Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Tekvir Sûresi, 21. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Tekvir Sûresi, 21. Ayet

    مُطَاعٍ ثَمَّ اَم۪ينٍۜ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Mutâ’in śemme emîn(in)

    Yorum

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "(Elçi) orada saygın ve güvenilirdir."

      Denildi ki: Cibrîl aleyhisselâm insanlara gönderilen elçi olduğu gibi meleklerin de elçisi idi. Eğer öyle ise âyet şunu belirtmiş olmaktadır: Bazı kâfirlerin tapınmakta oldukları melekler, kendilerine verdiği emir ve yasaklarda Cibril aleyhisselâma tam bir itaat halindedirler. Hal böyle iken şu kâfirlere ne oluyor ki ona itaati terk ediyorlar ve emirlerini yerine getirmiyorlar?! Güvenilirdir. Yani onlar onu güvenilir buluyorlar ve kendilerine getirmekte olduğu ilâhî buyruklar hakkında ona ithamda bulunmuyorlar. Hal böyle iken şu kâfirler onun Hz. Peygamber'e (a.s.) getirmekte olduğu vahiyde onu nasıl yalancılıkla itham ediyorlar.​

      Yorum

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Mutâ' (مُطَاعٍ)

        İbn Fâris, t-v-a kökünün temel olarak birinin emrine rıza göstererek boyun eğmek, kendi isteğiyle tabi olmak ve itaat etmek anlamına geldiğini, kelimenin ism-i mef'ul (edilgen) formunda gelerek doğrudan "kendisine itaat edilen, sözü dinlenen, amir konumunda olan varlık" manasını taşıdığını belirtir. Râgıb el-İsfahânî, itaatin zorlama olmaksızın kendi rızasıyla gerçekleşen bir eylem olduğunu hatırlatarak, ayette vahiy meleğinin (Cebrail'in) melekut alemindeki hiyerarşik makamına, gök ehlinin ona saygı duyarak emirlerine harfiyen uyduklarına işaret ettiğini aktarır. Celaleddin el-Suyuti, vahiy elçisinin gökyüzündeki melekler topluluğu içinde sıradan bir ferd olmadığını, aksine emri altındaki diğer melekler tarafından kayıtsız şartsız uyulan, lider ve başkomutan statüsünde bir varlık olduğunu kaydeder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, kelimenin meleğin yalnızca bir mesaj taşıyıcısı değil, ilahi sistemin işleyişinde emretme yetkisi bulunan güçlü bir otorite olduğunu gösterdiğini, vahiy sürecinin de bu yüce ve hiyerarşik otoritenin güvencesi altında gerçekleştiğini vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu sıfatın dönemin müşriklerinin vahyi değersizleştirme ve kaynağına şüphe düşürme çabalarına karşı çok güçlü bir argüman sunduğunu; Kur'an'ı getiren elçinin o yüce alemde dahi büyük bir prestije sahip, etrafında itaatkar melek orduları bulunan mutlak bir önder olduğu gerçeğinin muhatabın zihnine kazındığını aktarır.

        Emîn (أَمِينٍ)

        İbn Fâris, e-m-n kökünün temel anlamının korku, şüphe ve hıyanetin zıddı olarak güven vermek, kalbin yatışması ve kendisine bırakılan emaneti mutlak surette korumak olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin hem kendisine sonsuz güven duyulan hem de üstlendiği emanete zerre kadar hıyanet etmeyen sadık kişiyi tanımladığını, bu ayette Cebrail'in ilahi vahyi peygambere iletirken mesajı değiştirmekten, eksiltmekten veya ona kendinden bir şey katmaktan tamamen münezzeh ve kusursuz derecede güvenilir olduğunu ifade ettiğini kaydeder. Arthur Jeffery, kelimenin Sami dillerindeki ortak kök yapısına dikkat çekerek (İbranicede amen, Süryanicede amin formlarında), kökün tasdik, sarsılmaz bir güven ve doğruluk anlamlarını taşıdığını, Arapçadaki bu formunun da ilahi mesajın korunmuşluğunu tescilleyen kadim bir epistemolojik mühür işlevi gördüğünü ifade eder. Toshihiko Izutsu, kelimenin Kur'an öncesi Arap toplumunda daha çok ticari ilişkilerdeki dürüstlüğü ve malın emanet edilmesini tanımlarken, vahyin bu kelimeyi alarak ilahi kelamın doğruluğu ve bozulmazlığı bağlamında çok daha aşkın, teolojik ve ahlaki bir mutlak güvenilirlik konseptine dönüştürdüğünü vurgular. Prof. Dr. Hidayet Aydar, elçiye atfedilen bu "eminlik" vasfının, vahyin gökyüzünden yeryüzüne iniş serüveni boyunca hiçbir şeytani müdahaleye veya tahrifata uğramadan peygamberin kalbine ulaştırıldığının en büyük garantisi olarak sunulduğunu belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu sıfatın doğrudan vahyin otantikliğini ve safiyetini savunduğunu, müşriklerin mesajı getiren varlığın kahinlere ilham fısıldayan cinler veya şeytanlar olabileceği yönündeki propagandalarına karşı, elçinin ilahi emanete ihanet etmesi imkansız, mutlak sadakat ve güvenilirlik timsali özel bir varlık (Cebrail) olduğunun altını çizdiğini aktarır.

        Yorum

        İşleniyor...
        X