هٰذَا عَطَٓاؤُ۬نَا فَامْنُنْ اَوْ اَمْسِكْ بِغَيْرِ حِسَابٍ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Sâd Sûresi, 39. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: yakınlık, sad suresi 39. ayet, sad 39, güzel menzil, zincir, sad suresi, sınırsız bağış, hesap
-
“Bu bizim bağışımızdır; hiçbir hesap kaygısı taşımadan ister başkalarına ver ister elinde tut, (dedik).”
Hz. Süleyman’ın Hükümranlığı
Müfessirler şöyle dediler; Bütün bunlar, yani şeytanları emri altına alıp onları çalıştırması, onları zincire vurması, dilediğini lütfuyla bırakmakta ve dilediğini tutup zincirlerle bağlamakta serbest olması hep Allah’ın ona yönelik bağışıdır. Bazıları şöyle dedi: Bu muhayyerlik, şeytanlar ve Cenâb-ı Hakk’ın kendisine verdiği diğer her şeye sahip olmasıyla ilgilidir. Allah şöyle buyuruyor: Eğer istersen dilediğine lütfedip verebilirsin, dilediğine de hiçbir şey vermeyebilirsin. Bunları dilediğine vermek veya vermeyip elinde tutmakta sana bir zorluk yoktur. En doğrusunu Allah bilir. Burada Süleyman aleyhisselâmın muhayyer bırakılmayıp bir kavme vermek, başka bir kavme de vermemekle imtihan edilmesi de mümkündür. Çünkü Allah, bu bizim bağışımızdır; sen de ikram et buyurmaktadır, yani vermekle emrolunduğun ve imtihan edildiğin kişilerden lâyık olanlarına ver, buna lâyık olmayan ve vermekle emrolunmadığın kişilere de verme! Bu durum, şu İlâhî beyana benzemektedir: “Onları ya cezalandıracak veya haklarında iyi davranma yolunu seçeceksin”. Burada muhayyerlik söz konusu değildir, ancak azaba müstahak olana azap et, güzel muamele edilmeye lâyık olana da güzel davran, demektir. Bu mânayı Cenâb-ı Hak başka bir âyette de meâlen şöyle beyan etmektedir: "Haksızlık edeni cezalandıracağız; sonra o, Rabb’ine gönderilecek; Allah da ona korkunç bir azap uygulayacak. İman edip iyi işler yapan kimseye gelince, onun için de en güzel karşılık vardır”. İşte yukarıdaki İlâhî beyanın da bu anlama gelmesi muhtemeldir. En doğrusunu Allah bilir.
Bu bizim bağışımızdır; hiçbir hesap kaygısı taşımadan ister başkalarına ver ister elinde tut meâlindeki âyet hakkında Hasan-ı Basrî şöyle dedi; Sana vermiş olduğumuz bu nimetler bizim hükümranlığımızdadır, onlardan dilediğin kişilere ver, dilediğine de verme, bu konuda âhirette sana hesap sorulmayacaktır. Bu mâna, belirttiğimiz iki yorumdan birine yakındır. Katâde şöyle dedi; Zincire vurmak ve ceza vermek için dilediğini tut, dilediğini de serbest bırak, bu hususta sana hesap sorulmayacaktır. Bu da bahsettiğimiz iki yorumdan birine yakın bir mânadır: Bu iki yorumdan biri sadece şeytanlarla ilgilidir, yani onlardan dilediğini çalıştırmak, dilediğini de serbest bırakmaktır. Öbürü de Allah’ın kendisine vermiş olduğu hükümranlığın hepsine dairdir. En doğrusunu Allah bilir.
Hiçbir hesap kaygısı taşımadan ister başkalarına ver ister elinde tut. Bu ilâhî beyanın bir benzeri şu âyet-i kerîmedir: “Yaptığın iyiliği çok görerek başa kakma”. Yani verdiğin bir malı veya parayı, karşılık olarak daha fazlasını almak niyetiyle verme! Ferrâ şöyle dedi: Cenâb-ı Hak "atâ” (عطاء) yani vermek fiiline, "men” (من), yani lütuf adını verdi.
Hiçbir hesap kaygısı taşımadan, yani Allah ona çokluk ve adet olarak hesap edilemeyecek kadar şey vermişti.
Yorumu Yorumla
-
Hâzâ (هَٰذَا)
İbn Fâris, yakın işaret zamiridir (işte bu / işte şu). Kâinatın Yaratıcısının, Süleyman'a lütfettiği o devasa doğaüstü gücün, mülkün, cinlerin ve rüzgârın hayali bir efsane olmadığını; bizzat peygamberin ellerinin arasına bırakılmış, son derece somut, gözle görülür ve "işte burada duran" o devasa, sarsılmaz hakikat olduğunu niteleyen işaret köprüsüdür.
Atâunâ (عَطَاؤُنَا)
İbn Fâris, "a-t-v" kökünün sözlükte "bir şeyi elden ele vermek, uzanıp almak, cömertçe lütfetmek, karşılıksız bağış ve hediye" anlamlarına geldiğini tespit eder. "Ata" kelimesi ile "nâ" (Bizim) azamet zamirinin birleştiği "atâunâ" (Bizim mutlak ve eşsiz bağışımız) tamlamasının; o akıl almaz iktidarın (mülkün) Süleyman'ın kendi şahsi dehasının veya askeri gücünün bir zaferi olmadığını, bütünüyle kâinatın asıl Sahibinin o sarsılmaz ve hesapsız "ikramı/hediyesi" olduğunu nitelediğini belirtir.
Râgıb el-İsfahânî, atâ (a-t-v) kavramının, felsefi olarak sıradan bir yardımdan (musâade) veya haktan farklılaştığını söyler. "Ata", alıcının liyakatini veya emeğini kat be kat aşan, verenin ise hiçbir dünyevi karşılık beklemeden sırf kendi cömertliğinin ve azametinin (El-Vehhâb olmasının) bir tecellisi olarak "karşılıksızca" sunduğu o devasa ve dondurucu "ilahi lütuf" eylemidir. Bu, Allah'ın şahsına has bir armağandır.
Femnun (فَامْنُنْ)
İbn Fâris, nedensellik/ardışıklık bağlacı "fa" (o halde / madem bu mülkü sana Biz lütfettik) ile "m-n-n" kökünden türeyen emir fiilinin birleşimidir. M-n-n kökünün sözlükte "bir şeyi kesmek, koparmak, ağırlık, birine iyilik yapıp minnet altında bırakmak, saymak ve çok büyük bir nimeti karşılıksız lütfetmek" anlamlarına geldiğini tespit eder. "Femnun" (o halde dilediğine lütfet / bolca dağıt / bağışla) emrinin; Süleyman'ın elde ettiği o devasa iktidarı ve zenginliği sadece kendi sarayında istiflememesi, bilakis yeryüzündeki insanlara, emrindeki cinlere veya devletin tebaasına karşı o gücü "cömertçe, özgürce ve mutlak bir yetkiyle dağıtma" (menn) otonomisini nitelediğini belirtir.
Râgıb el-İsfahânî, minnet/menn (m-n-n) kavramının Arap dilinde birbirine zıt iki farklı kullanımı (ezdâd) olduğunu söyler. Biri, sözle yapılan ve ahlaken çirkin olan "iyiliği başa kakmak"tır. Diğeri ise eylemle yapılan ve en üstün ahlak olan "hesapsızca ve büyük bir lütufla bağışta bulunmaktır". Burada Allah, Süleyman'a ikinci manadaki o "devasa dağıtma ve lütfetme (menn)" inisiyatifini (hilafet yetkisini) devretmiştir.
Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu emir kipini (femnun) teo-politik bir devlet felsefesi ve iktidar otonomisi olarak okur. Siyasi bir liderin (Süleyman'ın) elindeki mülkü, cinleri veya hazineyi "dilediğine lütfetme" (femnun) yetkisiyle donatılmasının; İslam'ın iktidar kurgusunda peygamberi devlete tanınan o eşsiz, güvene dayalı ve mutlak "tasarruf ve yürütme hürriyetini" resmettiğini; Allah'ın (El-Vehhâb) kendi halifesine yeryüzünde geniş bir siyasi "manevra alanı" bıraktığını ifade eder.
Ev (أَوْ)
İbn Fâris, seçenek, muhayyerlik ve alternatif bildiren "veya / yahut" atıf edatıdır. Kâinatın Yaratıcısının, Süleyman'ı sadece tek bir eyleme (dağıtmaya) mahkûm etmediğini, onun peygamberi aklına ve muhakeme gücüne (hikmete) güvenerek ona bıraktığı o sarsılmaz "seçim hakkını" (opsiyonu) mühürleyen felsefi geçiş köprüsüdür.
Emsik (أَمْسِكْ)
İbn Fâris, "m-s-k" kökünün sözlükte "bir şeyi sıkıca tutmak, bırakmamak, muhafaza etmek, kendini tutmak, hapsetmek ve alıkoymak" anlamlarına geldiğini tespit eder. İf'al babında emir fiili olan "emsik" (veya elinde tut / yahut engelle / sıkıca muhafaza et) komutunun; "femnun" (dağıt) emrinin tam zıddı olarak; Süleyman'ın devletin bekası için gerek gördüğünde hazineyi dağıtmama, nimetleri kısma veya (önceki ayetteki bağlama uygun olarak) o isyankâr şeytanları serbest bırakmayıp prangada "tutma/zapt etme" hakkına sahip olduğunu nitelediğini belirtir.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, tefsir ve fıkıh ilminde bu kavramın (imsak) siyasi ve hukuki bağlamını aktarır. Devlet başkanının veya peygamberin (Süleyman'ın) "imsak" yetkisinin (engelleme/tutma); adaleti tesis etmek, suçluları (şeytanları) tecrit etmek veya kamu mallarını stratejik bir şekilde muhafaza etmek için kurgulanmış "ilahi bir kolluk ve denetim" (hukuk) yetkisi olduğunu kaydeder. İktidar sadece vermek (menn) değil, gerektiğinde sıkıca tutmak (imsak) sanatıdır.
Bi (بِ)
İbn Fâris, birliktelik, durum veya vasıta bildiren (ile / olarak / -sız) harf-i cerdir. O verme veya elinde tutma eyleminin (tasarrufun) ardındaki o dondurucu ve eşsiz ilahi teminatı işaretleyen durum köprüsüdür.
Ğayri (غَيْرِ)
İbn Fâris, "ğ-y-r" kökünün sözlükte "bir şeyin zıddı, bedeli, başkası ve olumsuzluk" anlamlarına geldiğini tespit eder. İzafet (tamlama) formunda "olmadan / bulunmaksızın" (ğayri) edatının; Süleyman'ın iradesinin üzerindeki bütün insani veya bürokratik baskıları, korkuları ve sınırları bıçak gibi kesip atan o mutlak "muafiyet" mühürü olduğunu belirtir.
Hısâb (حِسَابٍ)
İbn Fâris, "h-s-b" kökünün sözlükte "saymak, miktarını ve sınırını belirlemek, muhasebe yapmak, sorguya çekmek ve bilançosunu çıkarmak" anlamlarına geldiğini tespit eder. "Bi ğayri hısâb" (hiçbir hesaba çekilmeden / sorgusuz sualsiz / limitsizce) tamlamasının; Süleyman'ın krallığında vereceği (femnun) veya tutacağı (emsik) şeylerin miktarından dolayı kâinatın Sahibi tarafından ahirette veya dünyada "asla kınanmayacağını, sorguya çekilmeyeceğini ve limitsiz bir tasarruf hakkıyla donatıldığını" nitelediğini belirtir.
Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın ontolojik sisteminde "hesap" (h-s-b) kavramının bağlamını inceler. İnsanlığın geri kalanı için hesap günü (yevmel hisâb) dondurucu bir bilanço ve korku merkezi iken; Allah'ın Süleyman'a bizzat "Bi ğayri hısâb" (Bana hesap vermek zorunda kalmadan, sorgusuzca) diyerek ferman buyurmasının; Tevhid ahlakında nefsini sıfırlayıp Rabbine dönen (evvâb/inabe eden) bir kula (peygambere) duyulan o devasa, mutlak ve aşkın "ilahi güvenin" (otonominin) en sarsıcı ispatı olduğunu tespit eder.
Dücane Cündioğlu, dildeki bu kapanışı (bi ğayri hısâb) teolojik bir paradoks ve liyakat felsefesi olarak değerlendirir. Yeryüzündeki adil iktidarların "hesap verebilirlik" (şeffaflık) üzerine kurulu olmasına karşılık; Allah'ın Süleyman'a "Hesapsızca lütfet veya tut" (bi ğayri hısâb) demesinin; sıradan bir krala değil, mülkün cazibesine kanmayarak o fitne anında yüzüstü yere yığılan (secde eden) o ismet sahibi "peygamber ahlakına" verilen bir ruhsat olduğunu; kendi hevasını (nefsini) öldüren bir yöneticinin vereceği her kararın zaten "Hakk'ın kararı" olacağından, ona ayrıca bir hesap (kısıtlama) sormanın ilahi aşka ve güvene (teodise sırrına) aykırı düşeceğini ifade eden o kusursuz Kuranî hakikat olduğunu aktarır. Hesapsızlık, kibrin değil, mutlak teslimiyetin (kulluğun) ödülüdür.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla