Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Tekvir Sûresi, 2. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Tekvir Sûresi, 2. Ayet

    وَاِذَا النُّجُومُ انْكَدَرَتْۙۖ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Ve-iżâ-nnucûmu-nkederat

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Yıldızlar dökülüp söndüğünde;"

      "İnkederat" yani yıldızlar uçuşup döküldüğünde. Bu şu ilâhî beyan gibidir: "Yıldızlar saçıldığında". Denildi ki: Işığı gittiği zaman. Öyle anlaşılıyor ki önce ışığı gidecek, arkasından da darmadağın olup yok olacak.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Nücûm (النُّجُومُ)

        İbn Fâris, n-c-m kökünün temel anlamının bir şeyin ortaya çıkması, belirmesi ve yükselmesi olduğunu, yıldızların da gökyüzünde belirip doğmaları sebebiyle bu isimle anıldığını belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin gök cismi olan yıldızları ifade ettiğini, kök anlamı itibariyle peyderpey ortaya çıkan şeyler için de kullanıldığını, bu ayette ise doğrudan gökyüzündeki yıldızların kastedildiğini aktarır. Arthur Jeffery, kelimenin temel Sami dillerinde ortak bir kökene sahip olduğunu ve eski dönemlerden itibaren Arapçada gök cisimlerini tanımlamak için yerleşik olarak kullanıldığını ifade eder. Theodor Nöldeke ve Angelika Neuwirth, kelimenin bu bağlamdaki kullanımının erken dönem Mekke surelerindeki evrensel çöküş ve kıyamet tasvirlerinin ayrılmaz bir parçası olduğunu, kozmik düzenin en parlak ve yol gösterici unsurlarının işlevini yitirmesini vurguladığını belirtirler. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin ayette Arap toplumunun gece yol bulmak için kullandığı ve gökyüzünün süsü olarak gördüğü yıldızlara işaret ettiğini, bu cisimlerin durumunun kıyamet sahnesinin dehşetini artırmak için kullanıldığını aktarır.

        İnkederat (انْكَدَرَتْ)

        İbn Fâris, k-d-r kökünün saflığın ve berraklığın zıddı olan bulanıklık, tortu ve karanlık manalarına geldiğini, kelimenin bu ayette yıldızların parlaklıklarını yitirip kararmaları veya dökülüp saçılmaları anlamını taşıdığını belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin ışığın sönükleşmesi, berraklığın bozulması ve bulanıklaşma anlamlarına geldiğini, ayetteki bağlamıyla yıldızların sönerek aşağıya doğru dökülmelerini ifade ettiğini kaydeder. Celaleddin el-Suyuti, kelimenin hem kararma hem de yerinden koparak dağılıp dökülme anlamlarını barındırdığını, gökyüzünün yapısının bozulmasıyla yıldızların da savrulduğunu belirtir. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin edebi yapısına dikkat çekerek, bu fiilin evrenin ahengini sağlayan parlak ve düzenli unsurların aniden karanlığa gömülüp kaotik bir şekilde dağılmasını, böylece kıyamet anındaki görsel yıkımı çarpıcı bir dille yansıttığını ifade eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, kelimenin dönüşlülük (infial) bildiren vezinde gelmesinin, yıldızların fiziksel yapılarındaki değişimi vurguladığını, ışıltıdan karanlığa ve düzenden kaosa geçişin kendi üzerlerinde gerçekleşen sarsıcı bir fenomen olarak sunulduğunu aktarır. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu fiilin yıldızların hem ışıklarını kaybedip kararmalarını hem de gökyüzündeki konumlarını yitirerek dökülmelerini anlattığını, zihinlerdeki en sarsılmaz gök cisimlerinin bile yok oluşunu simgelediğini belirtir.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X