Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Sebe' Sûresi, 25. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Sebe' Sûresi, 25. Ayet

    قُلْ لَا تُسْـَٔلُونَ عَمَّٓا اَجْرَمْنَا وَلَا نُسْـَٔلُ عَمَّا تَعْمَلُونَ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Kul lâ tus-elûne ‘ammâ ecramnâ velâ nus-elu ‘ammâ ta’melûn(e)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "De ki: Bizim işlediğimiz suçlardan dolayı siz sorumlu olmayacağınız gibi sizin yapıp ettiklerinizden ötürü de biz hesaba çekilmeyiz:’

      De ki: Bizim işlediğimiz suçlardan dolayı siz sorumlu olmayacağınız gibi sizin yapıp ettiklerinizden ötürü de biz hesaba çekilmeyiz. Bazıları şöyle demiştir: Onlara bunu söylemiştir, çünkü onlar taptıkları putları kötüledikleri ve onlar hakkında kötü sözler sarf ettikleri için Resûlullah’ı ve ashabını kötülüyor ve kınıyorlardı. Kendisinin Allah’ın elçisi olduğunu söylemek suretiyle Allah’a iftira ettiğini iddia ediyorlardı. Bundan dolayı o, onlara şöyle demiştir: Bizim işlediğimiz suçlardan siz sorumlu olmazsınız; biz de sizin yaptıklarınızdan sorumlu tutulmayız. Bu, Hûd sûresindeki şu İlâhî beyan gibidir: “De ki: Eğer onu uydurduysam sorumluluğu bana aittir. Fakat benim sizin işlediğiniz günahtan sorumluluğum yoktur”. De ki: Bizim işlediğimiz suçlardan dolayı siz sorumlu olmazsınız. Bu beyan şu mânaya da gelebilir: Yani benimsediğimiz dinden veya yaptığımız davranışlardan. Yapıp ettiklerinizden ötürü de biz hesaba çekilmeyiz. Sizin yapıp ettiklerinizden. Yani benimsediğiniz dinden ötürü. Tıpkı şu İlâhî beyanlarda belirtildiği gibi: “Sizin dininiz size, benim dinim banadır”; “Benim yaptığım bana, sizin yaptığınız size aittir”; “Bizim yaptıklarımız bize, sizin yaptıklarınız da size aittir”. Bu söz, inat ve büyüklük taslama ortaya çıktıktan sonra söylenir. Fakat başlangıçta bu söylenmez. En doğrusunu Allah bilir.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        kul (قُلْ)

        Kök harfleri: k-v-l

        İbn Fâris, k-v-l kökünün "düşünceyi sese dönüştürmek, telaffuz etmek ve bir fikri ifade etmek" anlamlarına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "kavl" kelimesinin her türlü sıradan sesten farklı olarak, belirli bir anlam, iddia ve maksat taşıyan organize edilmiş söz olduğunu ifade eder. Diyanet İslam Ansiklopedisi, Kur'an'daki "kul" (de ki) emirlerinin, tebliğ edilen mesajın kaynağının bizzat Allah olduğunu vurgulayan, elçinin şahsi polemiklerini devreden çıkaran mutlak bir vahiy vurgusu olduğunu belirtir. Ayetteki kullanımı, müşriklerle girilen teolojik tartışmada peygambere verilen kesin bir diyalog ve duruş talimatıdır.

        lâ tus'elûne (لَا تُسْأَلُونَ) / nus'elu (نُسْأَلُ)

        Kök harfleri: s-e-l

        İbn Fâris, s-e-l kökünün temelinde "bilgi talep etmek, birinden bir şey istemek ve sormak" anlamının yattığını belirtir. İhtiyaç sahibinin dilenmesine (sual) veya bilmeyenin öğrenme çabasına bu kökten türeyen kelimelerin kullanıldığını ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, "sual" kavramının, bilinmeyeni ortaya çıkarmak veya eylemlerin hesabını sormak (sorguya çekmek) anlamına geldiğini söyler. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, ayette hem muhataplar (tus'elûne) hem de peygamber ve müminler (nus'elu) için peş peşe meçhul (edilgen) formda kullanılan bu fiilin, kelami ve eskatolojik bir ilkeyi sabitlediğini analiz eder. "Hesaba çekilmeyeceksiniz/çekilmeyeceğiz" vurgusu, ahiretteki ilahi yargılamanın mutlak bireyselliğini (şahsi sorumluluğu) ifade eder; kimse başkasının inancından veya eyleminden dolayı sorgulanmayacaktır.

        ecramnâ (أَجْرَمْنَا)

        Kök harfleri: c-r-m

        İbn Fâris, c-r-m kökünün "bir şeyi kesmek, koparmak ve ayırmak" anlamına geldiğini belirtir. Meyveyi dalından koparmaya veya yünü kırkmaya "cerm" denildiğini; mecazi olarak insanı hak yoldan, erdemden ve ilahi rızadan koparan her türlü ağır suça ve günaha "cürm" dendiğini aktarır. Râgıb el-İsfahânî, cürm kelimesinin insanı hakikatten ve adaletten koparan ağır isyan ve büyük günah olduğunu söyler. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın ahlaki kelime ağında "mücrim" ve "cürm" kavramlarının sıradan, anlık bir hatayı değil; ilahi yasalara karşı bilinçli, örgütlü ve inatçı bir kopuşu (isyanı) temsil ettiğini belirtir. Dücane Cündioğlu, kelimenin ayetteki bu spesifik kullanımının barındırdığı muazzam retorik zarafete ve tartışma (cedel) ahlakına dikkat çeker. Peygamber, kendi tarafının inancını savunurken "Bizim işlediğimiz suçtan/günahtan (ecramnâ) siz sorumlu değilsiniz" diyerek, varsayımsal olarak en ağır kelimeyi (cürmü) empati kurmak ve tansiyonu düşürmek adına kendi üzerine alır. Bu, muhatabın inadını kırmaya yönelik eşsiz bir psikolojik ve edebi tevazu hamlesidir.

        ta'melûne (تَعْمَلُونَ)

        Kök harfleri: a-m-l

        İbn Fâris, a-m-l kökünün "bir işi yapmak, eylem icra etmek, çalışmak" anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, amel kavramını rüzgarın esmesi gibi bilinçsiz olaylardan (fiil) ayırır; akıl ve irade sahibi bir varlığın belirli bir niyet ve maksat doğrultusunda ortaya koyduğu bilinçli davranışlar olarak tanımlar. Prof. Dr. Sadık Kılıç, ayetteki "ecramnâ" (bizim işlediğimiz suçlar) ve "ta'melûne" (sizin yaptıklarınız) kelimeleri arasındaki asimetrik edebi kurguyu analiz eder. Kur'an, peygamberin kendi eylemleri için (farz-ı muhal olarak) en ağır ifade olan "cürm" kelimesini kullandırırken; karşı tarafın (müşriklerin) inatçı küfürleri ve kötülükleri için suçlayıcı bir kelime yerine tamamen nötr ve nesnel bir kelime olan "amel" (yapmak) fiilini seçmiştir. Kılıç'a göre bu kelime seçimi, Kur'an'ın tebliğ metodundaki asaletini gösterir; tartışmada karşı tarafı tahrik etmeden, onları rasyonel bir düşünme zeminine çekmeyi hedefleyen üst düzey bir dilsel ve ahlaki stratejidir.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X