فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Rahmân Sûresi, 13. Ayet
Daralt
X
-
"Artık Rabb’inizin nimetlerinden hangisini inkâr edebilirsiniz?"
Burada hitap, cinlere ve insanlara yapılmıştır. Bu aynı zamanda Resûlullah’ın (s.a.) cinlere ve insanlara gönderildiğine de işaret eder. Görmez misin, Allah Teâlâ başka bir âyette şöyle buyurmaktadır: “Ey cin ve insan toplulukları!”. Şöyle de söylenmiştir: Burada hitap her iki zümreye toptan yapılmış değildir, fakat bizzat her insana ve her cinne yapılmıştır. Meselâ Cenâb-ı Hak meâlen şöyle buyurmuştur: “Onlar, ‘Yahudi veya hıristiyan olun ki doğru yolu bulasınız’ dediler”. Burada her iki kesimin de Yahudi olun ki doğru yolu bulasınız” demeleri mümkün değildir; yahudiler Yahudi olun ki doğru yolu bulasınız” demişler, hıristiyanlar da “Hıristiyan olun ki doğru yolu bulasınız” demişlerdi. İşte açıklamaya çalıştığımız âyet de bunun gibidir. Sonra Artık Rabb’inizin nimetlerinden hangisini inkâr edebilirsiniz? ilahi kelâmı iki şekilde tefsir edilir. Birincisi, Rabb’inizin yeryüzünü sizin önünüze koymasından, sizin için yarattığı meyvelerden, hurmalardan, hububattan ve benzerlerinden hangi nimetini inkâr edebilirsiniz? Bunların hepsi Allah Teâlâ’dan gelmedi mi? Allah’tan geldiğini bildiğinize göre nasıl olur da bunların şükrünü O’ndan başkasına yaparsınız? İkincisi, Allah’ın nimetlerinden ve lütuflarından hangisini inkâr ediyorsunuz: Tevhidi ve peygamberleri mi, yoksa O na kulluk yapmayı mı? Hangi nimetini inkâr ediyorsunuz? Cabir b. Abdullah’ın (r.a.) şöyle dediği rivayet edilmiştir: Bir gün Resûlullah (s.a.) ashabının yanına geldi ve onlara Rahman sûresini başından sonuna kadar okudu. İnsanlar sessizce dinlediler. Sonra buyurdu ki: “Ben cin gecesinde bu sûreyi onlara da okudum. Onlar sizden daha güzel karşılık verdiler. Rabb’inizin nimetlerinden hangisini inkâr edebilirsiniz? İlâhî kelâmını her okuduğumda, 'Rabb’imizin nimetlerinden hiçbirini inkâr etmeyiz, sana hamdolsun ey Rabb’imiz’ dediler”.
Sonra “O yeryüzünü canlıların altına serdi. Orada meyveler ve tomurcuklu hurma ağaçları var” meâlindeki âyetlerde Allah, verdiği nimetleri, kudretini, tedbir ve idaresini, ilmini ve birliğini hatırlatmaktadır. O’nun nimetleri, yeryüzünü insanlar için yaymış olması, orada çeşitli hububatı, gövdesiyle ayakta duran meyveleri, yapraklı ürünleri ve hayvanların gıdası olan çeşitli bitkileri yaratmış olmasıdır. Allah’ın kudretinin ve hükümranlığının işaretleri de bütün bu meyveleri ve hububatı tomurcukları İçerisinde yaratmış olmasıdır, bunları kabuğu ve zarı içinde yaratmaya kimsenin gücü yetmez. Böyle yapması, Allah’ın yaptıklarının ve fiilinin, görülen ve bilinen fiillerden tamamen farklı olduğunun, O’nun kudretinin ve fiilinin kulların fiilleri ve kudretiyle mukayese edilemeyeceğinin bilinmesi içindir. Aynı şekilde çocukları anne karnında, civcivi yumurtada ve benzerlerini karanlıklar içinde yaratması da hiçbir şeyin O'na gizli kalmadığının bilinmesi içindir. Sonra o meyveleri ve hububatı, sıcağa ve soğuğa dayanılamayan bir zamanda tomurcuklar içerisinde ve perde gerisinde yaratmakta, son derece güçsüz bir durumda onları o halde tutmakta, güçlenip kuvvetlendikleri zaman da kabuğundan çıkarmaktadır. Bunlar, Allah’ın kullan için yarattığı bir lütuftur ve büyük bir nimettir.
Yorumu Yorumla
-
El-Âlâ' (الْآلَاءِ)
Kelimenin kökeni e-l-v (veya e-l-y) harflerine dayanmaktadır. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "nimet, lütuf, iyilik ve ihsan" olduğunu belirtir; kelimenin bu kökten türeyerek ilahi yardımları ve bağışları ifade ettiğini vurgular. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin tekilinin "ily", "ely" veya "ilâ" şeklinde gelebildiğini, genel manada nimetler anlamına gelmekle birlikte, ilahi kudretin izleri, ayetleri ve fiili tecellileri olarak da anlaşılabileceğini tahlil eder. Toshihiko Izutsu, bu kavramı Kur'an'ın "ilahi lütuf" semantiği çerçevesinde ele alarak, kelimenin sadece maddi veya fiziksel rızıkları değil, yaratıcının mahlukatıyla kurduğu karşılıksız iletişim ve merhamet bağının tüm ontolojik tezahürlerini kapsadığını analiz eder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin sure boyunca oluşturduğu edebi ve psikolojik etkiye odaklanarak, bu kelimenin ritmik bir nakarat halinde sürekli tekrarlanmasının muhatabın zihnindeki gaflet perdesini yırtan estetik bir meydan okuma olduğunu detaylandırır. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin bağlamsal derinliğine dikkat çekerek, surede cehennem azabından veya yıkıcı olaylardan bahseden ayetlerin ardından da bu ifadenin gelmesinin, "âlâ" kavramının sadece hoşa giden nimetleri değil, evrendeki kusursuz ilahi nizamı, adaleti ve insanın uyarılması şeklindeki her türlü ilahi müdahaleyi kapsayan çok geniş bir anlama sahip olduğunu vurgular. Prof. Dr. Sadık Kılıç, kavramı felsefi bir derinlikle ele alarak, varlık alemindeki haksızlıkların yanına kâr kalmayacağının ve ilahi adaletin (mizan) mutlaka tecelli edeceğinin ilanı olan bu cehennem tasvirinin, ontolojik bir denge ve inayet olduğunu, "âlâ" kelimesinin bu mutlak adaleti sembolize ettiğini tahlil eder.
Rabbikumâ (رَبِّكُمَا)
Kelimenin kökeni r-b-b harflerine dayanmaktadır. Sondaki "-kumâ" ekinin tesniye (ikil) zamiri olması sebebiyle etimolojik analiz doğrudan "rabb" kökü üzerinden yapılmaktadır. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "bir şeyi ıslah etmek, korumak, gözetmek ve onu yavaş yavaş en mükemmel haline ulaşıncaya kadar terbiye etmek" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "rabb" kelimesinin mutlak manada sadece Allah için kullanıldığını, eylemin özünde varlığı yokluktan çıkarıp ona kademeli bir gelişim seyri içerisinde form vermek ve ihtiyaçlarını karşılamak anlamının yattığını tahlil eder. Arthur Jeffery, kelimenin Aramice ve Süryanicede usta, öğretmen, efendi veya yüce varlık anlamlarına gelen "rabbā" veya "rabbî" kökleriyle tarihsel bağına dikkat çeker; bu kelimenin Sami dillerinin ortak dini lügatinden beslenerek İslam öncesi dönemde de egemenlik ve efendilik bildiren bir unvan olarak Arapçaya yerleştiğini delillendirir. Gabriel Said Reynolds, kelimeyi Geç Antik Çağ'ın dini terminolojisi bağlamında değerlendirerek, "Rabb" isminin Süryani Hıristiyan geleneğindeki "Mor" (Efendi/Rab) unvanıyla aynı teolojik işlevi üstlendiğini ve muhatapların zihnindeki evrensel yaratıcı tahayyülüne doğrudan hitap ettiğini ifade eder. Toshihiko Izutsu, kelimenin semantik evrimini incelerken, İslam öncesi dönemde kabile reisleri, putlar veya mülk sahipleri için kullanılan bu sıradan kelimenin, Kur'an'ın nüzuluyla birlikte eşi benzeri olmayan, evreni yoktan var edip her an idare eden mutlak kudret sahibini ifade eden merkezi bir teolojik kavrama dönüştüğünü analiz eder.
Tukezzibân (تُكَذِّبَانِ)
Kelimenin kökeni k-z-b harflerine dayanır. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "doğrunun zıttı olmak, yalan söylemek ve gerçeğe aykırı davranmak" olduğunu belirtir; "tekzib" eyleminin ise bir kişinin sözünü veya getirdiği hakikati açıkça reddetmek ve onu yalancılıkla itham etmek anlamına geldiğini ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, fiilin sadece dille söylenen bir yalanı değil, aklın ve fıtratın tasdik ettiği açık bir gerçeği, ilahi mesajı veya peygamberi inatla ve kasten yalanlamayı ifade ettiğini tahlil eder. Toshihiko Izutsu, kelimeyi Kur'an'ın inanç ve inkar semantiği etrafında ele alarak, "tekzib" kavramının basit bir itirazdan ziyade, ilahi ayetlere karşı sergilenen aktif, bilinçli ve eylemsel bir reddiye olduğunu, nankörlük (küfr) psikolojisinin en belirgin dışavurumunun bu yalanlama fiiliyle gerçekleştiğini detaylıca inceler. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), fiilin tesniye (ikil) formunda kullanılmasının suredeki edebi ahenge ve retorik güce olan katkısına odaklanır; insan ve cin (sekaleyn) topluluklarının her ikisine birden yöneltilen bu doğrudan hitabın, muhatabı kaçış noktası bırakmaksızın kendi nankörlüğüyle yüzleştiren ve sürekli tekrarlanarak psikolojik baskıyı artıran muazzam bir edebi sorgulama ve meydan okuma tekniği olduğunu vurgular.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla