Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Ra'd Sûresi, 12. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Ra'd Sûresi, 12. Ayet

    هُوَ الَّذ۪ي يُر۪يكُمُ الْبَرْقَ خَوْفاً وَطَمَعاً وَيُنْشِئُ السَّحَابَ الثِّقَالَۚ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Huve-lleżî yurîkumu-lberka ḣavfen vetame’an veyunşi-u-ssehâbe-śśikâl(e)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      Size korku ve ümit duyguları içinde şimşeği gösteren ve yağmur dolu bulutları meydana getiren O'dur.

      Size korku ve ümit duyguları içinde şimşeği gösteren O'dur. Yani sizi hem korkutan hem ümit veren şimşeği. .. Yahut korktuğunuz ve ümit ettiğiniz şeyi gösteren ... Müfessirler der ki: Korku yolcu için, ümit de mukim içindi. Korku ev halkı için, ümit de ziraat ehli için olduğu da söylenmiştir. Bize göre, ümit eden de korkan da aynı gruptur; yararlanma zamanında ondan faydalanmayı ümit ediyorlar, yararlanma vaktinin dışında da onun zararından korkuyorlar. Yahut faydasını ümit ediyorlar, zararından korkuyorlar. Veyahut onun geçmesini ümit ediyorlar, üzerlerine inmesinden ve yararlanma zamanı gelmeden zarar vermesinden korkuyorlar. Size korku ve ümit duyguları içinde şimşeği gösteren O'dur. Bu beyan hakkında başka bir ihtimal da şudur: Sözü edilen korkuyu ve vadedilen ümidi size gösterecek; çünkü şimşek hem ışıktır, hem ateştir. Işıktır, cennette vadedilen ışığı ümit ettirir. Ateştir, ahirette sözü edilen ateşten korkutur, çünkü orada ateş vardır. Görmez misin ki, ateş şiddetli olunca, ona dokunanın halinden korkulur.

      Yağmur dolu bulutları meydana getiren O'dur. Yani içinde yağmur ve su bulunan ağır bulutları yükselten O'dur. Ebu Avsece şöyle dedi: Bulut yükseldiğinde "neşeti's-semâu" (نَشَئَتِ السَّمَاءُ) denilir, buluta da "neş'un" (نَشْءٌ) denilir. "Enşee" (أَنْشَأَ) fiili, aldı manasına gelir. "Enşeellahu'l-halka" (أَنْشَأَ اللَّهُ الْخَلْقَ), yani Allah mahlukatı yarattı demektir. Sülâsîden "neşee" fiili "irtefea'" (ارْتَفَعَ) manasına, if'al babından enşee fiili de rafea (رَفَعَ) manasına gelir. Ayette de bu anlamda, yani yükseltti manasında kullanılmıştır. En doğrusunu Allah bilir.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Yürîküm (Yürîküm - يُرِيكُمُ)

        İbn Fâris, bu kelimenin kökünün (r-e-y) bir şeyi gözle görmek veya kalp gözüyle (basiret) idrak etmek anlamına geldiğini belirtir. Kelimenin özünde "bir şeyin suretinin karşı tarafa ulaştırılması" fikrinin yattığını ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, "erâ" (göstermek) fiilinin, Allah'ın kullarına hem dış dünyadaki ayetleri (afaki) hem de kendi iç dünyalarındaki işaretleri (enfusi) tanıtma eylemini kapsadığını belirtir. Ayetteki bağlamıyla bu gösterme, sadece fiziksel bir optik olay değil, insanın dehşet ve hayranlık duyacağı ilahi bir tecellinin muhataba sunulmasıdır. Toshihiko Izutsu, bu fiili Allah ile insan arasındaki iletişimsel bir eylem olarak inceler. Ona göre Allah'ın "göstermesi", insanın iradesi dışında gerçekleşen ve insanı bir hakikati kabul etmeye zorlayan aktif bir vahyî sunumdur.

        El-Berka (El-Berka - الْبَرْقَ)

        İbn Fâris, (b-r-k) kökünün temel anlamının parlamak, ışık saçmak ve hızlıca hareket etmek olduğunu belirtir. Işığın anlık ve güçlü bir şekilde ortaya çıkmasına bu ismin verildiğini ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, "berk" kelimesinin bulutların arasından süzülen ışık olduğunu, bunun hem bir müjde (yağmur habercisi) hem de bir tehdit (yıldırım/yangın) unsuru barındırdığını vurgular. Toshihiko Izutsu, kelimeyi Kur'an'ın doğa fenomenlerini teolojikleştirme biçimi içinde ele alır. Ona göre şimşek, tabiatın sıradan bir olayı olmaktan çıkarılıp insanın varoluşsal duygularını (korku ve ümit) harekete geçiren ilahi bir "ayet" (işaret) olarak konumlandırılır. Angelika Neuwirth, berka kelimesinin Kur'an'daki tasvirlerinin, kadim Arap şiirindeki yağmur bekleyişi imgeleriyle paralellik arz ettiğini ancak Kur'an'ın bu imgeyi yaratıcı gücün doğrudan bir müdahalesi olarak yeniden kurguladığını analiz eder.

        Havfen (Havfen - خَوْفًا)

        İbn Fâris, (h-v-f) kökünün bir şeyden çekinmek, endişe duymak ve beklenen bir kötülükten dolayı kalbin sarsılması manasına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, havf kavramını "beklenen bir zarara dair zan veya kesin bilgi sonucu duyulan acı" olarak tanımlar. Ayette şimşeğin görülmesi anındaki korku, hem fiziksel bir tehlikeyi (yıldırım çarpması) hem de manevi bir uyarıyı temsil eder. Toshihiko Izutsu, havf kelimesinin Kur'an'da "takva" ile olan semantik bağını inceler; burada doğal bir olay karşısında duyulan korku, insanı Allah'ın azameti karşısında kendi acziyetini fark etmeye götüren bir ilk aşamadır. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin burada insanın hayatta kalma güdüsüyle ilişkili psikolojik bir tepkiyi ifade ettiğini, ancak bu tepkinin ilahi bir plan dahilinde yönetildiğini belirtir.

        Tama'an (Tama'an - طَمَعًا)

        İbn Fâris, (t-m-a) kökünün bir şeyi şiddetle arzulamak, ona ulaşmayı beklemek ve umut etmek anlamına geldiğini belirtir. Genellikle elde edilmesi beklenen bir hayra yönelik güçlü isteği ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, "tama'" kelimesinin bir nimetin gelmesine dair duyulan güçlü beklenti olduğunu, ayette ise şimşekle birlikte gelecek olan rahmetin (yağmurun) ve rızkın arzu edilmesini temsil ettiğini ifade eder. Toshihiko Izutsu, Kur'an'da "havf" (korku) ve "tama'" (ümit/arzu) kavramlarının bir arada zikredilmesinin, insanın yaratıcı karşısındaki duygusal dengesini (beyne'l-havfi ve'r-recâ) yansıtan semantik bir çift olduğunu analiz eder.

        Yünşiü (Yünşiü - يُنْشِئُ)

        İbn Fâris, (n-ş-e) kökünün yükselmek, bir şeyi başlatmak ve ortaya çıkarmak anlamına geldiğini belirtir. Bir şeyin sıfırdan inşa edilip yükseltilmesine "inşâ" denilmesini, onun varlık sahnesine çıkışındaki dinamizmle açıklar. Râgıb el-İsfahânî, bu kelimenin sadece yaratmak değil, yaratılan şeyi geliştirip olgunlaştırmak ve onu görünür kılmak anlamını da taşıdığını ifade eder. Ayette ağır bulutların oluşturulması eylemiyle birleşerek, atmosferik olayların arkasındaki "kurucu" iradeye dikkat çeker. Prof. Dr. Sadık Kılıç, "inşâ" kelimesinin rastlantısallığı dışlayan, planlı ve amaçlı bir var etme sürecini nitelediğini, bulutların bir araya getirilip yağmur yüklenmesinin bu ilahi mühendisliğin bir parçası olduğunu analiz eder.

        Es-Sehâbe (Es-Sehâbe - السَّحَابَ)

        İbn Fâris, (s-h-b) kökünün bir şeyi çekmek, sürüklemek ve peşinden götürmek anlamına geldiğini belirtir. Buluta bu ismin verilme nedeni, rüzgarın onu atmosferde bir yerden bir yere "sürüklemesi"dir. Râgıb el-İsfahânî, "sehâb" kelimesinin su yüklü olup rüzgarla sevk edilen bulutlar için teknik bir terim haline geldiğini ifade eder. Arthur Jeffery, kelimenin Arapça kökenli olduğunu ve "sürükleme" eylemiyle olan bağının çok güçlü olduğunu belirtir. Angelika Neuwirth, bulutların "sehâb" olarak nitelenmesinin, Kur'an'ın tabiat tasvirlerindeki hareketlilik ve dinamizm vurgusunu pekiştirdiğini, gökyüzünün durağan bir mekan değil, sürekli bir ilahi faaliyet alanı olarak sunulduğunu analiz eder.

        Es-Sikâl (Es-Sikâl - الثِّقَالَ)

        İbn Fâris, (s-k-l) kökünün ağırlık, hafifliğin zıddı ve bir şeyin yükünün fazla olması anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "sikâl" (çoğulu sakîl) kelimesinin ayette suyla, nemle ve yağmur yüküyle ağırlaşmış bulutları nitelediğini ifade eder. Bu ağırlığın, aslında bir bereket ve rızık potansiyeli taşıdığına dikkat çeker. Toshihiko Izutsu, bu nitelendirmenin "rahmet" (yağmur) ve "rızık" kavramlarıyla olan gizli bağına işaret eder. Bulutun "ağır" olması, içindeki hayat kaynağının yoğunluğunu ve yeryüzüne inmeye hazır olan ilahi inayeti simgeler. Prof. Dr. Hidayet Aydar, kelimenin fiziksel bir ağırlığa işaret etmesinin yanı sıra, taşıdığı mesajın ve işlevin büyüklüğünü (değerini) de ihsas ettirdiğini analiz eder.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X