اَلشَّمْسُ وَالْقَمَرُ بِحُسْبَانٍۖ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Rahmân Sûresi, 5. Ayet
Daralt
X
-
"Güneş ve ay bir hesaba bağlı (olarak hareket ederler).”
Bu âyet iki şekilde yorumlanır. Birincisi, ay ve güneşle vakitlerin sayısı hesap edilir ve zamanlar bilinir. İkincisi, onların doğdukları, battıkları yerler ve seyrettikleri yol hesap edilir, ne kış ve ne de yaz aylarında güzergâhlarını aşmadıkları görülür. Ebû Avsece şöyle dedi: Âyetteki “husbân” (حُسْبَانٌ) lafzı, hesap kelimesinin çoğuludur. İbn Kuteybe de şöyle dedi: “Husbân”, yani hesapla ve kendi yörüngelerinde akarlar, sınırlarını aşmazlar. Burada ilâve bir mâna daha vardır ve o da şudur: Allah Teâlâ ayı ve güneşi, canlılardaki gözlerin hakikatinin bilinmesini sağlayan bir özellikte yarattı, onlarda ışık ve parlaklık varetti ve bu sayede görülmeyen nesnelerin ortaya çıkmasını sağladı. Peygamberliği ve insanlardan bazısının diğerlerinden üstün olduğunu inkâr edenlere şöyle denilir: Bazı varlıkların diğerlerinde olmadığı kadar fazla bir görme gücüne ve ışığa sahip olduğunu görüyorsunuz, peki insanlardan bazılarının beyan, ilim ve risâletle diğerlerinden daha üstün olduğunu neden inkâr ediyorsunuz? En doğrusunu Allah bilir.
Yorumu Yorumla
-
Eş-Şems (الشَّمْسُ)
Kelimenin kökeni ş-m-s harflerine dayanır. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının her gün doğup batan ve dünyayı aydınlatan bilindik gök cismi olduğunu, ayrıca bu kökten türeyen kelimelerin inatçılık veya hırçınlık gibi yan anlamlara da gelebildiğini ancak asıl kullanımının bizzat güneşin kendisini ifade ettiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, güneşin görünür dünyayı aydınlatan en temel ışık kaynağı olduğunu, gölgelerin, nesnelerin ve zamanın idrak edilmesinin onun hareketlerine ve döngüsüne bağlı kılındığını tahlil eder. Arthur Jeffery, kelimenin tüm Sami dillerinde ortak ve son derece eski bir kök olduğunu, Akkadca, İbranice, Süryanice ve Habeşçe gibi bölge dillerinin tamamında ufak fonetik farklarla ortak bir gök cismi ismi olarak yerleşik bulunduğunu, dolayısıyla dışarıdan alınma bir kelime olmaktan ziyade ortak Sami dil ailesinin kadim bir mirası olduğunu detaylıca delillendirir.
El-Kamer (الْقَمَرُ)
Kelimenin kökeni k-m-r harflerine dayanmaktadır. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının şiddetli beyazlık ve parlaklık olduğunu belirtir; ona göre ay, gökyüzündeki dikkat çekici beyaz rengi ve karanlığı bölen aydınlığı sebebiyle bu kökten türeyerek bu isimle anılmıştır. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin ayın hilal aşamasından sonraki parlak ve belirgin evrelerini (özellikle üçüncü geceden sonrasını) ifade ettiğini, bu aşamada ayın ışığının nesneleri birbirinden ayıracak kadar netleştiğini açıklar. Arthur Jeffery, bu kelimenin de tıpkı güneş gibi Sami dil ailesinin ortak kelime dağarcığına ait kadim bir isim olduğunu, kök itibarıyla parlaklık ve beyazlık fikriyle doğrudan ilişkili olup tarihsel süreçte Arap yarımadasındaki astronomik ve takvimsel kullanımlara zemin hazırladığını belirtir.
Husbân (حُسْبَانٍ)
Kelimenin kökeni h-s-b harflerine dayanır. İbn Fâris, bu kökün saymak, miktarını belirlemek, hesaplamak ve kesin bir ölçüye vurmak anlamlarına geldiğini, "husbân" kelimesinin de bu hesaplama ve ince ölçüm işinin mastarı veya çoğulu olarak kullanıldığını belirtir. Râgıb el-İsfahânî, bu kavramın evrendeki hassas dengeye ve matematiksel nizama işaret ettiğini, güneşin ve ayın hareketlerinin rastgele değil, ilahi bir iradenin belirlediği milimetrik bir takvim ve ölçü dahilinde gerçekleştiğini detaylandırır. Arthur Jeffery, "hesap" ve türevlerinin ticari ve idari bağlamda Aramice ve Süryaniceden Arapçaya geçen kelimeler arasında değerlendirilebileceğini, İslam öncesi dönemde özellikle katiplerin ve tüccarların bu bürokratik ve riyazi hesaplama terminolojisini bölgeye taşıdığını ifade eder. Toshihiko Izutsu, kelimeyi Kur'an'ın ontolojik ve kozmolojik semantiği çerçevesinde ele alarak, husbân kavramının İslam öncesi inançlardaki başıboş ve kaotik evren (dehr) tasavvurunu yıktığını, bunun yerine devasa gök cisimleri dahil her zerrenin mutlak bir bilincin ve kusursuz bir matematiksel düzenin kontrolünde olan ilahi bir kozmos fikrini inşa ettiğini analiz eder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin ayetteki edebi ahengine ve bağlamsal derinliğine değinerek, "husbân" kelimesinin fonetik ve ritmik yapısının evrendeki o şaşmaz döngüyü ses ve anlam birlikteliğiyle yansıttığını, bu sayede varlığın estetik ve matematiksel nizamının edebi bir dille vurgulandığını tahlil eder.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla