اِلٰى يَوْمِ الْوَقْتِ الْمَعْلُومِ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Sâd Sûresi, 81. Ayet
Daralt
X
-
79. “‘Rabbim! Öyleyse insanların yeniden diriltileceği güne kadar bana mühlet ver,’ dedi.”
80-81. "Allah, ‘Malum vakte kadar mühlet verilmiş olanlar arasındasın’ buyurdu.”
Sonra İblis, Rabb’inden insanların tekrar diriltileceği güne kadar kendisine mühlet vermesini ister. Cenâb-ı Hak da şöyle buyurur; Sen mühlet verilmiş olanlar arasındasın. En doğrusunu Allah bilir ya, Cenâb-ı Hak ancak, onun ebediyen küfrü ve kendisine muhalefeti tercih edeceğini bildiği için ona mühlet vermişti.
Sonra Cenâb-ı Hak mâlum vakte kadar buyurdu. Bu cümlenin işaret ettiği anlam konusunda ihtilaf edilmiştir. Bazıları şöyle dedi: Mâlum vakit, insanların tekrar diriltilecekleri gündür. Çünkü İblis’in, kendisine insanların yeniden diriltilecekleri güne kadar mühlet vermesini istemesi üzerine Allah ona bu mühleti vermişti. Cenâb-ı Hak onun şöyle dediğini haber vermektedir; Rabbim! Öyleyse insanların yeniden diriltileceği güne kadar bana mühlet ver! Bazıları mâlum vakitten maksat ilk nefhadır, dedi. Bazıları da şöyle dedi: Bu vakit ona açıklanmamıştır, bundan dolayı onun korku halinde olduğu belirtilmiştir. Cenâb-ı Hak bu hususu şu İlâhî beyanda belirtmiştir; “Ardından hemen dönüş yaptı ve ‘Şüphesiz benim sizin sorumluluğunuzla ilgim yok, kuşkusuz sizin görmediğinizi görüyorum ve elbette Allah’tan korkuyorum’ dedi”. Eğer Cenâb-ı Hak ona o mâlum vakti açıklasaydı, o vakit henüz gelmeden hiç korku duymaz, kendini güvende görürdü. Onun korkması, o vaktin kendisine açıklanmadığına işaret eder, dolayısıyla o Allah katında malum olan bir vakittir. En doğrusunu Allah bilir.
Yorumu Yorumla
-
İlâ (إِلَىٰ)
İbn Fâris, bir eylemin, mühletin veya varoluşun ulaşacağı o en son sınırı, bitiş ve tükeniş noktasını (intiha-i gaye) bildiren "-e, -a, -e kadar" anlamlarındaki harf-i cerdir. Kâinatın Yaratıcısının, İblis'e bahşettiği o saptırma ve yaşama izninin ucu açık, sonsuz veya onun kendi keyfine bırakılmış fani bir zaman dilimi olmadığını; bizzat O'nun tarafından çekilen o "kesin, dondurucu ve aşılamaz varoluşsal duvara (ilâ)" çarpıp yok olacağını işaretleyen sınır ve menzil köprüsüdür.
Angelika Neuwirth, Kur'an'ın zaman ve uzam teolojisinde "İlâ" edatının bu kullanımını, eskatolojik (ahiret) bir "vektör ve sonluluk" estetiği olarak okur. İblis'in mühletinin "İlâ" (e kadar) ile sınırlandırılmasının; kâinattaki kötülüğün (şerrin) ve şeytanî aklın mutlak veya ebedi bir güce sahip olmadığını, tarihin başından kâinatın sonuna (ilâ) kadar uzanan o devasa zaman çizgisinin bizzat o son noktada bütünüyle çökeceğini ve iptal edileceğini kâinata ilan eden o sarsılmaz Kuranî tarih felsefesi olduğunu tartışır. Şeytanlık (İblis), sınırlı bir zamana hapsedilmiş feci bir parantezden ibarettir.
Yevmil (يَوْمِ الْـ)
İbn Fâris, "y-v-m" kökünün sözlükte "güneşin doğuşundan batışına kadar geçen süre, belirli bir an, devir, büyük bir kırılmanın yaşandığı mutlak zaman dilimi" anlamlarına geldiğini tespit eder. İzafet (tamlama) formunda ve belirlilik takısıyla (el) gelen "yevmil" (o güne / o kozmik an'a) kelimesinin; İblis'in mühletinin sona ereceği vaktin sıradan bir takvim günü olmadığını; evrendeki bütün fani hayatların bittiği ve kâinatın Yaratıcısının o mutlak adaletinin tecelli edeceği o sarsıcı, dondurucu ve emsalsiz "Kozmik Güne (Yevm)" kilitlendiğini nitelediğini belirtir.
Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), Kur'an'ın edebi tasvir sisteminde (tasvîr-i fennî) "Yevm" kavramının eskatolojik (ahiret) ağırlığını değerlendirir. İblis bir önceki ayette (79. ayet) kendi mühletini insanların diriltileceği "Yevmi Yub'asûn"a (Diriliş Gününe) kadar uzatmak isteyip ölümden bütünüyle kaçmayı hedeflemişken; Allah'ın bu ayette o günü kendi belirlediği bir "Yevm" (Gün) ile değiştirmesinin; kâinatın Hâkiminin kibre (İblis'e) kâinattaki zamanı (eceli) yönetme hakkı vermediğini, onun da sıradan varlıklar gibi o ilahi "Günün (Yevm'in)" dehşetini ve bitişini tadacağını resmeden o kusursuz ve dondurucu ilahi otorite kurgusu olduğunu vurgular.
Vaktil (وَقْتِ الْـ)
İbn Fâris, "v-k-t" kökünün sözlükte "bir iş veya eylem için sınırları kesin olarak çizilmiş zaman, miktar, belirlenmiş gaye ve tayin edilmiş son" anlamlarına geldiğini tespit eder. İzafet tamlamasının içinde gelen "vaktil" (o vaktin / o sınırları çizilmiş kesin zamanın) kelimesinin; kâinatın Yaratıcısının o mühlete muğlak veya esnek bir süre değil, bizzat Kendi ilahi takvimiyle milimetrik olarak kesilmiş, değiştirilmesi ve aşılması imkânsız olan o "dondurucu ve sarsılmaz ontolojik kronometreyi (vakti)" tayin ettiğini nitelediğini belirtir.
Râgıb el-İsfahânî, vakit (v-k-t) kavramının, genel ve ucu açık zaman (zaman/dehr) mefhumundan felsefi olarak bütünüyle farklılaştığını söyler. Vakit; kâinatın Hâkimi tarafından başlangıcı ve bitişi "milimetrik olarak belirlenmiş, dondurulmuş ve hedeflenmiş" o spesifik andır. İblis genel bir zaman (diriliş gününe kadar) istemiş, Allah ise ona "Hayır, ancak Benim sınırlarını kestiğim o vakte (vaktil) kadar" diyerek; kibrin talebini reddedip, infazı bizzat Kendi şaşmaz adaletinin (vaktinin) içine kilitlemiştir.
Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın semantik sisteminde "Vakit" mefhumunu, ontolojik bir sınırlandırma ve Tevhid manifestosu olarak inceler. İblis'in "Yevmi yub'asûn" (diriliş günü) talebinin ardında, ölümden (hiçlikten) kaçıp ebediyet kazanma şeytanlığı yattığını; Allah'ın ise "Vaktil" (o vakit) fermanıyla bu kurnazlığı paramparça ettiğini tespit eder. Kâinatta hiçbir varlık (İblis bile) ölümden muaf değildir; kâinatın Yaratıcısı ona sadece Kendi belirlediği o feci, dondurucu ve kaçınılmaz "Vaktin" dolmasına kadar yaşama izni (mühlet) vermiştir.
Ma'lûm (مَعْلُومِ)
İbn Fâris, "a-l-m" kökünün sözlükte "bir şeyin hakikatini, mahiyetini ve sınırlarını kesin ve sarsılmaz bir şekilde idrak etmek, cehaletin ve şüphenin mutlak zıddı olan pürüzsüz bilgi" anlamlarına geldiğini tespit eder. İsm-i mef'ul (edilgen sıfat) formunda gelen "ma'lûm" (bilinen / malum olan / ilmi bütünüyle sabitlenmiş) kelimesinin; o vaktin İblis veya melekler tarafından değil, bizzat ve sadece kâinatın Hâkimi katında (Levh-i Mahfuz'da) şaşmaz bir bilgiyle (ilimle) ezelden beri "dondurulduğunu, bilindiğini ve kaydedildiğini" nitelediğini belirtir.
Dücane Cündioğlu, dildeki bu sıfatı (ma'lûm) varoluşsal bir "ilahi gizem ve kibri sınırlandırma" estetiği olarak okur. "Bilinen (ma'lûm) vaktin günü" tamlamasının; o vaktin kâinatın Yaratıcısı için "malum", İblis ve kâinat için ise "meçhul (sır)" olduğunu; İblis'in yaşarken her an "Acaba o malum vakit geldi mi, mühletim doldu mu?" korkusuyla ve ilahi kılıcın (ecelin) ensesinde olduğu gerçeğiyle yaşamak zorunda bırakıldığını ifade eder. İstikbar (kibir) mühlet almıştır, ancak o mühlet bizzat Allah'ın o dondurucu ve sarsılmaz "İlminin (Ma'lûm'un)" o kahredici hapsi içindedir.
Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu kapanışı (vaktil ma'lûm) teolojik bir adalet (teodise) ve imtihan felsefesi olarak değerlendirir. İblis'e verilen bu mühletin kâinattaki kötülüğün (şerrin) geçici zaferi olmadığını inceler. O "Malum Vakit" (kıyametin kopacağı veya ilk Sûr'un üfleneceği an) geldiğinde; şeytanın bütün fani gücünün, saptırma yeteneğinin ve kibrinin bizzat o ilahi bilgiyle (ilimle) dondurulmuş olan "Vakit'in" dolmasıyla bütünüyle sıfırlanacağını (öleceğini); kâinatın Yaratıcısının, kötülüğü ebedi kılmadığını, onu sadece insanın ahlaki sınavını (halifeliğini) inşa etmesi için o "Bilinen Vakte (Ma'lûm)" kadar taşeron olarak kullandığını kâinata ilan eden o kusursuz, sarsılmaz ve ebedi Kuranî hikmet (kader) olduğunu aktarır.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, tefsir ve kelam ilminde "Vakt-i Ma'lûm" (Bilinen Vakit) tamlamasının eskatolojik yorumunu aktarır. İblis'in "Diriliş Gününe kadar" mühlet istemesine (böylece ölümden kaçmasına) karşılık, Allah'ın "Bilinen Vakte kadar" demesinin teolojik kilit noktası olduğunu belirtir. Tefsircilerin büyük çoğunluğuna göre bu "Malum Vakit"; diriliş (ba's) günü değil, kâinattaki bütün canlıların öleceği (İsrafil'in Sûr'a ilk üflediği) o feci "Nefha-i Ûlâ" (ilk üfürüş) anıdır. İblis kurnazlık yapmış ama ilahi adalet onu bizzat o "Malum Vaktin" içine çekerek onun da (kibrinin de) o mutlak hiçliği (ölümü) tadacağı o sarsılmaz ve dondurucu sonu kâinata mühürlemiştir.
Yorumu Yorumla
Yorumu Yorumla