تَنْز۪يلُ الْكِتَابِ لَا رَيْبَ ف۪يهِ مِنْ رَبِّ الْعَالَم۪ينَۜ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Secde Sûresi, 2. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: secde suresi 2. ayet, secde 2, alemlerin rabbi, secde suresi, şüphesizlik, kuran, rab, kitap, nüzul
-
"Bu kitabın âlemlerin Rabb’i tarafından indirilmekte olduğunda asla kuşku yoktur”
Kur’ân-ı Kerim’in Allah Tarafından İndirilmiş Hak Kitap Oluşu
Bu kitabın indirilmesi. Mutlak mânada kitap Allah’ın kitabıdır. Yine mutlak mânada din Allah’ın dinidir. Yine mutlak mânada yol, Allah’ın yoludur. Bunda asla kuşku yoktur. Yani bunun Allah katından indirildiğinde şüphe yoktur. Çünkü O, bunu güvenilir ve tertemiz elçilerin eliyle indirmiştir. Onlar bunu değiştirmemiş ve tahrif etmemişlerdir. Bu beyan şu mânaya da gelebilir: Bunda asla kuşku yoktur. Yani bunun peygamber tarafından uydurulmadığında ve onun Allah’a yapılmış bir iftira olmadığında. Aksine bu kitap, âlemlerin Rabb’i tarafından indirilmiştir. Bu beyan şu mânaya da gelebilir: Bunda asla kuşku yoktur. Bunda asla şüphe yoktur. Bu, insanların sağlam ve apaçık her iş için söyledikleri mânadır. En doğrusunu Allah bilir.
Âlemlerin Rabb’i tarafından. Âlem yaratılmış varlıkların cins ismidir. Yine bu kavram, yaratılmışların cevheri mânasındadır. Âlemin kelimesi bunun çoğuludur. Önceden var olanların ve sonradan var olacak olanların tümü bu kavramın kapsamına girer. Bunda Cenâb-ı Hakk’ın var olmuş ve var olacak olan tüm varlığın Rabb’i ve mâliki olduğuna ilişkin bir niteleme vardır. Tıpkı “hesap ve ceza gününün mâliki” İlâhî beyanı gibi. O, söz konusu günün mâliki olduğunu bildirmiştir. Halbuki söz konusu gün, daha var olmamıştır.
Yorumu Yorumla
-
Tenzîl (تنزيل)
Arapça "n-z-l" (nun, ze, lam) kökünden türeyen bu kelime, klasik lügatlerde yukarıdan aşağıya inmek, bir yere konaklamak anlamlarına gelir.
İbn Fâris, kelimenin kök anlamını fiziksel bir iniş, yüksek bir yerden daha alçak bir yere doğru hareket olarak tanımlar. Ona göre bu kökten türeyen tüm kelimeler temelinde bu mekânsal veya boyutsal inme eylemini barındırır.
Râgıb el-İsfahânî, "tenzîl" kelimesini aynı kökten gelen "inzâl" kelimesiyle karşılaştırmalı olarak analiz eder. Râgıb el-İsfahânî'ye göre inzâl, bir şeyin defaten (tek seferde) indirilmesini ifade ederken; tenzîl, tef'il babının getirdiği yapısal özellik sebebiyle tedriciliği, yani peyderpey, parça parça ve zamana yayılarak indirilmeyi ifade eder. Bu bağlamda kelimenin Kur'an için kullanılması, vahyin olaylara ve zamana bağlı olarak aşama aşama gelmesini anlamsal olarak karşılar.
Toshihiko Izutsu, kelimeyi Kur'an'ın semantik alanı içinde ontolojik bir iletişim modeli olarak inceler. Toshihiko Izutsu'ya göre tenzîl, sadece fiziksel bir iniş değil, Yaratıcı ile yaratılan arasındaki dikey dünya görüşünün dildeki yansımasıdır. Mutlak aşkın olanın, insanlık boyutuna doğru kelamını indirmesi, ontolojik hiyerarşinin dilsel bir kanıtıdır.
Angelika Neuwirth, Geç Antik Çağ edebi ve teolojik bağlamında tenzîl kavramını, ilahi/göksel bir arketipin (ana metnin) yeryüzündeki ritüelistik ve litürjik alana aktarım süreci olarak değerlendirir. Angelika Neuwirth'e göre kelime, vahyin sadece bir bilgi aktarımı olmasından ziyade, yeryüzünde okunan ve icra edilen (performatif) bir metin haline gelme sürecini vurgular.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, İslam kelam ve tefsir geleneğindeki birikimi özetleyerek tenzîl kavramının, Allah'ın kelam sıfatının beşeri idrake uygun bir forma bürünerek yeryüzüne aktarılmasını ifade eden temel bir isimlendirme olduğunu belirtir.
el-Kitâb (الكتاب)
Arapça "k-t-b" (kef, te, be) kökünden türeyen kelime, bir araya getirmek, toplamak, bağlamak ve yazmak anlamlarına gelir.
İbn Fâris, kökün asıl anlamının "iki şeyi birbirine eklemek, dikiş dikmek veya deri tulumu bağlamak" olduğunu belirtir. Harflerin ve kelimelerin bir araya getirilerek anlamlı bir bütün oluşturması eylemi (yazı yazmak) bu temel fiziksel birleştirme eyleminden türemiştir.
Arthur Jeffery, kelimenin Arapça köklerine rağmen, Kur'an'daki spesifik "kutsal metin/ilahi vahiy" (scripture) anlamının dışsal bir etkiye sahip olduğunu savunur. Arthur Jeffery, kelimenin bu dini terminolojik kullanımının Aramice veya Süryanice "ktaba" kelimesinden Arapçaya geçtiğini, İslam öncesi dönemde bu kullanımın özellikle Ehl-i Kitap (Yahudi ve Hristiyan) kültüründen alınan bir alıntı kelime (loanword) olduğunu ileri sürer.
Christoph Luxenberg (Pseudonym), Syro-Arami okuma yöntemiyle bu görüşü daha da ileri taşır ve "kitab" kelimesinin doğrudan Süryani Hristiyan litürjisindeki leksiyonary (ayinlerde okunan kutsal metin bölümleri) anlamına gelen "kthaba" ile ilişkili olduğunu belirtir. Ona göre kelime, başlangıçta kapalı bir kitaptan ziyade, cemaat içinde sesli okunan metinler bütününü ifade etmektedir.
Gabriel Said Reynolds, "kitab" kelimesini Kur'an'ın kendisini Geç Antik Çağ İncil ve Tevrat geleneğiyle nasıl konumlandırdığı üzerinden okur. Gabriel Said Reynolds'a göre Kur'an, bu kelimeyi kullanarak kendisini önceki ilahi vahiylerle aynı otorite çizgisine yerleştirir ve o dönemin dinleyici kitlesinin aşina olduğu "yazılı kutsal otorite" kavramına doğrudan atıf yapar.
Toshihiko Izutsu, kavramı Kur'an'ın kendi iç bütünlüğünde değerlendirir ve "kitab"ı ilahi kelamın (sözlü vahyin) nihai, otoriter ve kalıcı forma dönüşmüş hali olarak tanımlar. Toshihiko Izutsu'ya göre bu kelime, vahyin objektifleşmesini ve dondurularak korunmasını temsil eder.
Rayb (ريب)
Arapça "r-y-b" (ra, ye, be) kökünden türeyen bu kelime; şüphe, kuşku, töhmet ve kalbe sıkıntı veren güvensizlik hissi anlamlarına gelir.
İbn Fâris, kelimenin etimolojik temelini insanın iç dünyasındaki çalkantı, belirsizlik ve kalbin sükunetinin bozulması olarak tanımlar. Bu kök, sadece entelektüel bir bilinmezliği değil, aynı zamanda duygusal bir huzursuzluğu ve psikolojik güvensizliği ifade eder.
Râgıb el-İsfahânî, "rayb" kelimesini inanç bağlamında ele alarak onu "yakin" (kesin bilgi/inanç) kavramının zıddı olarak konumlandırır. Râgıb el-İsfahânî'ye göre rayb, nefse sıkıntı ve endişe veren şüphedir. Kur'an bağlamında bu kelimenin nefyedilmesi (lâ raybe/onda şüphe yoktur), metnin ilahi kaynağı konusunda insanın içsel ve dışsal hiçbir tereddüde mahal bırakmayacak derecede açık ve mutlak bir hakikat olduğunu vurgular.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, tefsir literatüründeki genel eğilimi yansıtarak bu kelimenin Kur'an'da genellikle inkarcıların vahye ve ahirete karşı takındıkları psikolojik direnci ve temelsiz şüpheciliği tasvir etmek için kullanıldığını aktarır. Ayetteki kullanımı, Kur'an'ın kaynağı (tenzîl) konusunda ontolojik bir kesinlik ilanıdır.
Rabb (رب)
Arapça "r-b-b" (ra, be, be) kökünden türeyen kelime; terbiye etmek, besleyip büyütmek, sahip olmak ve ıslah etmek anlamlarını taşır.
İbn Fâris, kökün asıl anlamının bir şeyi düzeltmek, ona malik olmak ve onu koruyup gözetmek olduğunu ifade eder. Mülkiyet ve otorite anlamı bu ıslah etme eyleminin doğal bir sonucudur.
Râgıb el-İsfahânî, kelimenin eğitim ve gelişim yönüne vurgu yapar. Râgıb el-İsfahânî'ye göre "rabb" kökünün temel felsefesi, bir şeyi ilk ve ilkel halinden alarak aşama aşama (tedricen) olgunluk ve kemal noktasına ulaştırmaktır. Allah'ın "Rabb" sıfatı da yaratılışı başlatıp onu sürekli bir gelişim ve koruma altında tutmasını ifade eder.
Arthur Jeffery, kelimenin Arap Yarımadası'ndaki kullanımının köklerini inceler ve İslam öncesi dönemde kabile reisleri veya yerel efendiler için kullanıldığına dikkat çeker. Bununla birlikte dini bağlamdaki mutlak manasının, Süryanice ve Aramice "Rabb" (üstat, büyük, efendi) kelimeleriyle etimolojik ve kültürel paralellik gösterdiğini, Sami dillerinde ortak bir "yüce otorite" kavramı olduğunu belirtir.
Toshihiko Izutsu, "Rabb" kelimesini Kur'an'ın dinî-ahlaki sisteminin anahtar kavramı olarak analiz eder. Toshihiko Izutsu'ya göre "Rabb" ile "Abd" (kul/köle) arasındaki ilişki, Kur'an'daki tüm semantik ağın merkezini oluşturur. Bu kelime sadece yaratıcı bir gücü değil, aynı zamanda emreden, yöneten, kural koyan ve itaat bekleyen mutlak bir efendiliği temsil eder.
el-Âlemîn (العالمين)
Arapça "a-l-m" (ayn, lam, mim) kökünden türeyen "âlem" kelimesinin çoğuludur. Bilmek, nişan koymak ve alamet anlamlarına gelir.
İbn Fâris, bu kökün temelinin "bilginin kaynağı olan iz, işaret, alamet" olduğunu belirtir. Buna göre "âlem", Yaratıcı'nın varlığına ve birliğine işaret eden, O'nun bilinmesini sağlayan her türlü varlık kategorisidir.
Râgıb el-İsfahânî, "âlem" kelimesinin evrendeki varlık türlerini ifade ettiğini, ancak "âlemîn" şeklindeki akıl sahibi varlıklara has çoğul ekinin (vav-nun veya ye-nun) kullanılmasının, bu kelimenin özellikle insanlar, melekler ve cinler gibi şuurlu ve sorumlu varlık kategorilerini kapsadığına işaret ettiğini belirtir.
Arthur Jeffery, bu kelimenin dini ve eskatolojik bir terim olarak Arapçaya Yahudi Aramicesindeki "alma" veya Süryanicadaki "alme" (dünya, çağ, evren, sonsuzluk) kelimelerinden girdiğini ileri sürer. Arthur Jeffery'e göre "Rabbü'l-âlemîn" tamlaması, Yahudi-Hristiyan litürjisindeki "çağların/dünyaların Rabbi" ifadesinin doğrudan bir Arapça formudur.
Bu tezi destekleyen Theodor Nöldeke, kelimenin sonundaki çoğul formunun (-în eki) klasik Arapça eşya/nesne çoğulu kurallarıyla tam örtüşmemesini (akılsız varlıklar için bu ekin kullanılmamasını) Aramice dilbilgisi etkisine bağlar ve kelimenin bu şekliyle sadece fiziksel evreni değil, çağları veya bilinçli varlık topluluklarını ifade eden yabancı kökenli bir kullanım olduğunu savunur.
Christoph Luxenberg (Pseudonym) de benzer bir etimolojik çizgi izleyerek Süryanicedeki "alme" kelimesinin hem "dünyalar" hem de zaman aralıkları anlamında "çağlar (aeons)" anlamına geldiğini, Kur'an'daki "âlemîn" kullanımının da Hristiyan ilahilerindeki "Çağların/Zamanların Rabbi" konseptiyle birebir eşleştiğini analiz eder.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, İslam geleneğindeki farklı yaklaşımları birleştirerek kelimenin etimolojik olarak "bilgi ve alamet" kökünden geldiğini onaylar. Ansiklopedi, kelimenin Kur'an'da yaratılmış tüm varlıkları, farklı devirlerde yaşamış insan nesillerini veya evrendeki farklı akıllı varlık türlerini kapsayacak şekilde geniş bir yelpazede kullanıldığını klasik tefsir otoritelerine dayanarak aktarır.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla