وَكَاَيِّنْ مِنْ قَرْيَةٍ عَتَتْ عَنْ اَمْرِ رَبِّهَا وَرُسُلِه۪ فَحَاسَبْنَاهَا حِسَاباً شَد۪يداً وَعَذَّبْنَاهَا عَذَاباً نُكْراً
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Talâk Sûresi, 8. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: isyankar memleket, talak suresi 8. ayet, çetin hesap, talak suresi, talak 8, kötü azap, rab, azap, hesap, resul, emir, buyruk
-
Rabb’inin ve elçilerinin emrine karşı direnen nice memleket halkını şiddetli biçimde hesaba çekip bilinmedik görülmedik azaba çarptırmışızdır.
Rabb’inin ve elçilerinin emrine karşı direnen nice beldeler. Cenâb-ı Hak burada beldeleri azgınlıkla nitelemiştir, halbuki bizzat beldenin azmasının mümkün olmadığı herkesin bildiği bir husustur. Fakat bundan maksat, o belde halkının Rab’lerinin emrinden uzaklaşıp azmalarıdır. Bazan bir belde halkından kinâye olarak o belde zikredilip belde halkının kastedilmesi mümkündür. Nitekim Cenâb-ı Hak başka bir âyette; “İçinde bulunduğumuz şehre sor!” buyurmuş, bununla da o şehrin halkını kastetmiştir. Bu da şunu göstermektedir ki bir ifadenin kinâyeli kullanılması, zâhirde yalan gibi görünse de hakikatte yalan sayılmaz. Cenâb-ı Hakk’ın “şu adam benim kardeşimdir, onun doksan dokuz koyunu var” mealindeki âyetine bakmaz mısın? Ortada koyun diye bir şeyin bulunmadığı herkesin malumudur. Fakat burada koyun anlamına gelen "nace” lafzı İle kadından kinâye yapılmaktadır, böylece sözün doğru olduğu anlaşılmaktadır. Sanki şöyle demektedir: Bu benim kardeşimdir; eğer onun doksan dokuz kadını olsaydı... İşte açıklamaya çalıştığımız âyet de bÖyledir. En doğrusunu Allah bilir. Âyette geçen ve azmak anlamına gelen “utuv” (عتو) lafzı, kibirlenmekte son noktayı ifade eder. Cenâb-ı Hakk’ın, “Gerçek şu ki onlar, içlerinde derin bir kibir duygusu besliyor, azgınlıkta sınır tanımıyorlar” meâlindeki âyetine bakmaz mısın?
Biz onları şiddetli biçimde hesaba çekmişizdir. Bu İlâhî beyan, çeşitli şekillerde yorumlanabilir. Birincisi, onları hesaba çektik meâlindeki ifade, onlar küfürde, azgınlıkta ve kibirlenmekte o derece ileri gittiler ki şiddetli bir hesaba çekilecek ve kötü bir cezaya mâruz kalacak kişilerden oldular, anlamına gelir. Yahut [İkincisi] Cenâb-ı Hak, kibre ve azgınlığa kapılan geçmiş ümmetlere İlâhî cezanın nasıl gelip şiddetli bir hesaba çekildiklerini düşünmeleri ve ibret almaları için bu ümmete onu hatırlatmaktadır. Veyahut [üçüncüsü] onları hesaba çektik meâindeki cümle, âhirette onları şiddetli bir hesaba çekeceğiz anlamına gelmektedir. Tıpkı “Ey Meryem oğlu İsâ! İnsanlara sen mi, ‘Allah’ın dışında beni ve annemi birer tanrı kabul edin’ dedin?” meâlindeki âyette olduğu gibi; yani Allah bunu kendisine soracağı zaman... İşte açıklamaya çalıştığımız âyet de bunun gibidir. En doğrusunu Allah bilir.
Bu âyetin nüzûl sebebi konusunda iki yorum vardır: Birincisi, Allah Teâlâ, geçmiş ümmetlerin peygamberlerine inanmayı ve ona tâbi olmayı terkettiklerinde, kibre kapılıp azdıklarında başlarına gelenlerle Muhammed (s.a.) ümmetini ve Mekkeli kâfirleri korkutmaktır. Tâ ki, Hz. Peygamberin (s.a.) hemşehrilerinin de içinde bulundukları küfür ve azgınlıktan vazgeçsinler veya hayatın seyrinde böyle bir hale düşmekten sakınsınlar. [İkincisi,] Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellemin kalbini teskin etmek, onun kâfir kavminden gördüğü muameleyi, onların isyanını ve azgınlığını önemsememesi için. Ayrıca önceki peygamberlerin kendi ümmetlerinden gördükleri muameleyi bilmesi için; hatta onların inkârlarının ve büyüklenmelerinin iman etmeleri ümidini yok ettiğine vâkıf olması için; neticede de Cenâb-ı Hakk’ın onlara gönderdiği ceza ve intikamdan haberdar olabilmesi için. Bunun bir imtihan olması da mümkündür; şöyle ki Allah Teâlâ, resûlünü bununla denemiştir; tâ ki onun, muhataplardan iman etmeyenlere şefkatte bulunup helâk edilmeleri için bedduada bulunmadığı bilinmiş olsun. En doğrusunu Allah bilir.
Yorumu Yorumla
-
Karye (قَرْيَةٍ)
İbn Fâris, k-r-y kökünün temel manasının "toplanmak, bir araya gelmek ve biriktirmek" olduğunu, suyun havuzda toplanmasına da bu kökten gelen kelimelerin kullanıldığını belirtir. Karye, insanların sosyal bir doku oluşturmak üzere bir araya geldiği yerleşim birimi olması hasebiyle bu ismi almıştır. Râgıb el-İsfahânî, karye kelimesinin hem yerleşim yerini hem de o mekanda yaşayan insan topluluğunu ifade ettiğini, Kur'an'daki kullanımının genellikle o yerin sakinlerini (ehl-i karye) hedef aldığını açıklar. Arthur Jeffery, kelimenin kökeninin Fenike ve Aramice "qritâ" (şehir, kasaba) kelimesiyle akraba olduğunu ve Sami dillerinde yerleşik hayatı tanımlayan ortak bir terim olduğunu savunur. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, ayetteki karye vurgusunun, ilahi yasalara karşı kolektif bir direnç gösteren ve bu sebeple toplumsal çöküşe sürüklenen "kurumsallaşmış azgınlık merkezlerini" sembolize ettiğini analiz eder.
Atet (عَتَتْ)
İbn Fâris, a-t-v kökünün dilde "büyüklenmek, azgınlıkta sınırları aşmak ve bir durumun en uç noktasına varmak" anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "utüvv" kavramının yumuşaklığın ve itaatin zıddı olduğunu, kişinin bile isteye haktan yüz çevirip isyanda inat etmesini ifade ettiğini kaydeder. Toshihiko Izutsu, bu kelimenin semantik yapısında "kör bir kibir" ve "otoriteyi hiçe sayan bir pervasızlık" bulunduğunu, ayetteki bağlamıyla toplulukların Allah'ın emirlerine karşı sergilediği küstahça başkaldırıyı nitelediğini ifade eder. Prof. Dr. Hidayet Aydar, kelimenin etimolojik kökenindeki "aşırılık" manasının, toplumsal ahlakın ve hukukun tamamen devre dışı bırakıldığı bir tuğyan halini betimlediğini vurgular.
Amr (أَمْرِ)
İbn Fâris, e-m-r kökünün "buyruk, iş, durum ve bir araya gelip bütünleşmek" gibi anlamlara geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, buradaki emrin Allah’ın belirlediği şer’î sınırlar, helal ve haramlar olduğunu, toplulukların bu ilahi direktiflerden yüz çevirmesinin "emirden çıkmak" olarak nitelendirildiğini açıklar. Toshihiko Izutsu, "amr" kelimesinin Kur'an'ın merkezi otorite dili olduğunu, ayette bu kavramın ilahi yasanın bağlayıcılığını ve çiğnenen sınırın mutlaklığını temsil ettiğini analiz eder.
Rabb (رَبِّ)
İbn Fâris, r-b-b kökünün "sahiplik, bir şeyi ıslah etmek, tamamlamak ve yönetmek" anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, Rabb isminin bir şeyi başlangıçtan itibaren aşama aşama kemale erdiren ve ihtiyaçlarını karşılayan mutlak otoriteyi ifade ettiğini yazar. Theodor Nöldeke, kelimenin Sami dillerindeki (özellikle Aramice ve İbranice) "efendi, usta, büyük" anlamlarıyla olan linguistik paralelliğine dikkat çeker. Prof. Dr. Sadık Kılıç, Rabb kavramının etimolojik olarak "terbiye ve nizam" ile olan bağına vurgu yaparak, isyanın aslında bu nizamı sağlayan yaratıcı iradeye karşı yapıldığını belirtir.
Rusul (رُسُلِ)
İbn Fâris, r-s-l kökünün "göndermek, peş peşe gelmek ve kesintisiz akış" manasına geldiğini belirtir. Kelimenin temelinde, engelsiz bir iletim ve mesajın ulaştırılması yatar. Râgıb el-İsfahânî, resullerin Allah ile insanlar arasında mesaj ileten, bu amaçla özel olarak seçilmiş ve donatılmış elçiler olduğunu açıklar. Arthur Jeffery, kelimenin dini terminolojideki teknik kullanımının Süryanice "rişlâ" ile semantik bir yakınlık arz ettiğini savunur. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, resullerin etimolojik olarak "kesintisiz bir zincirin halkaları" gibi gönderilmesinin, ilahi uyarının insanlığa her dönemde ulaştırıldığına işaret ettiğini tahlil eder.
Hisab (حِسَابًا)
İbn Fâris, h-s-b kökünün "saymak, hesap etmek, bir şeyin miktarını ve değerini tam olarak belirlemek" anlamına geldiğini kaydeder. Râgıb el-İsfahânî, muhasebenin sadece rakamsal bir döküm değil, eylemlerin nitelik ve nicelik olarak değerlendirilip karşılığının verilmesi olduğunu belirtir. Toshihiko Izutsu, "hisaben şediden" ifadesinin, ilahi adaletin hiçbir ayrımı ve detayı atlamayan, tavizsiz ve titiz işleyişini semantik olarak nitelediğini, bu hesabın dünyada toplumsal bir çöküş olarak tecelli ettiğini analiz eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, kelimenin kökenindeki "yeterlilik" (hasb) vurgusuyla bağlantılı olarak, bu hesabın yapılan suçun tam karşılığı olan bir dengeyi ifade ettiğini belirtir.
Şedîd (شَدِيدًا)
İbn Fâris, ş-d-d kökünün "sağlamca bağlamak, sertlik, kuvvet ve bir şeyin gevşeklikten uzak olması" manalarına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, şiddetin bir şeyin tesirindeki keskinlik ve dayanıklılık olduğunu, ayetteki bağlamıyla hesabın kaçınılmaz, ağır ve geri dönülemez vasfını nitelediğini ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin etimolojik kökenindeki "sıkı bağ" anlamının, ilahi yasanın suçluyu kuşatan ve kurtuluşa imkan tanımayan sert karakterine atıf yaptığını tahlil eder.
Azâb (عَذَابًا)
İbn Fâris, a-z-b kökünün "tatlılığı gidermek, men etmek ve engellemek" manalarına geldiğini ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, azabın insanın alışkın olduğu lezzeti ve huzuru elinden alan, ona acı veren her türlü cezalandırma biçimi olduğunu açıklar. Prof. Dr. Sadık Kılıç, kelimenin kökündeki "engelleme" manasının, isyan eden toplulukların ilahi rahmetten ve fıtri selametten mahrum bırakılması şeklindeki ontolojik mahrumiyeti temsil ettiğini analiz eder. Toshihiko Izutsu, azap kavramının Kur'an'da sadece fiziksel acıyı değil, aynı zamanda insanın tanrısal düzendeki meşruiyetini kaybetmesi sonucu yaşadığı yıkımı ifade eden semantik bir derinliğe sahip olduğunu vurgular.
Nukrâ (نُّكْرًا)
İbn Fâris, n-k-r kökünün "bilinmemek, yadırganmak, alışılmışın dışında ve son derece çirkin olmak" anlamlarına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "nükr" kelimesinin aklın ve selim fıtratın reddettiği, dehşet verici ve benzersiz kötülükleri tanımlamak için kullanıldığını ifade eder. Toshihiko Izutsu, kelimenin etimolojik olarak "tanımsızlık" ile olan bağına dikkat çekerek, buradaki cezanın insan muhayyilesinin sınırlarını aşan, daha önce görülmemiş ve alışılmadık bir dehşete işaret ettiğini savunur. Prof. Dr. Hidayet Aydar, "nükr" kelimesinin ayetteki kullanımının, suçun büyüklüğüne uygun olarak tasarlanmış, inkâr edilemez derecede ağır ve sarsıcı bir karşılığı sembolize ettiğini belirtir.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla