وَالنَّجْمُ وَالشَّجَرُ يَسْجُدَانِ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Rahmân Sûresi, 6. Ayet
Daralt
X
-
"Yıldızlar da ağaçlar da secde ederler.”
Yıldızların ve Ağaçların Secde Etmeleri
Bu âyette sözü edilen yıldızlar iki şekilde yorumlanır. Birincisi, bilinen şekliyle yıldızlardır; eğer âyette kastedilen bu ise o zaman yıldızlar gökyüzünün süsü olmaları itibariyle Allah’a secde etmekte, boyun eğmektedirler. Ağaçlar da yeryüzünün süsleridir. [İkincisi,] "necm” (النَّجْمُ) kelimesinden maksat yeryüzünde yetişen ve gövdesi olmayan her türlü bitki, ağaçlardan maksat da gövdesi olan bitkiler olabilir. Allah sanki şunu söylemektedir: Yeryüzünde görülen ve ister gövdesiyle uzayıp dursun ister hiç büyümesin topraktan çıkan her bitki, Allah’a secde etmekte, O’na boyun eğmektedirler. Bunların secde etmesi de farklı şekillerde yorumlanır. Birincisi, yaratılış secdesidir, yani Allah onların yaratılışına bu özelliği koymuştur. Her nesnenin yaratılışında Allaha secde etmek ve O’nun birliğine şahitlik etme özelliği vardır.
İkincisi, bu cansız varlıkların secdesi, zorunlu olarak Allah’a İtaat etmeleri ve O’na boyun eğmeleri anlamındadır. Nitekim Allah bir âyette meâlen şöyle buyurmuştur; “Allah göğe ve yere, ‘İsteyerek veya istemeyerek (varlık sahnesine) gelin!’ buyurdu. Onlar da isteyerek geldik’ dediler”.
Üçüncüsü, burada secde hakikat anlamında kullanılmış olabilir, Allah bu nesnelerin bünyesine böyle bir özellik koymuştur ve onlar da bu özellik sayesinde sadece Cenâb-ı Hakk’ın bilip başka kimsenin bilemeyeceği şekilde Allah Teâlâ’ya secde etmektedirler. Başka bir âyette de Allah meâlen şöyle buyurmaktadır: “Yedi gök, yer ve bunlarda bulunanlar O’nu teşbih eder; O’nu hamd ile teşbih etmeyen hiçbir varlık yoktur. Fakat siz onların teşbihini anlayamazsınız”.
Bazıları şöyle dedi: Yıldızların ve ağaçların secdesine, gölgeleriyle temsil getirilmektedir, nitekim bir âyette meâlen şöyle buyurulur: “Allah’ın yarattığı nesneleri görmüyorlar mı? Onların gölgeleri sağa ve sola dönmekte, Allah’a secde edip yere kapanmaktadır”.
Cansız varlıkların secde ve itaat ettiklerini ifade eden bu ve benzeri âyetler okunduğunda secde etmek gerekmez. Çünkü onlar cansız varlıklardır, bilinen şekliyle secde etmeye uygun değildirler. Onlar zorunlu olarak secde etmekte ve bütün varlıkların secde ettikleri mânasına işaret etmektedir. Tilâvet secdesi ancak, içinde secde etmeye ehil olan kişilerin secde ettiklerini ifade eden âyetler okunduğunda yapılır. En doğrusunu Allah bilir.
