Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Rahmân Sûresi, 62. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Rahmân Sûresi, 62. Ayet

    وَمِنْ دُونِهِمَا جَنَّتَانِۚ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Vemin dûnihimâ cennetân(i)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      62-63. "Bu ikisinden başka iki cennet daha vardır. Artık Rabb’inizin nimetlerinden hangisini inkâr edebilirsiniz?”

      Daha önce geçen iki cennet, eğer hayırda önde gidenler ve sıddıklar için ise buradaki iki cennet de bazı müfessirlerin söyledikleri gibi amel defterleri sağ taraflarından verilenler (ashâbü’l-yemîn), yani hakkın ve erdemin yanında olanlar içindir. Bu ikisinden başka ifadesinin, fazilette, değerde ve konumu itibariyle “ashâbü’l-yemîn”den daha üstün olanlar için iki cennet daha vardır mânasına gelmesi de mümkündür. Her ne kadar her zümre için iki cennetin var olduğu belirtiliyorsa da Bu ikisinden başka iki cennet daha vardır meâlindeki âyet, fazilet ve değer itibariyle değil, yeri ve mekânı itibariyle iki cennet daha vardır mânasına da gelir. Allah Teâlâ sanki şunu söylemektedir: Hangi taraftan bakarlarsa baksınlar, gözleri kendi cennetlerini görecektir; ister üstten ister alttan, ister sağdan ister soldan baksınlar, hep cennetlerin ortasında olacaklar, yerlerini değiştirmeye ihtiyaç duymayacaklar. Tıpkı şu İlâhî beyanda belirtildiği gibi: “Oradan hiç ayrılmak istemezler".​​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Dûnihimâ (دُونِهِمَا)

        Kelimenin kökeni d-v-n harflerine dayanmaktadır. Sondaki "-himâ" tesniye (ikil) zamiri, daha önce bahsedilen veya mertebe olarak üstte bulunan kavamlara işaret eder. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "bir şeyin aşağısı, alt kısmı, berisi veya ötesi" olduğunu, mekânsal veya konumsal olarak daha alt bir seviyeyi ifade ettiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "dûn" kavramının rütbe, değer veya fiziksel konum olarak bir başka şeyden daha aşağıda olmayı veya ondan farklı, başka bir konumda bulunmayı anlattığını, ayetin bağlamında inananlara sunulan bu iki yeni bahçenin (cennetin), mertebe, fazilet veya fiziksel yerleşim olarak diğerlerinden bir derece daha aşağıda veya farklı bir konumda bulunduğunu tahlil eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin bağlamsal işlevine dikkat çekerek, "min dûnihimâ" ifadesinin ahiret yurdundaki ödül sisteminde hiyerarşik bir yapıya işaret ettiğini, muhatabın zihninde herkesin ameline veya manevi kapasitesine göre derecelendirilmiş, çeşitli seviyelerden oluşan muazzam ve adil bir ilahi mükafat haritası çizdiğini vurgular. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu kavramı ontolojik bir zeminde değerlendirerek, "daha aşağıda/beride" olmanın bir eksiklik veya mahrumiyet değil, varlıkların manevi idrak ve liyakat kapasitelerine tam olarak uyan, onların varoluşsal boyutlarını en kusursuz şekilde karşılayan ilahi nizamın estetik bir kademelendirmesi olduğunu ifade eder.

        Cennetân (جَنَّتَانِ)

        Kelimenin kökeni c-n-n harflerine dayanmaktadır. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "örtmek, gizlemek ve bir şeyi yoğunluğuyla saklamak" olduğunu, ağaçlarının çokluğu ve dallarının sıklığıyla toprağı adeta bir örtü gibi kapatan o görkemli ve yeşil bahçelere "cennet" adının verildiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin yeryüzündeki sıradan bir yeşillikten ziyade, ahirette inananlar için özel olarak hazırlanmış, insan idrakini aşan nimetlerle dolu o ebedi yurdu ifade ettiğini; ayetteki tesniye (ikil) kullanımın (cennetân) nimetin büyüklüğünü, çeşitliliğini ve ilahi cömertliğin katlanmış halini anlattığını tahlil eder. Arthur Jeffery, kelimenin saf Arapça kökeninden türediğini kabul etmekle birlikte, eskatolojik (ahirete dair) bir ödül mekanı olarak "cennet" tasavvurunun Aramicedeki "gantā" ve Farsçadaki "paradeisos" (etrafı çevrili bahçe) kavramlarıyla ortak bir Ortadoğu teolojik lügatini paylaştığını delillendirir. Toshihiko Izutsu, kelimeyi Kur'an'ın ödül semantiği etrafında ele alarak, bedevi Arap aklının en büyük özlemi olan su, gölge ve yeşillik imgesinin, burada inananlara vaat edilen yepyeni bir ödül kademesi olarak sunulduğunu, ilahi adaletin ödül boyutunun en estetik ve doyurucu formda resmedildiğini analiz eder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin "cennetân" şeklindeki ikil formuna odaklanarak, sure boyunca devam eden o muazzam edebi simetrinin (tesniye ahenginin) bozulmadan sürdürüldüğünü, ritmik yapının ilahi lütfun ihtişamını ve çokluğunu estetik bir müzikaliteyle zirvede tuttuğunu detaylandırır.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X