ف۪يهَا فَاكِهَةٌۖ وَالنَّخْلُ ذَاتُ الْاَكْمَامِ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Rahmân Sûresi, 11. Ayet
Daralt
X
-
11-12. "Orada meyveler ve tomurcuklu hurma ağaçları var. Çimlenen taneler ve hoş kokulu bitkiler var."
Cenâb-ı Hak burada insanlara, yeryüzünde onlar için yarattığı nimetleri, meyveleri, çeşit çeşit ürünleri ve onlara rızık olarak verdiği çeşitli hububatı hatırlatmaktadır. Tomurcuklu sözü burada kabuklu anlamına gelir.
Âyetin metninde geçen “reyhân” (وَالرَّيْحَانُ) kelimesindeki “nun” (ن) harfi ötreli ve esreli olarak okunmuştur. Esreli okunduğunda “reyhâni” (والريحانِ), insanların rızık olarak kullandıkları hububat ve meyveler mânasına gelir. “Asf” (ذُو الْعَصْفِ) kelimesi de yaprak demektir. Buna göre âyetin mânası şöyle olur: Sizin için yapraklı taneler ve rızık yarattı. “Reyhân” kelimesi ötreli okunduğunda ise “el-habbu” (وَالْحَبُّ) kelimesine atfederek müpteda olur. Buradaki “asf” ve “reyhân” kelimelerinin tefsirinde ihtilaf edilmiştir. Bazıları şöyle dedi: “Asf”, arpa, buğday ve benzeri ürünlerin yaprağı demektir. Ona hurma, ekinin ilk çıkan tomurcuğu ve bizzat ekinin kendisi diyenler de vardır. Ancak “asf” kelimesi âyette “el-habbu” kelimesne nispet edilmiştir, çünkü tane ondan var oluyor ve ondan çıkıyor. “Reyhân” hakkında da bazıları şöyle dedi: O, ekinin yeşilliğidir. Reyhâna hoş koku saçan bitki dendiği gibi canlıların rızık olarak yararlandıkları hububat ve meyveler de denilmiştir. İbn Abbâs’ın (r.a.) da hububat tanesi dediği rivayet edilmiştir. İbn Kuteybe şöyle dedi: “Reyhân” rızık demektir; “Allah’ın reyhanını iste” denilince, Allah’ın rızkını iste anlaşılır. En doğrusunu Allah bilir.
Yorumu Yorumla
-
Fâkihe (فَاكِهَةٌ)
Kelimenin kökeni f-k-h harflerine dayanmaktadır. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "neşe, sevinç, ferahlık ve insanın içini açan şeyler" olduğunu belirtir; ona göre meyvelere bu ismin verilmesinin sebebi, onların salt bir beslenme ve hayatta kalma aracı olmaktan ziyade insana lezzet, keyif ve neşe veren özel gıdalar olmalarıdır. Râgıb el-İsfahânî, "fâkihe" kelimesinin zaruri gıda olmaktan çok lüks ve keyif amacıyla tüketilen meyveleri kapsadığını, kelimenin kökündeki şakalaşmak ve neşelenmek (fükâhe) anlamıyla doğrudan bağlantılı olarak bu rızkın tüketiminin insanda oluşturduğu psikolojik rahatlamaya ve hazza işaret ettiğini tahlil eder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin metin içindeki edebi işlevine odaklanarak, yeryüzünün salt bir barınma mekanı olarak değil, aynı zamanda insana estetik ve bedensel hazlar sunan, neşe veren bir yaşam alanı olarak tasarlandığını bu kelimenin ihtiva ettiği lütuf ve ferahlık hissi üzerinden detaylandırır. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin bağlamına dikkat çekerek, evrensel ekolojik tasvirin ardından yeryüzündeki nimetlerin sıralanmaya başlandığını, "fâkihe" kavramının ilahi merhametin cömertliğini yansıtan, zorunlu ihtiyacın ötesinde bir yaşam kalitesi ve refah sembolü olarak zikredildiğini vurgular.
En-Nahl (النَّخْلُ)
Kelimenin kökeni n-h-l harflerine dayanır. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "seçmek, elemek, ayıklamak ve en iyisini ayırmak" olduğunu belirtir; hurma ağacının topraktaki suyu ve besini adeta süzerek alması veya ağaçlar arasındaki en soylu ve seçkin tür olarak kabul edilmesi sebebiyle bu kökten türeyerek isimlendirildiğini ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin doğrudan hurma ağacını karşıladığını, bu ağacın hem gövdesinin sağlamlığı hem de meyvesinin temel ve güçlü bir besin kaynağı olması yönüyle bitkiler arasında özel bir yeri bulunduğunu belirtir. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın nüzul ortamındaki semantik alanını inceleyerek, hurma ağacının Hicaz bölgesi Arapları için sıradan bir bitki değil, hayatın, dayanıklılığın ve çöl şartlarındaki temel yaşam kaynağının mutlak sembolü olduğunu, ilahi nimetin bu en bilindik ve hayati form üzerinden muhatabın zihnine nakşedildiğini analiz eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin tarihsel bağlamıyla örtüşecek şekilde, ilk muhatapların sosyo-ekonomik ve coğrafi gerçekliğinde en değerli tarımsal zenginlik olan hurmanın, yeryüzündeki nimetlerin şahikası olarak hususi bir vurguyla diğer bitkilerden ayrı tutularak metne taşındığını tahlil eder.
El-Ekmâm (الْأَكْمَامِ)
Kelimenin kökeni k-m-m harflerine dayanmaktadır. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "bir şeyi örtmek, gizlemek, sarmak ve koruma altına almak" olduğunu belirtir; "ekmâm" kelimesinin tekili olan "kimm" kavramının, hurma salkımlarının veya çiçeklerin olgunlaşmadan önce içinde korunduğu tomurcuk zarfı, kılıf veya koruyucu kabuk anlamına geldiğini ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, bitkilerin çiçeklerini ve meyvelerini dış etkenlerden koruyan doğal kılıfların bu isimle anıldığını, bağlam içerisinde hurma ağacının meyve verme sürecindeki o hassas biyolojik evreye ve oluşumun başlangıcındaki gizliliğe dikkat çekildiğini açıklar. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin ayetteki edebi ve estetik tasvir gücüne değinerek, sadece meyvenin kendisinin değil, onun korunaklı tomurcuklar ve kılıflar içindeki zarif gelişim sürecinin de ilahi sanatın ve estetiğin bir parçası olarak muhatabın gözünde canlandırıldığını tahlil eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu kelimeyi ekolojik ve felsefi bir okumaya tabi tutarak, "ekmâm" kavramının doğadaki potansiyel varlığın (kuvve halinin) fiiliyata dökülme evresini, canlının büyüme sürecindeki o muazzam biyolojik korumayı ve yaratılıştaki ince ilahi işçiliği sembolize ettiğini vurgular.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla