عَلَّمَهُ الْبَيَانَ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Rahmân Sûresi, 4. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: rahman suresi 4. ayet, beyan öğretimi, insanın yaratılışı, rahman 4, rahman suresi, kuran eğitimi, rahman, ilim, bilgi
-
"İnsanı O yarattı!"
"Ona anlama ve anlatmayı öğretti.”
Beyân
Bazıları İnsanı O yarattı cümlesini, Âdem aleyhisselâmı Allah yarattı diye tefsir ederler. Ona anlama ve anlatmayı öğretti; yani başka bir âyette ifade buyurduğu gibi isimleri öğretti; “Âdem'e bütün isimleri öğretti. Çünkü telkin ve öğretme olmadan isimleri bilmenin yolu yoktur, isimler istidlâl yoluyla bilinen ve idrak edilen bilgiler gibi değildirler. İnsanı o yarattı sözünde, her insanı O yarattı mânası kastedilmiş de olabilir. Beyânı öğretti, yani insanı boş yere yaratmadığının bilinmesi İçin koyduğu emir ve yasaklarla imtihan edeceği işlerin beyanını öğretti. Bu âyet, her insan deneyip anlayıncaya kadar tanımadığı tatları, renkleri ve lezzeti, yani bilmediği türden, renk ve lezzetin İlmini denediklerinden istidlâl yoluyla öğretti mânasına da gelebilir. Müşahede ettiği nesnelerden istidlâl yoluyla Allah’ın varlığına dair bilgiye ulaşma yolunu öğretti anlamına da gelebilir; çünkü onlar insanın muhtaç ve aciz bir varlık olduğunu, ihtiyaçlar ve olaylarla kuşatıldığını müşahede ettiklerinde kendilerini yaratan, her şeyi bilen ve her şeye kadir olan bir gücün olduğunu ve onları bu şekilde yarattığını da anlarlar. Beyanı öğretme ifadesinin, Kur’ânın beyanını öğretme anlamına gelmesi de mümkündür. Bu durumda âyet Resûlullah’a (s.a.) râcidir, çünkü Kur'anı ona öğretmiş, dolayısıyla beyanı da ona öğretmiştir. O zaman buradaki beyan, Kur’ân’ın beyanıdır, insanların ihtiyaç duyacakları her şeyi, lehlerinde ve aleyhlerinde olan bilgileri onlara açıklaması için ona beyanı öğretti. Beyanın bir kısmının Resûlullah (s.a.) ile ilgili olması, bir kısmının da Hz. Âdem’le ilgili olması ise mümkündür; Resûlullah (s.a.) ile ilgili olan kısmına “Kuranı Rahman öğretti” mealindeki âyette, Hz. Âdem’le ilgili olan kısmına da insanı O yarattı ve ona (beyanı) anlama ve anlatmayı öğretti meâlindeki âyette işaret edilmektedir ki onun yorumu bizim belirttiğimiz şekildedir. Bazıları şöyle dedi: İnsanı O yarattı, yani Âdem’i O yarattı; Ona (beyanı) anlama ve anlatmayı öğretti, yani dünya ve âhiretin beyanını öğretti. İnsanı O yarattı sözü, her insanı O yarattı ve hepsine Kur’ân’ı öğretti, yani öğrenme gücü verdi mânasına da gelebilir. Ona (beyanı) anlama ve anlatmayı öğretti cümlesi de Kur'ândaki hükümlerin, kuralların ve benzeri bilgilerin beyanına ait hususları öğretti mânasına da gelebilir. İbn Kuteybe şöyle dedi: Ona beyanı öğretti sözü, ona konuşmayı öğretti mânasına gelir. En doğrusunu Allah bilir.
Yorumu Yorumla
-
Alleme (عَلَّمَ)
Kelimenin kökeni a-l-m harflerine dayanır. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının bir nesneyi diğerlerinden ayıran alamet, iz veya işaret bırakmak olduğunu belirtir; ona göre öğretmek (talim) eylemi, insanın zihninde ve doğasında onu diğer canlılardan ayıran belirgin bir yetenek ve bilgi izi oluşturmayı ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, "alleme" fiilinin salt bir bilgi aktarımından öte, karşı tarafta kalıcı bir etki bırakana dek süreci işlemeyi anlattığını, bu ayetin bağlamında insana kendini ifade etme yetisinin doğuştan ve kalıcı bir donanım olarak ilahi kudret tarafından kodlandığını tahlil eder. Toshihiko Izutsu, kelimenin semantik tahlilinde eylemin failinin mutlak surette Allah olmasının altını çizer; ona göre bu fiil, sıradan bir pedagojik eylemi değil, yaratıcının insana ontolojik bir ayrıcalık olarak konuşma ve anlamlandırma yetisini bahşetmesini, dolayısıyla beşeri idrakin ve iletişimin temelinde doğrudan ilahi bir müdahalenin yattığını gösterir.
El-Beyân (الْبَيَانَ)
Kelimenin kökeni b-y-n harflerine dayanır. İbn Fâris, bu kökün temel olarak iki farklı anlama geldiğini, bunlardan ilkinin ayrılık ve uzaklaşma, ikincisinin ise açığa çıkma, netleşme ve aydınlanma olduğunu belirtir; ona göre "beyan" kavramı bu ikinci temel anlamdan türeyerek, gizli ve örtülü olan bir düşüncenin üzerindeki kapalılığın kalkması ve maksadın kelimelerle en açık şekilde ortaya konması eylemini ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, beyan kavramını insanın zihnindeki manaları ve niyetleri başkalarına aktarmasını sağlayan idrak ve ifade gücü olarak tanımlar; bu kelimenin, örtülü olanı açığa çıkaran her türlü mantıksal ve sözlü açıklamayı kapsadığını ve insanı diğer varlıklardan ayıran, onu ilahi mesaja muhatap kılınmaya layık hale getiren en temel lütuf olduğunu detaylandırır. Toshihiko Izutsu, kelimeyi Kur'an'ın semantik alanı içinde ele alarak, beyanın salt biyolojik bir konuşma yetisi olmadığını, Kur'an'ın nüzul ortamındaki sözlü kültür ve güçlü retorik anlayışıyla bağlantılı olarak hakikati idrak etme ve bunu açıkça dile getirme kapasitesini temsil ettiğini, insanın varoluşsal statüsünün ancak bu ifade kudretiyle tamamlandığını analiz eder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin Kur'ani bağlamdaki edebi ve estetik ağırlığına odaklanır; insanın yaratılışından hemen sonra zikredilen bu "beyan" yetisinin, sıradan bir iletişim aracı olmanın ötesinde, insana bahşedilen mucizevi algının ve retorik mükemmelliğin zirvesini ifade ettiğini, böylece varlığın estetik boyutunun bu kelime aracılığıyla metne taşındığını tahlil eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, beyan kelimesini felsefi bir derinlikle ele alarak, bu kavramın insanın kendini, evreni ve yaratıcısını anlamlandırma ve bu idraki sembolik dil aracılığıyla dışa vurma süreci olduğunu, ilahi merhametin en belirgin tecellisinin insana bu varoluşsal anlam çerçevesini sunan dil kudretiyle gerçekleştiğini vurgular.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla