وَاِذَا الْوُحُوشُ حُشِرَتْۙۖ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Tekvir Sûresi, 5. Ayet
Daralt
X
-
"Yabani hayvanlar toplanıp bir araya getirildiğinde;"
"Huşirat" kelimesi toplandı anlamındadır. Aslında bu iki şekilde yorumlanabilir: Birincisi hepsinin toplanması ve telef edilip yok edilmesi. İkincisi de ölümden sonra diriltilmek üzere mahşerde bir araya getirilmesi. Allah orada dilediğini yapar. Bu ifadeden o günün korku ve dehşetinin ne denli büyük olduğu anlaşılmaktadır. O kadar ki sözü edilen korku yabani hayvanlara, güneşe, aya ve göklere de sirayet edecektir.
Yorum
-
Vuhûş (الْوُحُوشُ)
İbn Fâris, v-h-ş kökünün temel olarak insanlardan uzak durma, ıssızlık, yabanilik ve yalıtılmışlık anlamlarına geldiğini, kelimenin doğası gereği insanlarla bir arada yaşamayan, onlardan ürken yaban hayvanlarını ifade ettiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin evcil hayvanların aksine insanlarla ünsiyet kurmayan vahşi kara hayvanları için kullanıldığını, kıyamet sahnesinde bu hayvanların durumuna özellikle dikkat çekildiğini aktarır. Toshihiko Izutsu, kelimenin ifade ettiği yabanilik ve ürkeklik kavramının apokaliptik tasvirdeki işlevine dikkat çekerek, normal şartlarda birbirinden ve insandan kaçan yalnız tabiatlı vahşi hayvanların zikredilmesinin evrensel sarsıntının psikolojik boyutunu derinleştirdiğini ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin doğadaki evcilleşmemiş tüm yabani hayvanları kapsadığını, ayette bu hayvanların anılmasının, kıyametin dehşetiyle doğadaki asırlık içgüdülerin ve yaşam alışkanlıklarının tamamen iptal oluşunu gözler önüne sermek amacıyla kullanıldığını belirtir.
Huşiret (حُشِرَتْ)
İbn Fâris, h-ş-r kökünün temel anlamının dağınık haldeki bir topluluğu bulundukları yerlerden çıkararak zorla bir araya toplamak ve sürmek olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin bir grubu yuvalarından veya yurtlarından çıkarıp belirli bir amaç veya olay için bir alana sevk etmek manasına geldiğini, ayette yaban hayvanlarının kıyamet korkusunun şiddetiyle bir araya sürüklenmelerini ifade ettiğini kaydeder. Celaleddin el-Suyuti, fiilin, birbirine düşman olan veya birbirinden kaçan yaban hayvanlarının duydukları muazzam dehşet sebebiyle aralarındaki doğal husumeti unutarak yuvalarından fırlayıp bir araya toplanmaları olayını anlattığını aktarır. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), edilgen formda gelen bu fiilin edebi gücüne vurgu yaparak, vahşi doğanın en kontrol edilemez unsurlarının kozmik bir felaket karşısında dehşete kapılıp iradeleri dışında birbirlerine sığınarak sürülmelerini çarpıcı bir dille yansıttığını ifade eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, kelimenin edilgen yapısının, yalnız ve yabani yaşamaya programlanmış bu canlıların kendi iradeleriyle değil, karşı konulamaz bir ilahi kudretin ve evrensel yıkımın yarattığı şok dalgasıyla mecburi bir toplanmaya tabi tutulduklarını vurguladığını belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu fiilin kıyamet anındaki korkunun boyutunu gösterdiğini; av ve avcının, en yırtıcı hayvanlarla en ürkek canlıların ölüm korkusuyla bir araya gelip tek bir sürüye dönüşmesini ve doğanın temel kanunlarının çöküşünü betimlediğini aktarır.
Yorum
Yorum