Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Tekvir Sûresi, 6. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Tekvir Sûresi, 6. Ayet

    وَاِذَا الْبِحَارُ سُجِّرَتْۙۖ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Ve-iżâ-lbihâru succirat

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Denizler kaynatıldığında;"

      "Süccirat" kelimesi "fuccirat" [birbirine katılma] anlamındadır, denilmiştir. "Tefcîr"in yorumunu ise -inşallah- ileride vereceğiz.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Bihâr (الْبِحَارُ)

        İbn Fâris, b-h-r kökünün temel anlamının genişlik, yarılma ve enginlik olduğunu, denize de suyu çok olduğu ve geniş bir alanı kapladığı için bu ismin verildiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin engin ve derin su kütlesini ifade ettiğini, yeryüzünün en geniş alanlarını oluşturan denizlerin kıyamet sahnesinde dönüştürülecek devasa yapıları temsil ettiğini aktarır. Arthur Jeffery, kelimenin Arapçadaki köklü kullanımına işaret etmekle birlikte, kadim Sami dillerinde de büyük su kütlelerini tanımlayan ortak bir yapıdan beslendiğini ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin ayette yeryüzünün büyük bir kısmını kaplayan devasa okyanusları ve denizleri ifade ettiğini, bu dev su kütlelerinin akıbetinin kozmik yıkımın yeryüzündeki şiddetini göstermek açısından önemli bir unsur olarak zikredildiğini belirtir.

        Succiret (سُجِّرَتْ)

        İbn Fâris, s-c-r kökünün temel anlamının bir şeyi doldurmak ve ateşi tutuşturmak (örneğin tandırı yakıtla doldurup kızdırmak) olduğunu, ayette denizlerin suyunun kaynayıp taşması veya yatağının ateşle dolması manasına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin ateşi alevlendirmek ve bir kabı ağzına kadar doldurmak anlamlarını taşıdığını, kıyamet anında denizlerin kaynayarak birbirine karışmasını veya devasa bir ateş kütlesine dönüşmesini ifade ettiğini kaydeder. Celaleddin el-Suyuti, fiilin denizlerin sularının ısınıp şiddetle kaynaması, alevli bir ateşe dönüşmesi veya taşarak yeryüzünü kaplayan tek bir deniz haline gelmesi şeklindeki kozmik sarsıntıları anlattığını aktarır. Arthur Jeffery, denizlerin ateşe dönüşmesi veya alev alev kaynaması şeklindeki bu apokaliptik imgenin, eski Ortadoğu, Süryani ve Arami literatüründeki kıyamet vizyonlarında yer alan ateşten denizler motifleriyle edebi bir paralellik gösterdiğine dikkat çeker. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin kullanımındaki edebi çarpıcılığa vurgu yaparak, normalde ateşi söndüren suyun bizzat yanan bir aleve veya kaynayan bir volkana dönüşmesinin, tabiat kanunlarının mutlak surette iptal edilişini ve evrensel kaosu taban tabana zıt iki unsurun birleşimi üzerinden eşsiz bir dehşetle sunduğunu ifade eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, kelimenin edilgen formda gelmesinin, denizlerin kendi doğalarının tam zıddı olan yıkıcı bir değişime mutlak bir ilahi irade tarafından zorla tabi tutulduğunu, bu durumun fiziksel gerçekliğin ve yeryüzü sükunetinin paramparça oluşunu simgelediğini belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu fiilin kıyamet sahnesindeki dehşetengiz fiziki yıkımı tasvir ettiğini, dünyadaki yaşamın kaynağı olan devasa su kütlelerinin kaynayıp taşarak veya alev alarak insana korku veren bir hal almasını anlattığını aktarır.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X