Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Tekvir Sûresi, 3. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Tekvir Sûresi, 3. Ayet

    وَاِذَا الْجِبَالُ سُيِّرَتْۙۖ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Ve-iżâ-lcibâlu suyyirat

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Dağlar sökülüp yürütüldüğünde;"

      Yani dağlar yerlerinden sökülüp darmadağın edildiğinde. Şu ilâhî beyanda belirtildiği gibi: "Dağları görürsün de onların durduğunu sanırsın; oysa onlar bulutlar gibi hareket ederler". Onlar yerlerinden söküldüğünde bölük pörçük olacağından çoğalırlar, o kadar ki bakan onların hareket halinde olduğunu farkedemez onları donuk sanır, oysa onlar hareket halindedir. Bu ortaya çıkan ilk değişiklik halidir. Sonra onlar "kesîb mehîl", yani savrulan kum yığınları halini alırlar. Sonra "ihn menfûş", yani atılmış renkli yüne dönerler, sonra da "hebâen mensûr", yani parçalanıp un ufak olur ve sonunda tamamen yok olurlar.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Cibâl (الْجِبَالُ)

        İbn Fâris, c-b-l kökünün büyüklük, güç, sağlamlık ve yükseklik ifade ettiğini, yeryüzündeki kütlelerin sarsılmaz ve heybetli yapılarından dolayı bu isimle anıldığını belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin fiziksel yeryüzü şekli olan dağları ifade etmekle birlikte, kök anlamındaki sağlamlık ve kök salmışlık durumu nedeniyle mecazi kullanımlara da sahip olduğunu, ancak bu ayette doğrudan yeryüzündeki devasa kaya kütlelerinin kastedildiğini aktarır. Arthur Jeffery, kelimenin Sami dillerinde ortak bir yapıya sahip olduğunu, İbranice ve Aramicede de benzer formlarda yüksek arazileri ve dağları tanımlamak için kullanıldığını ifade eder. Angelika Neuwirth, erken dönem Mekkî surelerin kıyamet tasvirlerinde dağların yeryüzü sükunetinin ve kozmik istikrarın en büyük sembolleri olarak sunulduğunu, bu ayetteki kullanımlarının apokaliptik sarsıntının dünyevi sabitleri nasıl yok ettiğini göstermek amacıyla seçildiğini belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin hitap edilen toplumun zihninde yeryüzünün direkleri ve en sarsılmaz unsurları olarak kodlandığını, dağların durumunun kıyamet anındaki yıkımın boyutunu kavramada kilit bir rol oynadığını aktarır.

        Suyyiret (سُيِّرَتْ)

        İbn Fâris, s-y-r kökünün temel anlamının bir yerden bir yere gitmek, yürümek ve hareket etmek olduğunu, bu fiilin dağlar için kullanıldığında onların yerlerinden sökülerek yürütülmesi ve savrulması manasına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin hareket ettirilmek ve yola koyulmak anlamını taşıdığını, ayette dağların sarsılmaz yapılarının bozularak havada hareket eden, toz veya bulut misali sürüklenen nesnelere dönüştürülmesini ifade ettiğini kaydeder. Celaleddin el-Suyuti, fiilin dağların köklerinden koparılıp ufalanarak rüzgarda savrulması ve eski katı hallerinden eser kalmayacak şekilde hareket ettirilmesi olayını anlattığını aktarır. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin edebi bağlamına vurgu yaparak, yeryüzünün en durağan ve sabit nesnelerinin "tef'il" babında edilgen bir fiille sürekli ve mecburi bir harekete tabi tutulmasının, kıyamet sahnesindeki zıtlıkları ve evrensel kaosu çarpıcı bir görsellikle sunduğunu ifade eder. Theodor Nöldeke, en sabit ve devasa yeryüzü şekillerinin hareket ettirilmesi şeklindeki bu imgenin, ilahi kudretin kozmik düzen üzerindeki mutlak hakimiyetini gösteren dramatik bir üslup olduğunu belirtir. Prof. Dr. Sadık Kılıç, kelimenin edilgen yapısının, dağların kendi tabiatları dışında mutlak ve karşı konulmaz bir irade tarafından mecburi bir sürüklenişe tabi tutulduğunu simgelediğini vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu fiilin fizik kurallarının tamamen ortadan kalktığı anı betimlediğini, ağırlık ve sabitlik sembolü olan dağların hafifleyip hareket eden bulutlar gibi yürütülerek yapılarının bozulmasını ifade ettiğini belirtir.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X