فَسَجَدَ الْمَلٰٓئِكَةُ كُلُّهُمْ اَجْمَعُونَۙ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Sâd Sûresi, 73. Ayet
Daralt
X
-
73. “Bunun üzerine meleklerin hepsi secde ettiler.”
74. “Yalnız İblis hariç; O, kibir duygusuna kapılıp kâfirlerden oldu.”
İblis Melek Midir?
Sonra Cenâb-ı Hak, meleklerden İblis’i istisna etmekte, onun kibirlendiğini ve secde etmekten kaçındığını haber vermektedir. Allah şöyle buyurmaktadır: Bunun üzerine meleklerin hepsi secde ettiler. Yalnız İblis hariç; o, kibir duygusuna kapılıp kâfirlerden oldu. Bu beyandan hareketle şöyle diyenler vardır: İblis de meleklerden biriydi, ancak secde etmekten yüz çevirince Allah onu kovdu, kendi nefsiyle başbaşa bıraktı ve o da kâfir oldu; bu durum şunun bilinmesi içindir: Değeri büyük ve makamı üstün olsa dahi herkes bulunduğu konumun gereğine aykırı ve zıt bir davranışta bulunabilir; Allah onu bir emirle imtihan ettiğinde o emri terkederse büyüklenmiş, verilen emri küçümsemiş olur, Allah da onu huzurundan kovar, kendi işiyle ve nefsiyle onu başbaşa bırakır ve o da kovulmuş ve horlanmış bir kâfir haline gelir. Bu da insanların daima dikkatli olmalarını ve hep Allah’ın yardımına sığınmalarını sağlamak içindir. Nitekim haber verildiği üzere meleklerin Allah katındaki değerlerinin büyüklüğüne ve makamlarının yüceliğine rağmen, Cenâb-ı Hak onlara yardımını lütfetmeyi kendi nefisleriyle başbaşa bırakırsa İblis kâfir olduğu gibi onlar da kâfir olurlar. En doğrusunu Allah bilir. O, kâfirlerden oldu, yani o Allah’ın ezelî ilminde kâfir idi. Yahut gurura kapılıp secde etmediğinde kâfirleşti; tıpkı şu ilâhı beyanda buyurulduğu gibi: “Aksi halde ikiniz (Âdem ve Havva) zâlimlerden olursunuz” yani aksi halde siz zâlim haline gelirsiniz. En doğrusunu Allah bilir.
Yorumu Yorumla
-
Fe Secede (فَسَجَدَ)
İbn Fâris, nedensellik ve mutlak bir ardışıklık bildiren "fa" (hemen ardından / bunun üzerine) atıf harfi ile "s-c-d" kökünden türeyen mazi (geçmiş zaman) tekil fiilinin birleşimidir. S-c-d kökünün sözlükte "kibri bütünüyle terk etmek, tevazu göstermek, boyun eğmek ve alnı yere koyarak mutlak bir otoriteyi ikrar etmek" anlamlarına geldiğini tespit eder. Kâinatın Yaratıcısının bir önceki ayetteki "ruhumdan üfledim, yere kapanın" fermanının biter bitmez; zerre kadar bir zaman boşluğu, tereddüt veya itiraz payı bırakmaksızın (fa), o ruhanilerin "anında yere kapanarak saygılarını sunduklarını (secede)" niteleyen o sarsılmaz ve dondurucu ontolojik itaat/eylem köprüsüdür.
Râgıb el-İsfahânî, secde (s-c-d) kavramının, fiziksel bir eğilmenin ötesinde, fıtratın "kendisinden daha yüce bir varoluşsal tecelli karşısında kendi iradesini sıfırlaması" olduğunu söyler. Meleklerin secdesi; Allah'a tapınmakla birlikte, O'nun topraktan var edip kendi ruhunu üflediği o yeni halifeye (insana) duyulan o mutlak "hürmet, hizmete amade oluş ve ilahi sanata duyulan hayranlık" eylemidir.
Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın semantik sisteminde "Secde" mefhumunu, kâinattaki hiyerarşinin ve Tevhid düzeninin en kusursuz felsefi dışavurumu olarak inceler. Allah'ın emriyle insanın (beşerin) önünde secdeye varılmasının; insanın taşıdığı o ilahi emanet (ruh/akıl) sayesinde meleklerin de üstüne çıkabilecek bir potansiyele sahip olduğunu kâinata mühürleyen o muazzam ontolojik devrim olduğunu tespit eder. İtaat, "Fe" harfinin süratiyle anında fiile dökülmüştür.
El-Melâiketu (الْمَلَائِكَةُ)
İbn Fâris, "m-l-k" (veya l-e-k / e-l-k) kökünün sözlükte "bir mesajı taşımak, elçilik yapmak, mutlak itaat, kuvvet ve haber ulaştırmak" anlamlarına geldiğini tespit eder. Belirlilik takısıyla (el) ve çoğul formda gelen "el-melâiketu" (o melekler / o sarsılmaz ruhaniler / mesaj taşıyıcı güçler) isminin; o dondurucu ve mutlak secde eylemini (itaati) gerçekleştiren fâilleri (özneleri) nitelediğini; onların sıradan varlıklar değil, kâinatın işleyişiyle görevli o devasa "Kozmik İdare Meclisi'nin" şerefli ve bükülmez üyeleri olduğunu belirtir.
Arthur Jeffery, kelimenin monoteistik (Sami) dillerdeki etimolojik serüvenini çözümler. İbranicedeki "mal'ākh" ve Aramice/Süryanicedeki "mal'ăkhā" (Tanrının elçisi/haberci) kavramlarıyla aynı sarsılmaz kökten beslendiğini; Kur'an'ın bu kelimeyi kullanarak o ruhanileri putlaştıran politeist (müşrik) aklını parçaladığını ve onları sadece kâinatın Yaratıcısına "mutlak bir sadakatle secde eden" elçiler ontolojisine kilitlediğini tartışır.
Gabriel Said Reynolds, Kur'an'ın teolojik kurgusunda meleklerin secdesini, devasa bir "ilahi senato ve sınanma" estetiği olarak okur. Meleklerin, kendilerinden tamamen farklı bir fıtrata (toprağa/beşere) sahip olan bu yeni varlığa karşı zerre kadar bir ontolojik kıskançlık veya ırkçılık gütmeden (İblis'in aksine) secdeye kapanmalarının; kâinatın Hâkiminin iradesi karşısında kendi melekûtî varlıklarını/şereflerini nasıl pürüzsüzce sıfırladıklarını resmeden o kusursuz teslimiyet sahnesi olduğunu ifade eder.
Kulluhum (كُلُّهُمْ)
İbn Fâris, "k-l-l" kökünün sözlükte "bir şeyi çepeçevre sarmak, içine almak, parçaların bütünü, istisnasızlık, genellik ve tamlık" anlamlarına geldiğini tespit eder. Küll ismi ve "hum" (onlar / onların) zamirinin birleştiği "kulluhum" (onların hepsi / tamamı / istisnasız her biri) tamlamasının; o Yüce Meclis'te (Mele-i A'lâ'da) bulunan meleklerden hiçbirinin o emrin (secdenin) dışında kalmadığını, rütbesi veya makamı ne olursa olsun o devasa ruhanî ordunun bütünüyle o emre dâhil olduğunu mühürleyen mutlak kapsayıcılık (tekit) köprüsüdür.
Râgıb el-İsfahânî, küll (k-l-l) kavramının felsefi olarak bir grubun içinde "aykırı veya geride kalmış tek bir cüzün/parçanın bile bulunmadığını" garanti altına alan bir matematiksel/ontolojik kesinlik olduğunu söyler. Meleklerin itaatinde hiçbir fire verilmemiş, kâinatın Yaratıcısının iradesi o meclisin bütününe noksansız bir şekilde nüfuz etmiştir.
Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu kelimeyi (kulluhum) sosyolojik ve teolojik bir hiyerarşi felsefesi olarak değerlendirir. "Meleklerin hepsi (kulluhum)" vurgusunun; kâinatta Allah'ın emrine karşı bir direniş cephesi oluşturabilecek hiçbir bağımsız kuvvetin bulunmadığını; evrenin en üstün varlıklarının bile o emre "hiçbir istisna bırakmaksızın" boyun eğdiğini kâinata ilan eden o sarsılmaz Tevhid ve mutlak Otorite (rububiyet) manifestosu olduğunu aktarır.
Ecme'ûn (أَجْمَعُونَ)
İbn Fâris, "c-m-a" kökünün sözlükte "dağınıklığın ve ayrılığın mutlak zıddı olarak farklı unsurları bir araya getirmek, toplamak, bütünleştirmek, aynı anda ve tek bir yerde hazır bulunmak" anlamlarına geldiğini tespit eder. Cemi' kelimesinden türeyen ve tekit (ikinci pekiştirme) formunda çoğul olarak gelen "ecme'ûn" (toptan / hep birlikte / aynı anda ve senkronize olarak) isminin; meleklerin secdesinin sadece sayısal bir tamlık (kulluhum) olmadığını, aynı zamanda zamansal ve biçimsel olarak da "koro halinde, tek bir vücut gibi, muazzam bir ahenkle ve bölünmez bir bütünlükle" gerçekleştiğini nitelediğini belirtir.
Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), Kur'an'ın edebi tasvir sisteminde (tasvîr-i fennî) "Kulluhum" (hepsi) kelimesinin hemen ardından "Ecme'ûn" (toptan/hep birlikte) kelimesinin gelmesini muazzam bir eskatolojik ve varoluşsal estetik olarak okur. Zaten "hepsi" denilerek sayısal eksiksizlik verilmişken; "toptan" kelimesiyle o devasa itaatin "birbiri ardına sırayla değil, kâinatı titreten tek bir anın içinde (senkronize) ve dondurucu bir ihtişamla (kitle halinde)" yapıldığını resmeden o feci ve kusursuz ilahi koreografiyi vurgular.
Dücane Cündioğlu, dildeki bu peş peşe gelen pekiştirmeleri (kulluhum ecme'ûn) ontolojik bir "irade birliği ve mutlak itaat" manifestosu olarak değerlendirir. İslam felsefesinde yaratılış sahnesinin bir kaos değil, bizzat kâinatın Hâkiminin emrine amade olmuş o devasa "Tevhid korosu" ile başladığını; meleklerin "istisnasız hepsinin (kulluhum) ve aynı anda toptan (ecme'ûn)" yere çakılmalarının (fe secede); birazdan zikredilecek olan o kibirli aykırı sesin (İblis'in) isyanındaki o feci yalnızlığı ve ontolojik sapkınlığı en keskin ve dondurucu hatlarla ortaya çıkarmak için kurgulanmış o sarsılmaz ve ebedi Kuranî simetri (zıtlık) temeli olduğunu ifade eder. İtaat bütün kâinatı kaplamış, kibir (İblis) ise o mutlak cemaatin (ecme'ûn) dışında yapayalnız kalmıştır.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla