يَخْرُجُ مِنْهُمَا اللُّؤْلُؤُ۬ وَالْمَرْجَانُۚ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Rahmân Sûresi, 22. Ayet
Daralt
X
-
22. "Onlardan inci ve mercan çıkar.”
23. "Artık Rabb’inizin nimetlerinden hangisini inkâr edebilirsiniz?”
Onlardan inci ve mercan çıkar. Bazıları şöyle dedi: Âyetin zâhirinde belirtildiği üzere tatlı ve tuzlu her iki denizden de inci ve mercan çıkar. Bazıları da şöyle dedi: Burada her iki denize işaret edilmiş olsa da inci ve mercan suyu tatlı olanından değil, tuzlu olanından çıkar. Böyle her ikisine işaret edilip sadece birinin kastedilmesi Arap dili açısından caizdir, nitekim bir âyette mealen şöyle buyurmaktadır: “Ey cin ve insan topluluğu! İçinizden sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?". Burada insanlara ve cinlere hitap edildiği halde cinlerden peygamber gelmemiştir. Bunun örnekleri Kuranda çoktur.
Buradaki “yahrucu" (يَخْرُجُ) fiili, "ya” (ي) harfi ötreli ve "ra” (ر) harfi üstünlü olarak "yuhracu” (يُخْرَجُ) diye de okunmuştur. "Yahrucu” diye okunursa, inci ve mercan her ikisine taalluk eder. “Yuhracu” diye okunduğunda ise fiil ikisinin de gayrısıyla ilgili olur. Nitekim bir âyet-i kerîmede meâlen şöyle buyurulmaktadır: "Şu iki çeşit sudan takınacağınız süs eşyaları çıkarırsınız”. Burada Allah, ondan süs eşyası çıkar dememektedir.
Sonra buradaki inci ve mercanın işaret ettiği anlama dair ihtilaf edilmiştir. Bazıları şöyle dedi: İnci, takının büyük olanı, mercan da inciden küçük olanıdır. Bazıları da bunun aksini söyler, çoğunluk ilk mânayı benimser. İbn Abbâs (r.a.), Hasan-ı Basrî, Katâde ve Dahhâk da böyle söylediler. Ebû Avsece de aynı şeyi söyledi: Mercan, İncinin küçük olanıdır, bunun tekili “mercâne” (مرجانة) gelir. Şöyle de söylenmiştir; Mercan, özlerin karışımıdır. “Meractü” (مرجت) denince, karıştırdım anlamı kastedilir. Şöyle de denildi: Mercan, cevherin özel bir türüdür ve denizden çıkar. İbn Abbâs'ın (r.a.) şöyle dediği rivayet edilir: Gökten yeryüzüne bir damla düştüğünde sedefler açılır ve inci ondan oluşur. Cenâb-ı Hakk’ın, O ikisinden inci ve mercan çıkar sözünü, ancak şunun için söylediği ifade edilmiştir; İnci tuzlu sudan değil, ancak tatlı sudan çıkar, çünkü tatlı ve tuzlu su birleştiklerinde, tatlı su tuzlu suyu mayalandırır. Nitekim çocuk erkeğin ve kadının birleşmesinden doğar, halbuki onu sadece kadın doğurur. En doğrusunu Allah bilir.
Yorumu Yorumla
-
Yahrücü (يَخْرُجُ)
Kelimenin kökeni h-r-c harflerine dayanmaktadır. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "ortaya çıkmak, belirmek, gizli veya kapalı bir yerden dışarı vasıl olmak" olduğunu belirtir; ona göre bir şeyin saklı olduğu alandan görünür alana geçişi bu fiille ifade edilir. Râgıb el-İsfahânî, "huruc" eyleminin insanın veya nesnelerin bir mekandan ayrılmasını kapsadığını, bu ayetin bağlamında ise denizin o karanlık, derin ve ulaşılmaz diplerinden son derece değerli süs eşyalarının (inci ve mercan) çekilip çıkarılmasını, suyun derinliklerinden gün yüzüne çıkarak insanın istifadesine sunulmasını anlattığını tahlil eder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), fiilin şimdiki/geniş zaman (muzari) formunda kullanılmasının metin içindeki edebi dinamizmine odaklanarak, denizlerin derinliklerinden bu kıymetli taşların çıkarılması eyleminin bitip tükenmeyen, sürekli devam eden canlı bir tablo halinde muhatabın zihninde canlandırıldığını, böylece ilahi lütfun sürekliliğinin estetik bir dille vurgulandığını detaylandırır. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, fiilin ekolojik ve coğrafi bağlamına dikkat çekerek, önceki ayetlerde devasa ve kaotik su kütleleri olarak tasvir edilen denizlerin, bu eylemle birlikte korkutucu birer doğa unsuru olmaktan çıkıp, içinden servet fışkıran bereketli hazinelere dönüştüğünü analiz eder.
El-Lü'lü' (اللُّؤْلُؤُ)
Kelimenin kökeni l-e-l-e harflerine dayanmaktadır. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "parlamak, ışıldamak ve titrek bir aydınlık saçmak" olduğunu belirtir; denizden çıkarılan bu kıymetli taşa pürüzsüz yüzeyi ve etrafa saçtığı o saf, titrek ışıltı sebebiyle bu ismin verildiğini ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin istiridye gibi deniz canlılarının içinden çıkarılan bilindik saf ve değerli taşı (inciyi) tanımladığını belirtir. Arthur Jeffery, kelimenin köken itibarıyla saf Arapça olmayıp, Sami dil ailesinin diğer kollarıyla ortak bir ticari geçmişe sahip olduğunu, muhtemelen Aramice ve Süryanicede inci anlamına gelen "lâlî" kelimesinden veya Akkadcadaki "lullumu" kelimesinden türeyerek erken dönemlerden itibaren lüks eşya ticareti vasıtasıyla Arap dilinin yerleşik kelime dağarcığına intikal ettiğini detaylıca delillendirir. Theodor Nöldeke, bu etimolojik seyri destekleyerek, kelimenin bilhassa Mezopotamya ve Basra Körfezi etrafındaki kadim inci avcılığı geleneğinin ve uluslararası mücevher ticaretinin bir sonucu olarak bölge dillerinden Hicaz bölgesine aktarıldığını savunur. Toshihiko Izutsu, kelimeyi Kur'an'ın lütuf ve estetik semantiği bağlamında değerlendirerek, incinin salt ekonomik bir ticari meta olmaktan çıkıp, ilahi kudretin yaratılıştaki zarafetini ve insan ruhunun estetik hazlara olan meylini karşılayan ilahi bir merhamet sembolüne dönüştüğünü analiz eder.
El-Mercân (الْمَرْجَانُ)
Kelimenin kökeni m-r-c harflerine dayanmakla birlikte, yabancı kökenli (muarreb) olduğu da kabul edilmektedir. İbn Fâris, kelimeyi Arapça m-r-c köküyle (karışmak, dalgalanmak) ilişkilendirerek deniz dibindeki bitkimsi ve dalgalı yapısından dolayı bu ismi almış olabileceğine değinmekle birlikte, kelimenin doğrudan denizden çıkarılan kırmızı renkli ve kıymetli süs eşyasını ifade ettiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "mercan" kelimesinin inciyle birlikte denizden çıkarılan kırmızı renkli, taşlaşmış değerli bir madde veya küçük boyuttaki incileri ifade ettiğini açıklar. El-Cevâlîkî, bu kelimenin saf Arapça olmadığını, diğer dillerden alınarak Arapçanın ses yapısına uydurulmuş (Arapçalaşmış) yabancı kelimelerden biri olduğunu belirtir. Celaleddin el-Suyuti, erken dönem dilbilimcilerinin görüşlerini aktararak, kelimenin köken olarak Süryanice veya Farsçadan geldiği yönündeki tezleri bir araya getirir ve mücevher isimlerinin yabancı dillerden intikalinin doğal olduğunu ifade eder. Arthur Jeffery, kelimenin etimolojik kökeninin son derece geniş bir coğrafyaya yayıldığını, Aramice ve Süryanicedeki "margānîthā" ile Grekçedeki "margarites" (inci/değerli taş) kelimeleriyle doğrudan bağlantılı olduğunu, hatta kökeninin Sanskritçe veya Farsçaya kadar uzanabileceğini, ancak Arapçaya inciyle birlikte anılan özel bir deniz mücevheri (kırmızı mercan) olarak yerleştiğini detaylıca inceler. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin tarihsel ve metinsel bağlamına dikkat çekerek, hem inci hem de mercanın Hicaz bölgesi Araplarının ticari seferleri (rihle) sayesinde gayet iyi bildikleri ve yüksek değer atfettikleri lüks tüketim malları olduğunu, Kur'an'ın bu mücevherleri zikrederek ilk muhatapların sosyo-ekonomik dünyasındaki en cazip nimet tasavvuru üzerinden ilahi lütfun büyüklüğünü anlattığını vurgular.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla