Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Ra'd Sûresi, 37. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Ra'd Sûresi, 37. Ayet

    وَكَذٰلِكَ اَنْزَلْنَاهُ حُكْماً عَرَبِياًّۜ وَلَئِنِ اتَّبَعْتَ اَهْوَٓاءَهُمْ بَعْدَ مَا جَٓاءَكَ مِنَ الْعِلْمِۙ مَا لَكَ مِنَ اللّٰهِ مِنْ وَلِيٍّ وَلَا وَاقٍ۟​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Vekeżâlike enzelnâhu hukmen ‘arabiyyâ(en)(c) vele-ini-tteba’te ehvâehum ba’de mâ câeke mine-l’ilmi mâ leke mina(A)llâhi min veliyyin velâ vâk(in)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      Biz Kur'an'ı, işte böyle Arapça bir hüküm ve hikmet olarak indirdik. Sana bu ilim geldikten sonra, eğer onların arzularına uyarsan, (bil ki) Allah tarafından senin ne bir dostun ne de bir koruyucun olur.

      Biz Kur'an'ı işte böyle indirdik. Yani sana adabı öğrettiğimiz ve nübüvveti verdiğimiz gibi, aynı şekilde sana Arapça bir hüküm olarak Kur'an'ı da indirdik. Denildi ki: Arapça bir hikmet olarak indirdik, Araplar hikmeti anlamıyorlardı. Yahut içinde hüküm bulunan bir kitap indirdik. Biz Kur'an'ı işte böyle Arapça bir hüküm olarak indirdik mealindeki ayetin tefsiri başka bir ayette verilmektedir: "Elif-lâm-râ. Bunlar apaçık kitabın ayetleridir. Biz onu Arapça bir Kur'an olarak indirdik". Cenab-ı Hak Kur'an'a hüküm adını verdi, çünkü hükmetmek üzere indirmiştir.

      Sana bu ilim geldikten sonra, eğer onların arzularına uyarsan; bu ifade, müşriklerin Hz. Peygamber'i (s.a.) kendilerinin yaptıkları bazı şeylere katılmaya davet ettiklerine işaret etmektedir. (Bil ki) Allah tarafından senin ne bir dostun olur; seni Allahın azabından koruyacak ve sana yardım edecek ne bir dostun olur, ne de Allah'ın azabından koruyacak bir koruyucun olur.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Hukmen (حُكْمًا)

        İbn Fâris, bu kelimenin kökünün (h-k-m) bir şeyi engellemek, alıkoymak, men etmek ve düzeltmek anlamına geldiğini belirtir. Karara veya yasaya "hüküm" denmesi, onun zulmü ve haksızlığı engellemesiyle ilgilidir. Râgıb el-İsfahânî, hüküm eyleminin iki şey arasında birine veya aleyhine karar vermek olduğunu, bunun temelinde "hikmet" ve sağlamlık bulunduğunu ifade eder. Ayette Kur'an'ın bir "hüküm" olarak indirilmesi, onun sadece teorik bir inanç sistemi değil, hayatı düzenleyen, kesin ve bağlayıcı bir yasa/karar mercii olduğunu gösterir. Toshihiko Izutsu, "hüküm" kavramını Kur'an'ın semantik alanında Tanrı'nın mutlak otoritesini, kanun koyuculuğunu ve nihai yargılama yetkisini simgeleyen temel bir ontolojik rükün olarak analiz eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin burada ilahi kelamın pratik hayata müdahale eden yönünü ve bağlayıcı değerler manzumesi olmasını temsil ettiğini belirtir.

        Arabiyyen (عَرَبِيًّا)

        İbn Fâris, (a-r-b) kökünün açık olmak, fasih konuşmak, meramını net ve pürüzsüz anlatmak anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin "açık, anlaşılır ve hatasız" manasına geldiğini, Kur'an'ın "Arapça" bir hüküm olarak inmesinin onun lafzi açıklığına ve muhatap kitlenin idrak kapasitesine uygunluğuna işaret ettiğini ifade eder. Arthur Jeffery, kelimenin köken olarak bedevi/çöl halkını niteleyen kadim bir Sami terimi olduğunu ancak Kur'an'da "anlaşılır, fasih, açık seçik vahiy dili" olarak teknik bir anlama kavuştuğunu belirtir. Angelika Neuwirth, Kur'an'ın "Arapça" vurgusunu, mesajın yerelleştirilerek (muhatabın diline aktarılarak) tarihsel bir gerçeklik kazanması ve yabancı/anlaşılmaz bir dille gelen önceki vahiylerden kesin bir sınırla ayrışması bağlamında analiz eder.

        İtteba'te (اتَّبَعْتَ)

        İbn Fâris, (t-b-a) kökünün bir şeyin izinden gitmek, arkasına düşmek, peşine takılmak ve ona uymak anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "ittiba" eyleminin hem körü körüne bir peşinden gidişi hem de şuurlu bir tabi olmayı kapsadığını ifade eder. Ayette bu eylemin bir uyarı bağlamında kullanılması, vahyin kesin bilgisinden sonra şahsi ve toplumsal eğilimlerin peşinden gitmenin ontolojik bir sapma (dalâlet) olacağına işaret eder. Toshihiko Izutsu, bu fiili vahye karşı gösterilen negatif bir yönelim ve ilahi otoriteyi terk ederek sahte otoritelere teslimiyet eylemi olarak analiz eder.

        Ehvâehum (أَهْوَاءَهُمْ)

        İbn Fâris, (h-v-y) kökünün boşluk, yukarıdan aşağıya düşmek ve nefsin bir şeye aşırı meyletmesi anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "hevâ" kelimesini aklın ve şeriatın hilafına nefsin süfli (aşağılık) arzularına esir olması olarak tanımlar. Ayette kelimenin çoğul (ehvâ) gelmesi, hakikatin tekliğine karşılık, saptırıcı arzuların ve ideolojilerin çokluğunu, tutarsızlığını temsil eder. Toshihiko Izutsu, hevâ kavramını "İlim" (ilahi bilgi) kavramının tam zıddı olarak konumlandırır; ona göre hevâ, cahiliye zihniyetinin temel epistemolojik ve ahlaki pusulasıdır. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu kelimenin burada objektif hakikat yerine sübjektif, bencil ve değişken heveslerin din veya yasa yerine konulması eleştirisini barındırdığını analiz eder.

        Câeke (جَاءَكَ)

        İbn Fâris, (c-y-e) kökünün bir yere varmak, gelmek ve bir eylemi gerçekleştirmek anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, bu eylemin (mecî') "ityân" eyleminden farklı olarak daha çok zorluk içeren, büyük ve somut hadiselerin vuku bulmasıyla ilgili kullanıldığını ifade eder. Ayette ilmin (vahyin) peygambere ulaşmasını niteleyen bu fiil, hakikatin inmesinin sarsıcı ve dönüştürücü bir "geliş" olduğunu sembolize eder.

        El-İlmi (الْعِلْمِ)

        İbn Fâris, (a-l-m) kökünün bir şeyi diğerinden ayıran, onu belirgin kılan "iz ve alamet" anlamına geldiğini belirtir. Bilgiye ilim denmesi, zihnin gerçekliği ayırıp tespit etmesiyle ilgilidir. Râgıb el-İsfahânî, "ilim" kavramını bir şeyin hakikatini ve özünü kesin olarak idrak etmek şeklinde tanımlar. Ayette "ilim", doğrudan Allah'tan gelen, şüphe barındırmayan mutlak vahyî bilgiyi temsil eder. Toshihiko Izutsu, ilim kavramını Kur'an'ın epistemolojisinde "hevâ"nın (zan ve arzunun) karşısındaki tek meşru dayanak noktası olarak analiz eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin burada vahyin kendisiyle özdeşleştirildiğini, ilahi kaynaklı bilginin her türlü beşerî ideolojiden ve kurgudan üstün olduğunu vurguladığını belirtir.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X