Yorumu Yorumla
-
En-Necm (النَّجْمُ)
Kelimenin kökeni n-c-m harflerine dayanmaktadır. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "görünmek, doğmak ve ortaya çıkmak" olduğunu, gökyüzünde beliren yıldızlara da, toprağı yararak yeryüzüne çıkan gövdesiz bitkilere de bu kökten hareketle aynı ismin verildiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin hem gök cismi (yıldız) hem de sapsız, gövdesiz bitki anlamlarını taşıdığına dikkat çeker ve ağaç anlamına gelen "şecer" kelimesiyle birlikte kullanıldığı bağlamlarda genellikle yere yayılan, gövdesi olmayan ot ve bitki türlerini ifade ettiğini tahlil eder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin metin içindeki edebi ve semantik uyumuna odaklanarak, kavramın gövdesiz bitkiler olarak anlaşılmasının, hemen ardından gelen gövdeli ağaçlar ile kusursuz bir zıtlık ve bütünlük oluşturduğunu, böylece yeryüzündeki tüm bitki örtüsünün ilahi düzene boyun eğişinin estetik bir tablo halinde sunulduğunu vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin aynı anda hem kozmik bir cismi hem de karasal bir bitkiyi imleyen dilsel yapısına değinerek, yanındaki kelimenin anlamsal baskısıyla bu bağlamda doğrudan yeryüzüne ait gövdesiz bitkileri kastettiğini, Kur'an'ın kelime seçimindeki bu hassasiyetin yeryüzündeki biyolojik çeşitliliğin bütünüyle Allah'a teslimiyetini ifade etmede güçlü bir retorik araç olduğunu analiz eder.
Eş-Şecer (الشَّجَرُ)
Kelimenin kökeni ş-c-r harflerine dayanır. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "birbirine girmek, karışmak veya bir gövde üzerinde dik durmak" olduğunu belirtir; ağaçların da dallarının birbirine geçmesi ve sağlam bir gövde üzerinde yükselmeleri sebebiyle bu isimle anıldığını ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, "şecer" kavramını sapsız ve gövdesiz olan otlardan ayıran en temel özelliğin sert ve dik bir gövdeye sahip olması şeklinde tanımlar; bu kelimenin yapısal olarak dik duran, kök salan ve gövdesi üzerinde yükselen bitki formlarını kapsadığını detaylandırır.
Yescudân (يَسْجُدَانِ)
Kelimenin kökeni s-c-d harflerine dayanmaktadır. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "boyun eğmek, itaat etmek, alçalmak ve tevazu göstermek" olduğunu, eylemin özünde iradeli veya iradesiz bir teslimiyet halinin bulunduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, secde kavramını iradeli varlıkların kendi seçimleriyle yaptıkları secde ve diğer varlıkların yaratılış kanunlarına zorunlu boyun eğişini ifade eden doğal (teshîrî) secde olmak üzere ikiye ayırır; bu bağlamda bitkilerin veya yıldızların secdesinin, onların varoluşsal yasalarına ve ilahi ölçüye şaşmaz bir şekilde itaat etmeleri anlamına geldiğini tahlil eder. Arthur Jeffery, kelimenin kökünün Aramice ve Süryanice ile ortak olduğunu, Hıristiyan ve Yahudi ibadet terminolojisinde yere kapanarak tapınma eylemini ifade eden bu kökün Arap dini kelime dağarcığına derinlemesine yerleştiğini ve bu ibadet formunun iskeletini oluşturduğunu savunur. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın semantik evreninde secde eylemini analiz ederken, eylemin insan dışı varlıklara atfedilmesiyle birlikte ritüelistik bir hareketten çıkıp kozmolojik bir boyuta ulaştığını, tüm fiziksel evrenin ilahi irade karşısında ontolojik bir boyun eğiş ve sürekli bir varoluşsal itaat halinde bulunduğunu detaylıca inceler. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), eylemin doğaya atfedilmesindeki edebi güce dikkat çekerek, bu fiil aracılığıyla cansız veya bilinçsiz gibi görünen evrenin şuurlu, itaatkâr ve ibadet eden bir cemaate dönüştürüldüğünü, böylece fiziksel gerçekliğin estetik ve edebi bir dille muazzam bir dini tasvire yükseltildiğini vurgular. Prof. Dr. Sadık Kılıç, kelimenin felsefi bağlamını ele alarak, doğanın secdesinin, mümkün varlıkların yaratıcı kudret karşısındaki ontolojik muhtaçlığı ve bağımlılığı olduğunu, bu varlıkların belirlenmiş yörüngelerinden ve yaratılış gayelerinden sapmamalarının onların fiili secdesi hükmünde olduğunu felsefi bir dille ifade eder.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla