Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Sâd Sûresi, 68. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Sâd Sûresi, 68. Ayet

    اَنْتُمْ عَنْهُ مُعْرِضُونَ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Entum ‘anhu mu’ridûn(e)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      67. “De ki: Bu (vahiy ile gelen) çok önemli bir bilgidir.”

      68. “Siz ise ona sırt çeviriyorsunuz.”

      Bu âyetlerin iki yorumu vardır. Birincisi, sizin üzerinde düşünmekten ve aklınızı kullanmaktan kaçındığınız Resûlullaha (s.a.) gönderilen bu Kur’an, çok önemli bir bilgi kaynağıdır. Çünkü onda, peygamberleri inkâr edenlerin ve inatla karşı koyanların başlarına gelen belâların, ayrıca kurtulanların da ne ile kurtulduklarının haberleri vardır. Onda, yapılması ve sakınılması gereken fiillere, ölümden sonra dirilmeye, cennete ve cehenneme, hak ve vazifelerine dair bilgiler vardır. Fakat onlar bu bilgiler üzerinde düşünmekten ve akıllarını kullanmaktan kaçıyorlar, eğer düşünseler ve akıllarını kullansalardı her şeyi anlayacaklar ve söylediğimiz her şeyin bilgisine ulaşacaklardı. En doğrusunu Allah bilir.

      İkincisi, De ki: Bu (vahiy ile gelen) çok önemli bir bilgidir. Siz ise ona sırt çeviriyorsunuz. Yani tekrar dirilmek ve mahşerde hesaba çekilmek büyük bir haberdir, siz ise bu hedef için çalışmaktan ve gayret göstermekten kaçıyor, yüz çeviriyorsunuz. Bu İlâhî beyanı tekrar dirilmek ve mahşerde hesaba çekilmek diye yorumlayanlar, yüz çevirmeye, o gün için çalışmaktan yüz çevirmek ve gayret göstermemek mânasını veriyorlar. Âyeti Kur’an diye yorumlayanlar ise, onun üzerinde düşünmekten ve aklını kullanmaktan kaçınmak diye mâna veriyorlar. En doğrusunu Allah bilir.​​​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Entum (أَنتُمْ)

        İbn Fâris, ikinci şahıs çoğul (siz) zamiridir. Kâinatın Yaratıcısının, bir önceki ayette kâinata ilan ettiği o dondurucu ve sarsılmaz "Büyük Haber"in (nebeun azîm) karşısına; o haberi idrak etmekten aciz olan, kibre kapılmış ve kendilerini yeryüzünün asıl sahipleri sanan o "müşrik muhatapları (sizleri)" doğrudan doğruya, çıplak ve kaçınılmaz bir şekilde yerleştirdiği o feci işaret köprüsüdür.

        Dücane Cündioğlu, dildeki bu zamiri (entum) varoluşsal bir "tehakküm (meydan okuma) ve yüzleşme" estetiği olarak okur. Ayetin doğrudan fiille değil de "Siz (entum)" zamiriyle (isim cümlesi olarak) başlamasının; Kur'an'ın vurguyu o devasa eylemden alıp bizzat "kâfirin kendi küstah benliğine ve iradesine" kilitlediğini; "O haber muazzamdır ama asıl felaket olan sizsiniz, sizin o idraksizliğinizdir" şeklindeki o sarsılmaz ve dondurucu ilahi yargıyı kâinata resmettiğini ifade eder.

        Anhu (عَنْهُ)

        İbn Fâris, ayrılma, uzaklaşma, mesafelenme ve "bir şeyi aşıp/es geçme" bildiren "an" (-den, -dan) harf-i ceri ile "hu" (ondan / o büyük haberden) zamirinin birleşimidir. O kibirli aklın (entum), kâinatın en sarsılmaz hakikatinden (Kur'an'dan veya Ahiret/Hesap haberinden) fıtri ve ontolojik olarak "koptuğunu, uzaklaştığını ve o devasa gerçekliği teğet geçtiğini" işaretleyen o feci mesafe ve ontolojik kırılma köprüsüdür.

        Râgıb el-İsfahânî, "an" edatının felsefi arka planında basit bir fiziksel uzaklıktan ziyade; aklın, vicdanın ve ruhun hakikate karşı "kastî ve iradi bir kopuşunu" barındırdığını söyler. Kâfirin o sarsıcı haberden (nebe'den) tesadüfen değil, bizzat o haberi taşıyamadığı ve kendi fıtratına ağır geldiği için, kendi ahlaki yozlaşmasıyla "ondan (anhu)" firar ettiğini aktarır.

        Mu'ridûn (مُعْرِضُونَ)

        İbn Fâris, "a-r-d" kökünün sözlükte "bir şeyin eni, genişliği, yan tarafı, önüne çıkmak, görünmek, bir şeye yan tarafını (sırtını) dönmek, yüz çevirmek, ilgiyi kesmek ve o şeyi engellemek" anlamlarına geldiğini tespit eder. İf'al babında ism-i fâil (etken sıfat) çoğul formunda gelen "mu'ridûn" (yüz çevirenler / sırtını dönenler / kasten ilgisiz kalanlar) isminin; müşrik aklının o "Azîm" (devasa) habere karşı mantıksal bir antitez (delil) üretemediğinde sığındığı o en iğrenç, en korkak ve en feci psikolojik savunma mekanizmasını (yok saymayı) nitelediğini belirtir.

        Râgıb el-İsfahânî, i'râz/mu'rid (a-r-d) kavramının, insanın karşısına çıkan bir hakikati yalanlamasından (tekzib) veya inkâr etmesinden (küfür) bile daha aşağılayıcı bir felsefi tavır olduğunu söyler. Zira "i'râz" (yüz çevirme); hakikati dinlemeye, onun üzerinde düşünmeye ve onunla dürüstçe yüzleşmeye bile tenezzül etmeden, kibrin o dondurucu sağırlaşmasıyla omuz silkip "sırtını dönüp gitmektir." Kâfirin kâinattaki en büyük kibri, hakikati muhatap (değerli) almamasıdır.

        Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın semantik sisteminde "İ'râz" (yüz çevirme) mefhumunu, Cahiliye'nin Tevhid karşısındaki mutlak ontolojik ve ahlaki iflası olarak inceler. Peygamberin getirdiği o kâinat çapındaki haberin (nebeun azîm), insanın varoluşunu temelden sarstığını; müşrik elitlerin ise bu sarsıntıdan (kendi fani düzenlerini, mülklerini ve otoritelerini kaybetmekten) o kadar dehşete düştüklerini ki, çareyi o haberi duymamak için kulaklarını tıkamakta ve "sırtlarını dönmekte (mu'ridûn)" bulduklarını tespit eder. Gerçeğe sırt dönmek, hakikati yok etmez; sadece insanın kendi aklını o feci ateşe (cehenneme) teslim etmesidir.

        Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu kapanışı (mu'ridûn) sosyolojik bir kibir ve teodise (hesaplaşma) manifestosu olarak değerlendirir. Yeryüzünde "Biz kâinatın efendisiyiz" diyen o tiranların (tâğîlerin), ahiret haberine (nebe'ye) karşı rasyonel bir delil getirmek yerine bizzat "Ben bununla ilgilenmiyorum/Bana ne" kibrine sığınmalarının; İslam felsefesinde aklın en sefil, en feci ve en dondurucu intiharı olduğunu ifade eder. Kâinatın Hâkimi o devasa gerçeği kâinata "O muazzam bir haberdir" diye fırlatmış; fakat insanın kibri o haberi "Yüz çevirerek (i'râz ile)" karşılamıştır. Bu "Mu'rid" sıfatı, o kâfirlerin cehennemde yaşayacakları o bitmek bilmeyen pişmanlığın (tehâsumun) yeryüzündeki tohumu ve o kusursuz ilahi infazın yegâne gerekçesidir.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X