Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Tekvir Sûresi, 8. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Tekvir Sûresi, 8. Ayet

    وَاِذَا الْمَوْءُ۫دَةُ سُئِلَتْۙ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Ve-iżâ-lmev-ûdetu su-ilet

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      8-9. "Diri diri gömülen kıza hangi suçundan dolayı öldürüldüğü sorulduğunda;"

      Bazıları bu âyeti "ve ize'l-mev'ûdetü seelet" şeklinde okumuştur. Soran kişinin kendisi olması hasebiyle böyle bir kırâat şeklinin doğruluğu açıkça gözükmektedir. Yani diri diri gömülen kız onlara "Hangi suçtan dolayı beni öldürdünüz?" diye soracaktır. (Câhiliye âdeti olarak) Araplar kız çocuklarını gömerlerdi. "Veedtühû" demek "Onu gömdüm" demektir.

      Yaygın olan "sü'ilet" kıraati ise üç şekilde yorumlanabilir: Onlardan birincisini Ebû Ubeyd zikretmiştir: O değil de onun katilleri sorguya çekilecek ve onlara "O diri diri gömülen kızın suçu neydi de onu gömdünüz?" denilecektir.

      İkincisi: Diri diri gömülen kıza kendisini gömenlerin önünde sorulması ve ona "Hangi günahtan ötürü öldürüldün" denilmesidir. Burada sorudan maksat onu gömenler için korkutma ve dehşete sokma durumudur, yoksa bilgi sahibi olmak için gerçek anlamda soru sormak değildir. Bu anlamda o, şu ilâhî beyana benzemektedir: "Allah 'Ey Meryem oğlu Îsâ! İnsanlara sen mi Allah'ın dışında beni ve annemi birer tanrı kabul edin' dedin?" Allah, Hz. İsa'ya haber vermesi ve bilmediğini bildirmesi için sormamış aksine, kendilerine Allah'tan gayrı olarak kendisini ve annesini ilâh edinmelerini bizzat İsa'nın kendisi emretti diyenleri korkutma ve onlara dehşet salma amacıyla buyurmuştur.

      Üçüncüsü: Şöyle bir yorum da mümkündür: Diri diri gömülene sorulması ve kendisine "Davacı mısın değil misin? Onların aleyhine dava ettiğin şey nedir?" denilmesidir. Bu aynen duyular âleminde davacının davası konusunda ilk önce kendisine söz verilip de "Davalı aleyhinde ne iddia ediyorsun?" denilmesi gibidir.

      Hangi suçundan dolayı öldürüldü. Sanki o kendisini diri diri gömen kişiye iddia makamında "hangi günahtan ötürü öldürüldüm" demesi gibidir.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Mev'ûde (الْمَوْءُودَةُ)

        İbn Fâris, v-e-d kökünün temel anlamının bir şeyi ağırlaştırmak, birinin üzerine toprak atıp onu ağırlık altında bırakmak olduğunu, kelimenin nüzul ortamında diri diri toprağa gömülen kız çocukları için kullanıldığını belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin ağır bir yükün altında bırakılarak öldürülmek manasına geldiğini, ayette doğrudan diri diri mezara konularak katledilen masum kız çocuğunu ifade ettiğini kaydeder. Arthur Jeffery, kelimenin köken itibariyle tamamen yerel Arap kültürüne ait bir uygulamadan türediğini, başka bir dilden geçmediğini ve cahiliye dönemi Arap toplumunun bebek katliamına dayanan sosyolojik gerçekliğini yansıttığını ifade eder. Toshihiko Izutsu, kelimenin Kur'an'ın indiği dönemin ahlak sistemini ve acımasızlığını yansıtan çok spesifik bir terim olduğunu, doğrudan o toplumun vicdansızlığını hedef alarak kıyamet sahnesinde ahlaki bir hesaplaşma sunduğunu vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin Arap toplumunda namus, fakirlik veya utanç gibi bahanelerle toprağa gömülerek öldürülen kız çocuklarını nitelediğini, kıyamet sahnesinde bu vahşi zulmün gündeme getirilmesinin ilahi adaletin en zayıf ve savunmasız olanın hakkını korumadaki mutlak hassasiyetini gösterdiğini aktarır.

        Süilet (سُئِلَتْ)

        İbn Fâris, s-e-l kökünün temel olarak birinden bir şey istemek, talep etmek, bilgi almak veya bir durumu sorgulamak anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin bir gerçeği ortaya çıkarmak amacıyla soru yöneltmek olduğunu, kıyamet gününde masum çocuğa sorulmasının aslında onu öldüren ebeveyne yönelik şiddetli bir kınama ve suçun büyüklüğünü teşhir amacı taşıdığını aktarır. Celaleddin el-Suyuti, edilgen formdaki bu fiilin, çocuğa hangi günahından dolayı öldürüldüğünün sorulmasını ifade ettiğini, fail yerine mağdura yöneltilen bu sorunun katili aşağılamak ve azarlamak için kullanılan son derece etkili bir belagat üslubu olduğunu kaydeder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin edebi bağlamına dikkat çekerek, failin muhatap dahi alınmayıp mağdura söz hakkı verilmesinin, suçluyu ilahi huzurda tamamen yok sayan, değersizleştiren ve ezen sarsıcı bir psikolojik cezalandırma yöntemi olduğunu ifade eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, edilgen çatının mahşer günündeki mutlak adaleti ve ilahi mahkemenin işleyişini vurguladığını, dünyada konuşamayan en zayıf mağdurların bile o gün ilahi huzurda konuşarak haklarının aranacağı bir düzeni simgelediğini belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu fiilin ahiret yargılamasında en dramatik sahnelerden birini kurduğunu, zalime hesap sormak yerine doğrudan mazluma sorgu yöneltilmesinin fail üzerindeki dehşet ve utancı katlayarak artırdığını, bunun hesap sormanın en ağır şekli olduğunu belirtir.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X