رَبُّ الْمَشْرِقَيْنِ وَرَبُّ الْمَغْرِبَيْنِۚ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Rahmân Sûresi, 17. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: iki batı, rab, rahman 17, rahman suresi 17. ayet, yalanlama, nimet, rahman suresi, iki doğu, arz
-
17-18. "O, iki doğunun da Rabb’i iki batının da Rabb’idir. Artık Rabbinizin nimetlerinden hangisini inkâr edebilirsiniz?”
O, iki doğunun da Rabb’i iki batının da Rabb’idir. Allah Teâlâ başka bir âyette şöyle buyurmaktadır: “Doğuların ve batıların Rabb’ine yemin ederim”. Bunun açıklamasını daha öce yapmıştık. İki doğunun da Rabb’i iki batının da Rabb’i ifadesiyle “Doğuların ve batıların Rabb’i” cümlesi, her ikisinin, yani ay ve güneşin doğudaki ve batıdaki sınırlarına ve onların emirle doğduklarına ve yine emirle battıklarına da işaret etmektedir. Eğer onlar emirle değil de kendiliklerinden doğup batsalardı, her zaman ve her mekânda doğup batarlar, bir yere ulaştıkları zaman da bir daha geri dönmezler, doğuş ve batış sürelerini de hiçbir zaman azaltıp çoğaltmazlardı. Sonra bütün bunlar, insan için yaratılmış ve insanın istifadesine sunulmuştur. En doğrusunu Allah bilir ya, Cenâb-ı Hak burada şunu da söylemektedir: Sizin için yaratılan varlıklar Allah’a sizden daha itaatkâr oldukları, kendileri için tayin edilen sınırları asla tecavüz etmedikleri ve yaratıcısının emirlerini asla çiğnemedikleri halde, size ne oluyor da yaratanınızın emirlerini ve yasaklarını çiğniyorsunuz ve haddinizi aşıyorsunuz?
Bu âyet aynı zamanda, bir şeyi özellikle zikretmenin, diğer şeyleri reddetmek anlamına gelmediğine de işaret etmektedir. Görmez misin ki Allah, özellikle iki doğunun ve iki batının Rabb’i olduğunu söylemektedir, bu cümle o ikisinin arasında bulunan varlıkların Rabb’i olmadığı mânasına gelmez. O aynı zamanda doğuların ve batıların dışında kalan yerlerin de Rabb’i değil midir? En doğrusunu Allah bilir.
Yorumu Yorumla
-
Er-Rabb (رَبُّ)
Kelimenin kökeni r-b-b harflerine dayanmaktadır. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "bir şeyi ıslah etmek, korumak, yavaş yavaş en mükemmel haline ulaştırmak ve malik olmak" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "rabb" kelimesinin mutlak manada varlığı yokluktan çıkarıp ona kademeli bir gelişim seyri içerisinde form vermek ve idare etmek anlamı taşıdığını, bu ayette evrenin uç noktaları olan doğu ve batı ufuklarının idaresinin ve kozmik nizamın tek bir mutlak kudrete bağlandığını tahlil eder. Arthur Jeffery, kelimenin Sami dillerinin ortak dini lügatinden beslendiğini, Aramice ve Süryanicede usta, efendi ve malik anlamlarına gelen "rabbā" kökünden Arapçaya egemenlik bildiren teolojik bir unvan olarak yerleştiğini delillendirir. Gabriel Said Reynolds, kelimeyi Geç Antik Çağ'ın teolojik ekosistemi içinde değerlendirerek, muhatapların zihninde bu unvanın Hristiyan ve Yahudi geleneğindeki "evreni yönlendiren Yaratıcı Rab" tasavvurunu doğrudan canlandırdığını ifade eder. Toshihiko Izutsu, kelimenin semantik tahlilinde, İslam öncesi dönemde mülk sahipleri veya putlar için kullanılan bu kelimenin, mekansal ve kozmolojik zıtlıkların (doğular ve batılar) mutlak hakimi olan evrensel bir teolojik kavrama dönüştürüldüğünü, böylece şirk unsurlarının dışlanarak mutlak tevhidin bu kavram üzerinden mekana nakşedildiğini analiz eder.
El-Meşrikayn (الْمَشْرِقَيْنِ)
Kelimenin kökeni ş-r-k harflerine dayanır. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "doğmak, parlamak, aydınlanmak ve ışık saçmak" olduğunu, bilhassa güneşin doğuşunu ve ufkun aydınlanmasını ifade ettiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin güneşin ve gök cisimlerinin doğuş yönünü imlediğini, ayetteki ikil (tesniye) formunun ise kış ve yaz aylarındaki güneşin iki farklı aşırı doğuş noktasına (yörünge sapmalarına) işaret ettiğini açıklar. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin suredeki edebi ahenge ve retorik kurguya olan katkısına odaklanır; kelimenin ikil formda kullanılmasının, surenin genelindeki o ritmik eşleşmelere (insan ve cin, cennetler, denizler) muazzam bir estetik uyum sağladığını, evrenin uçsuz bucaksız ufuklarının edebi bir ahenk içerisinde sunulduğunu vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin bağlamına dikkat çekerek, bu ikili doğu tasvirinin ilk muhatapların coğrafi ve astronomik idraklerine hitap ettiğini, yıl içerisindeki mevsimsel döngünün ve güneşin ufuktaki hareketinin şaşmaz bir ilahi iradeye bağlı kozmik bir kudret göstergesi olarak metne taşındığını tahlil eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, meşrik kavramını felsefi ve ontolojik bir derinlikle ele alarak, doğu kavramının varlığın ortaya çıkışı, aydınlanma ve başlangıç (mebde) noktası olduğunu, iki doğunun ise görünen (mülk) ve görünmeyen (melekut) alemlerin aydınlanma ufuklarını sembolize eden çok boyutlu bir varlık haritası çizdiğini ifade eder.
El-Mağribeyn (الْمَغْرِبَيْنِ)
Kelimenin kökeni ğ-r-b harflerine dayanmaktadır. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "uzaklaşmak, ufkun altına inmek, örtülmek ve gözden kaybolmak" olduğunu, güneşin batışının da bir uzaklaşma ve karanlıkla örtülme hali olduğu için bu ismin verildiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, gök cisimlerinin görünmez olduğu batış yönünü ifade eden bu kelimenin de tıpkı doğuş gibi yaz ve kış döngüsündeki iki zıt yörünge noktasını belirtmek üzere ikil (tesniye) formda kullanıldığını açıklar. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın uzamsal semantiğinde doğu ve batı kavramlarının salt coğrafi yönler olmadığını, evrenin mutlak hudutlarını ve bu zıt uçlar arasındaki her şeyin mutlak tevhid ilkesine sarsılmaz bir teslimiyetle (teshir) bağlı olduğunu anlatan ontolojik sınırlar olduğunu detaylıca inceler. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimeyi metin içi bağlamında ele alarak, varoluşun başlangıcını temsil eden doğuşun tam karşısına oturtulan bu batış (mağrib) kavramıyla uzamsal sonsuzluğun kusursuz bir edebi tezat (tıbak) sanatıyla işlendiğini, aydınlığın başlamasıyla bitmesi arasındaki tüm zaman ve mekan döngüsünün şiirsel bir dille mutlak kudrete boyun eğdirildiğini vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, coğrafi ve kozmolojik bir tasvir olarak bu batış noktalarının, mevsimlerin oluşumu ve zamanın taksimi açısından pratik bir öneme sahip olduğunu, bedevi Arap aklının dahi çıplak gözle müşahede ettiği bu evrensel nizamın, ilahi egemenliğin (rububiyetin) yeryüzündeki en somut delili olarak sunulduğunu analiz eder.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla