Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Tekvir Sûresi, 25. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Tekvir Sûresi, 25. Ayet

    وَمَا هُوَ بِقَوْلِ شَيْطَانٍ رَج۪يمٍۚ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Vemâ huve bikavli şeytânin racîm(in)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "O lânetlenmiş şeytanın sözü değildir."

      İki şekilde yorumlanabilir: Birincisi: Hz. Peygamber (a.s.) sizin iddia ettiğiniz gibi ne insan şeytanlarındandır ne de mecnun (içine cin kaçmış) biridir. Aksine o saygın bir peygamberdir.

      Ya da yorumu şöyledir: O, Kur'ân namına size getirdiğini şeytanlardan almış değildir. Keza o, kâhinlerin ve sihirbazların şeytanların sözlerinden kaptıkları kelimeler türünden de değildir. Aksine o, Allah Teâlâ'dan bütün âlemlere yönelik bir uyarı ve öğüttür. Kur'ân'ı ona çok güçlü ve güvenilir olan Ruh [Cebrail] indirmiştir. Bu itibarla şeytanın ona ulaşarak onda herhangi bir değişiklik yapması, yerine başkasını koyması asla mümkün değildir.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Şeytan (شَيْطَانٍ)

        İbn Fâris, ş-t-n kökünün temel anlamının uzaklaşmak, muhalefet etmek ve isyan etmek olduğunu, haktan ve hayırdan bütünüyle uzaklaştığı için bu varlığa bu ismin verildiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin haktan sapan, asi ve inatçı her varlığı tanımladığını, ayette doğrudan vahye müdahale etmeye kalkışan ancak buna gücü yetmeyen habis ve isyankar ruhani varlıkların kastedildiğini aktarır. Arthur Jeffery, kelimenin köken olarak Aramice ve Süryanicedeki (Satana) formlarıyla kadim Sami dil ailesinde ortak bir "düşman, muhalif" anlamı taşıdığını, İslam öncesi dönemde de Arapçaya bu teolojik arka planla yerleştiğini ifade eder. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın bu kelimeyi cahiliye toplumunun sıradan cin veya görünmez ruh inancından çıkarıp, mutlak surette ilahi iradeye muhalif, ahlaki ve teolojik bir kötülük prensibine dönüştürdüğünü, ayette vahyin kaynağının bu habis varlıkların fısıltılarından tamamen münezzeh olduğunun altını çizdiğini vurgular. Angelika Neuwirth, Mekkeli müşriklerin Kur'an'ı kahinlerin şeytanlardan aldığı karmaşık ilhamlara benzetmelerine karşı, bu kelimenin çok güçlü bir polemik ve savunma unsuru olarak kullanıldığını, vahyin kaynağının şeytani alandan kesin bir dille yalıtıldığını belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin müşriklerin zihnindeki kahin-şeytan ilişkisine doğrudan bir gönderme yaptığını, ayetin Kur'an'ın hiçbir şekilde karanlık ve habis varlıkların uydurması veya fısıltısı olamayacağını ilan ederek vahyin ilahi safiyetini savunduğunu aktarır.

        Racîm (رَجِيمٍ)

        İbn Fâris, r-c-m kökünün temel anlamının taşlamak, taşa tutmak ve birini kovmak olduğunu, kelimenin ism-i mef'ul manasında (taşlanmış) kullanılarak ilahi huzurdan lanetlenerek uzaklaştırılanları ifade ettiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin aslen üzerine taş atılarak dışlanan kişi manasına geldiğini, dini terminolojide ise Allah'ın rahmetinden, melekut aleminden ve her türlü hayırdan kovulmuş, lanetlenmiş şeytanı tanımladığını kaydeder. Celaleddin el-Suyuti, kelimenin melekler alemine yaklaşıp vahyi dinlemekten men edilmiş, o yüce makamlardan taşlanarak ve azarlanarak kovulmuş varlıkları nitelediğini aktarır. Arthur Jeffery, kelimenin köken itibariyle Habeşçe veya Süryanicedeki dini lanetleme ve afaroz etme terminolojisinden beslendiğini, Arapçada taşlanarak toplum dışına itilme cezasıyla birleşip teolojik bir "kovulmuşluk" manası kazandığını ifade eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, kelimenin şeytanın vahiy sürecine herhangi bir etkide bulunma ihtimalini tamamen ortadan kaldıran bir sıfat olduğunu, ilahi alanın sınırlarından taşlanarak uzaklaştırılan zelil bir varlığın böylesine yüce bir kelama asla yaklaşamayacağını vurguladığını belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu sıfatın doğrudan şeytanın ilahi divandaki konumsuzluğunu ve değersizliğini ifade ettiğini, müşriklerin vahyi atfettikleri varlıkların melekut aleminde hiçbir yeri olmayan, lanetlenmiş ve kapı dışarı edilmiş varlıklar olduğunu belirterek Kur'an'ın meşruiyetini en üst düzeyde tahkim ettiğini aktarır.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X