Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Sâd Sûresi, 82. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Sâd Sûresi, 82. Ayet

    قَالَ فَبِعِزَّتِكَ لَاُغْوِيَنَّهُمْ اَجْمَع۪ينَۙ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Kâle febi’izzetike leuġviyennehum ecma’în(e)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      82-83. “İblis, ‘Senin kudretine andolsun ki Rabb’im, samimi kulların hariç, insanların topunu kesinlikle yoldan çıkaracağım’ dedi.”

      Cenâb-ı Hak şöyle buyurmuştu: “Şüphesiz, sapmışlardan sana uyacak olanlar dışında kullarım üzerinde senin hâkimiyetin olmayacaktır”. En doğrusunu Allah bilir ya, Cenâb-ı Hak sanki şunu söylemektedir: Benim ilmime göre azgınlığı ve sana tâbi olmayı tercih edecek olanların dışında kullarımı yoldan çıkarmaya senin gücün yetmeyecektir, sen ancak onları yoldan çıkarabileceksin. Allah’ın ilmine göre imanı ve tevhidi tercih edecek olanlara gelince sen, onlara ulaşmaya asla yol bulamayacaksın. En doğrusunu Allah bilir.

      Bazıları şöyle dedi: Samimi kullar sözü, tevhid inancında samimi olanlar demektir. Eğer böyle ise, o zaman kesinlikle yoldan çıkaracağım meâlindeki beyan, kesinlikle onları küfre düşüreceğim anlamına gelir. Bazıları da, samimi kullar sözü, helâk olmaktan kurtulan kullar mânasına gelir dedi. Bu anlama göre de kesinlikle yoldan çıkaracağım cümlesi, kesinlikle onları helâke düşüreceğim demek olur. Bazıları ise şöyle söyledi: Samimi kullar sözü, yani her türlü günahtan ve isyandan uzak duran kullar demektir. Ancak ilk iki yorum daha doğru ve daha isabetli gibi görünmektedir. En doğrusunu Allah bilir.​​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Kâle (قَالَ)

        İbn Fâris, "k-v-l" kökünün sözlükte "sesi harflere ve manaya dönüştürmek, konuşmak, içindeki niyeti sözle dışa vurmak ve iradeyi sarsılmaz bir beyanla ilan etmek" anlamlarına geldiğini tespit eder. Mazi (geçmiş zaman) tekil fiil olan "kâle" (dedi / ant içti / haykırdı) eyleminin; İblis'in kâinatın Yaratıcısından o feci mühleti (zamanı) kopardıktan hemen sonra, sessizliğe gömülüp pasif bir bekleyişe geçmek yerine; kibrinin ve kininin o karanlık manifestosunu doğrudan doğruya ilahi makama karşı "kelama (kavl'e) dökerek" kâinattaki o en büyük varoluşsal savaşı başlattığını nitelediğini belirtir.

        Râgıb el-İsfahânî, kavl/kâle (k-v-l) kavramının, felsefi olarak sadece sıradan bir hitap olmadığını; İblis'in iç dünyasındaki o hastalıklı kıskançlığın ve intikam ateşinin, mühleti aldığı an "korkunç ve cüretkâr bir strateji ilamına (kâle)" dönüştüğü o mutlak ontolojik isyan beyanı olduğunu söyler. Sessizlik teslimiyettir, İblis'in bu "Kâle"si (konuşması) ise isyanın aksiyona geçtiği andır.

        Dücane Cündioğlu, dildeki bu fiili (kâle) varoluşsal bir "küstahlık ve savaş ilanı" estetiği olarak okur. Kâinatın Hâkiminin "Sen bilinen vakte kadar mühlet verilenlerdensin" fermanına karşılık İblis'in "Dedi (kâle)" eylemiyle yeniden söze girmesinin; şeytanî aklın lütuf (mühlet) gördüğünde şükretmek yerine o lütfu bizzat kâinatın Otoritesine ve O'nun halifesine (insana) karşı bir silaha dönüştürdüğünü; kötülüğün o feci ve dondurucu arsızlığını kâinata resmettiğini ifade eder.

        Fe Bi'izzetike (فَبِعِزَّتِكَ)

        İbn Fâris, nedensellik bildiren "fa" (öyleyse / madem öyle) atıf harfi, yemin ve vasıta bildiren "bi" (adına / hakkı için) harf-i ceri, "a-z-z" kökünden türeyen isim ve "ke" (Senin) muhatap zamirinin birleşimidir. A-z-z kökünün sözlükte "asla mağlup edilememek, mutlak güç, şiddet, izzet ve her türlü direnişi ezip geçen sarsılmaz kuvvet" anlamlarına geldiğini tespit eder. "Fe bi'izzetike" (Öyleyse Senin o mutlak kudretine/izzetine yemin olsun ki) tamlamasının; İblis'in intikam yeminini ederken kendi gücüne veya başka bir puta değil, bizzat kâinatın Yaratıcısının o "bükülemez ve yenilemez (Azîz) sıfatına" and içtiği o dondurucu ve feci ontolojik paradoksu nitelediğini belirtir.

        Râgıb el-İsfahânî, izzet (a-z-z) kavramının, kâinatta "kendisine hiçbir şekilde nüfuz edilemeyen ve aşılamayan o mutlak direnç merkezi" olduğunu söyler. İblis'in "Senin izzetine yemin olsun" feryadı; onun Allah'ın kudretini bütünüyle idrak ettiğini, O'nu alt edemeyeceğini bildiğini; bu yüzden O'nun Zâtına değil, O'nun yarattığı ve değer verdiği o zayıf varlığa (insana) saldırarak O'nun izzetine (sanatına) o yoldan ihanet etmeyi planladığını aktarır.

        Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın semantik sisteminde İblis'in bu yeminini (bi'izzetike), kâinattaki en derin ve sarsılmaz "Tevhid ve Şirk diyalektiği" olarak inceler. İblis, Allah'ın gücünü (İzzetini) reddetmemekte, aksine o mutlak otoriteyi kendi şeytanî stratejisinin yegâne dayanağı (yemini) yapmaktadır. Bu durum, İslam felsefesinde kâfirin kâinatın Yaratıcısını bilmemesi (cehalet) değil, O'nun o devasa kudretini (İzzetini) bilmesine rağmen O'nun iradesine kasten başkaldıran o "bilinçli ve ontolojik nankörlüğün (küfrün)" zirvesini teşkil ettiğini tespit eder. İblis, Allah'ın izzetiyle Allah'ın projesine kafa tutan o feci aklın ta kendisidir.

        Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu yemini (fe bi'izzetike) teolojik bir acziyet itirafı ve strateji felsefesi olarak değerlendirir. İblis'in kendi gücüne değil de Allah'ın gücüne (İzzetine) yemin etmesinin; onun aslında hiçbir bağımsız yaratma veya yok etme (otonomi) gücüne sahip olmadığını; bütün saptırma eylemini ancak Allah'ın ona verdiği o "mühlet ve izin (izzet/kudret)" dâhilinde yapabileceğini kâinata ilan eden o kusursuz ve dondurucu Kuranî ifşaat olduğunu aktarır. Şeytanın gücü yoktur, o sadece ilahi mühleti kullanır.

        Le Uğviyennehum (لَأُغْوِيَنَّهُمْ)

        İbn Fâris, kasem (yemin) cevabını pekiştiren tekit "lâm"ı (le), "ğ-v-y" kökünden türeyen if'al babında muzari birinci tekil fiili, mutlak kesinlik bildiren şeddeli tekit "nûn"u (nne) ve "hum" (onları / o insanları) zamirinin birleşimidir. Ğ-v-y kökünün sözlükte "doğru yolun ve hidayetin (ruşdün) mutlak zıddı olarak cehaletle, inatla veya aldanışla yoldan çıkmak, aklı ve fıtratı ifsat etmek, gerçeği çarpıtarak hezeyana sürüklemek" anlamlarına geldiğini tespit eder. "Le uğviyennehum" (Yemin olsun ki onların tümünü mutlaka ve mutlak surette saptıracağım / fıtratlarını bozup azdıracağım) fermanının; İblis'in o feci ve karanlık intikam stratejisinin başını ve sonunu mühürlediğini; insanı fiziksel olarak öldürmeyi değil, onun idrakini ve Tevhid pusulasını "içeriden (iğvâ ile)" zehirlemeyi hedeflediğini nitelediğini belirtir.

        Râgıb el-İsfahânî, ğayy/iğvâ (ğ-v-y) kavramının, felsefi olarak insanın zorla (cebren) bir günaha sürüklenmesi olmadığını söyler. İğvâ; insanın kendi arzu ve hevalarına (iştahlarına) süslü gösterilen yalanların, aklı bulandırarak (cehaletle) kişiyi kendi iradesiyle kötülüğe ve bâtıla sevk etmesidir. İblis'in yeminindeki bu "iğvâ" eylemi; kaba kuvvet değil, kâinatın en sinsi, en dondurucu ve fıtratı en derinden parçalayan "algı ve vesvese" operasyonudur.

        Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), Kur'an'ın edebi tasvir sisteminde (tasvîr-i fennî) bu fiildeki (le uğviyennehum) "Lâm" ve "Şeddeli Nûn" edatlarının üst üste yığılmasını muazzam bir psikolojik nefret ve ısrar estetiği olarak okur. Arapçada bu çift tekit kalıbının, eylemin zerre kadar şüphe barındırmayan, gece gündüz durmaksızın devam edecek olan sarsılmaz bir kararlılığı ifade ettiğini; İblis'in insana duyduğu o ontolojik kinin, kâinatın sonuna kadar zerre kadar azalmadan süreceğini resmeden o feci ilahi tespit olduğunu vurgular. İblis yemin etmiş ve o sarsılmaz tuzağını (iğvâ) kurmuştur.

        Diyanet İslam Ansiklopedisi, tefsir ve kelam ilminde "İğvâ" kavramının eskatolojik ve ahlaki sınırlarını aktarır. İblis'in bu cüretkâr "Saptıracağım" yeminine rağmen, İslam teolojisinde şeytanın insan üzerinde mutlak bir "yaptırım gücünün (sultasının)" bulunmadığını; onun sadece bâtılı hak gibi, şerri hayır gibi göstererek (iğvâ ederek) insanın fıtrî zafiyetlerini kaşıdığını; dolayısıyla insanın yoldan çıkmasının faturasının şeytana değil, bizzat o iğvâya kanıp kendi iradesiyle uçuruma yürüyen "insanın kendi nefsine" kesileceğini kaydeder. İblis yemin eder, insan ise o yemine kendi liyakati veya zafiyetiyle cevap verir.

        Ecme'în (أَجْمَعِينَ)

        İbn Fâris, "c-m-a" kökünün sözlükte "dağınıklığın ve ayrılığın mutlak zıddı olarak farklı unsurları bir araya getirmek, toplamak, bütünleştirmek, istisnasızlık ve tamlık" anlamlarına geldiğini tespit eder. Cemi' kelimesinden türeyen ve "kulluhum" (hepsi) vurgusunu ikinci kez pekiştiren hal/tekit formunda çoğul olarak gelen "ecme'în" (topunu birden / istisnasız hepsini / kitleler halinde) isminin; İblis'in kâinattaki o feci hedefinin sadece tek bir şahsı (Âdem'i) değil, onun soyundan gelecek olan, yeryüzüne yayılacak o devasa insanlık ailesinin (beşerin) bütününe yönelik o dondurucu, evrensel ve sarsılmaz "kapsayıcı kinini" nitelediğini belirtir.

        Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın semantik sisteminde "Ecme'în" (tamamını) mefhumunu, şeytanî ihtirasın ontolojik ölçeği olarak inceler. İblis'in hedefinin, kendisine secde emri verilen o "insan" türünün yeryüzündeki serüvenini bütünüyle iflas ettirmek olduğunu; "Hepsini saptıracağım" feryadının, kâinattaki kötülüğün (şerrin) lokal değil, bizzat insanlık tarihi kadar geniş ve kuşatıcı bir iddiaya sahip olduğunu tespit eder.

        Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu kapanışı (ecme'în) teolojik bir intikam simetrisi ve varoluşsal zıtlık manifestosu olarak değerlendirir. Surenin 73. ayetinde kâinatın Yaratıcısının emri üzerine meleklerin secdesinin "kulluhum ecme'ûn" (istisnasız hepsi toptan) kelimeleriyle ifade edilmesine karşılık; İblis'in intikam yeminini aynı kökten gelen "ecme'în" (hepsini) kelimesiyle kilitlemesinin; kâinattaki o kusursuz ve dondurucu Kuranî estetiği (tıbâk) yansıttığını inceler. Meleklerin o toptan (ecme'ûn) itaatine ve insana duydukları o mutlak hürmete karşılık; İblis, aynı mutlaklıkla ve toptan (ecme'în) bir nefretle o fıtratı parçalamaya yemin etmiştir. Yaratılış sahnesi, "hepsi" secde edenlerle, "hepsini" saptırmaya yemin eden o tekil kibrin devasa çarpışmasıyla mühürlenmiştir.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X