeyin hakikatini olduğu gibi kavramak olduğunu ifade ederek, ayetteki "ta'lemun" (bileceksiniz) ifadesinin, bugün gaflet perdesiyle örtülü olan gerçeklerin gelecekte hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde ayan beyan ortaya çıkması anlamına geldiğini vurgular. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın semantik dünyasında "ilim" kavramının sıklıkla "zann" (kesin olmayan bilgi) karşısında konumlandırıldığını; bu ayetteki kullanımın, dünyadaki illüzyonel önceliklerin yerini ahiretteki sarsıcı ve kaçınılmaz ontolojik bir kesinliğe bırakacağını simgelediğini analiz eder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin muzari kalıbında seçilmesinin, uyarının canlılığını ve bilme eyleminin gelecekte mutlak surette gerçekleşecek bir hakikat olduğunu hatırlatan edebi bir vurgu taşıdığını ifade eder. Angelika Neuwirth, "sevfe ta'lemun" (yakında bileceksiniz) kalıbının erken Mekke surelerindeki eskatolojik tehdit dilinin tipik bir örneği olduğunu, bunun dinleyiciyi dünyevi hırslarından sarsıp metafizik bir sorumluluğa çağıran retorik bir işlev gördüğünü belirtir. Gabriel Said Reynolds, "yakında bileceksiniz" şeklindeki bu hitap tarzının, Geç Antik Çağ dini hitabet geleneklerinde ve peygamberi uyarı formüllerinde sıkça rastlanan, muhatabı yaklaşan yargı ve hesap günü konusunda uyaran güçlü bir ihtar kalıbı olduğunu kaydeder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin buradaki anlamının sadece teorik bir bilgi değil, dünyadaki hırs ve rekabetin boşluğunu bizzat tecrübe ederek anlayışa ermek, yani hakikatin çıplaklığıyla yüzleşmek olduğunu vurgular.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X