Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Rahmân Sûresi, 50. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Rahmân Sûresi, 50. Ayet

    ف۪يهِمَا عَيْنَانِ تَجْرِيَانِۚ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Fîhimâ ‘aynâni tecriyân(i)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      48-49. "İkisinde de çeşit çeşit ve emsalsiz nimetler bulunur. Artık Rabb'inizin nimetlerinden hangisini inkâr edebilirsiniz?”

      50-51. "İkisinde de akıp giden iki kaynak vardır. Artık Rabb'inizin nimetlerinden hangisini inkâr edebilirsiniz?”

      Allah Teâlâ sonra her zümreye ait cennetin niteliğini de belirtmektedir; hayırda önde gidenler, sıddıklar ve şehitler için İkisinde de çeşit çeşit ve emsalsiz nimetler bulunan iki cennet olduğunu söylemektedir. Müfessirlerin geneli buradaki “zevâtâ efnân” (ذَوَاتَا أَفْنَانٍ) ibaresine “zevâtâ ağsân” (ذواتا أغصان), yani çeşit çeşit ağaçlar bulunan cennetler diye tefsir ettiler. Ancak böyle olmasında büyük bir hikmet söz konusu değildir. Fakat bu beyanın fenler yani sanatlar ve çeşitler mânasına gelmesi mümkündür, yani o iki cennette her çeşit sanat ve fen vardır. Mukâtil şöyle dedi: Amel defterleri sağdan verilenler için olan iki cennetin “İkisi de yemyeşildir”. Buradaki “müdhâmmetân" (مُدْهَامَّتَانِ) kelimesi, yeşilliği çok kuvvetli olduğu için siyaha benzeyen koyu yeşil mânasına gelir. Bu iki cennet, önceki iki cennetten daha düşüktür, çünkü Allah bunları tek bir vasıfla nitelemekte, önceki iki cenneti İse fenler ile nitelemekte, ayrıca o iki cennet hakkında, İkisinde de akıp giden iki kaynak vardır buyurmaktadır. Amel defterleri sağdan verilenler hakkında da “İkisinde de akan iki su kaynağı bulunur” demektedir. “Nâdıh” kelimesi, akışı belli olmayan su demektir, önceki âyette akıp giden iki kaynak deniyordu, bu âyetteki nadh kelimesi ise akıp giden sudan daha düşük bir akışı ifade eder.

      İbn Kuteybe şöyle dedi: “Naddâhatân (نَضَّاخَتَانِ) kelimesi, yerden damla damla çıkan su demektir”. Cenâb-ı Hak önceki iki cennet hakkında ise meâlen şöyle buyurdu: “İkisinde de her meyveden farklı türler bulunur. Yani ikisinde de her türlü üründen yahut hangisi olursa olsun her renkten farklı türler vardır. Amel defterleri sağdan verilenler hakkında da meâlen şöyle buyurdu: “Her ikisinde türlü meyveler, hurma ve nar var”. Burada Allah sınırlı mahiyette gıdaların bulunduğunu, öncekinde ise bu iki cennetin diğerinden daha üstün olduğunun bilinmesi için “İkisinde de her meyveden farklı türler bulunur” buyurarak genellikle her şeyin bulunduğunu söylemektedir. İkisinde de çeşit çeşit ve emsalsiz nimetler bulunan iki cennet mealindeki âyetin tanımına göre her birinde tek başına bir hikmet bulunması da mümkündür. Çünkü söylediğimiz gibi ikisinde de her türlü sanat ve her türden nimetler vardır. Bu iki kaynaktan biri, bilinen ve vâdolunan kaynaktır, diğeri de bilmedikleri ve kendilerine vâdedilmeyen kaynaktır.​​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Aynân (عَيْنَانِ)

        Kelimenin kökeni a-y-n harflerine dayanmaktadır. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "görme organı (göz)" olduğunu, ancak yeryüzünden kaynayan su gözesine de gözden akan yaşa benzemesi veya suyun bulunduğu yerin en değerli kısmı (adeta o yerin gözü) olması sebebiyle "ayn" isminin verildiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin asıl manasının görme organı olmakla birlikte, metaforik bir genişlemeyle su pınarlarını ifade ettiğini; ayetin bağlamında bu kelimenin tesniye (ikil) formuyla, her iki cennette bulunan, berrak ve yaşam kaynağı olan iki özel su pınarını anlattığını tahlil eder. Toshihiko Izutsu, kelimeyi Kur'an'ın ödül ve cennet semantiği çerçevesinde değerlendirerek, çöl ikliminde yaşayan ve suyun kıtlığıyla boğuşan bedevi Arap için fokurdayan bir su pınarının (ayn) en büyük ferahlık ve zenginlik sembolü olduğunu, bu dünyevi ve coğrafi özlemin ahiretteki mutlak ve ebedi bir tatmin kaynağına dönüştürülerek sunulduğunu analiz eder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin "aynân" şeklindeki tesniye yapısına odaklanarak, "iki cennet" (cennetân) ve "iki çeşit dal" (zevâtâ efnân) sarmalındaki o muazzam edebi ve ritmik ahengin, bu iki pınarla kusursuz bir simetriye ulaştığını, ödülün katlanarak büyümesinin metnin fonetiğine estetik bir müzikaliteyle yansıdığını detaylandırır. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin bağlamsal işlevine dikkat çekerek, bu pınarların muhatabın dünyasında sadece biyolojik bir ihtiyacı karşılayan sular değil, etrafında gölgeliklerin (efnân) bulunduğu, ferahlatıcı ve estetik bir lüks, refah ve en üst düzey bir dinlenme mekanı (vahâ) olarak kurgulandığını, ilahi lütfun insan psikolojisine en uygun formda sunulduğunu vurgular.

        Tecriyân (تَجْرِيَانِ)

        Kelimenin kökeni c-r-y harflerine dayanmaktadır. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "hızla akmak, kesintisiz bir şekilde ilerlemek ve koşmak" olduğunu belirtir; durgun ve durağan olmayan, kendi yatağında sürekli hareket eden sular için bu fiilin kullanıldığını ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, "cereyân" eyleminin suyun coşkun ve akıcı halini tasvir ettiğini, ayetin bağlamında cennetteki bu iki pınarın (aynân) durgun, birikintili veya zamanla kuruyan sular değil, aksine sürekli taze, canlı ve bitip tükenmeyen bir enerjiyle akıp giden kaynaklar olduğunu tahlil eder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin muzari (şimdiki/geniş zaman) formunda ve tesniye (ikil) kipiyle kullanılmasının edebi ve görsel dinamizmine odaklanarak, eylemin (akışın) o serin cennet tasvirine muazzam bir hareketlilik, canlılık ve işitsel bir zenginlik kattığını, muhatabın zihninde hiç durmayan, tatlı bir şırıltıyla akan suların eşsiz bir estetik tablo oluşturduğunu vurgular. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu eylemi ontolojik ve felsefi bir boyutta okuyarak, cennetteki pınarların "akma" fiilinin dünyevi fizikten bağımsız olduğunu, bu kesintisiz akışın ilahi rahmetin, feyzin ve varoluşsal lütfun hiçbir zaman kesintiye uğramadan, sonsuz bir dinamizm ve tazelikle cennet ehline sunulmasını sembolize ettiğini, akışın ebedi diriliğin ve yenilenmenin bir yansıması olduğunu ifade eder.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X