Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Ra'd Sûresi, 8. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Ra'd Sûresi, 8. Ayet

    اَللّٰهُ يَعْلَمُ مَا تَحْمِلُ كُلُّ اُنْثٰى وَمَا تَغ۪يضُ الْاَرْحَامُ وَمَا تَزْدَادُۜ وَكُلُّ شَيْءٍ عِنْدَهُ بِمِقْدَارٍ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    (A)llâhu ya’lemu mâ tahmilu kullu unśâ vemâ teġîdu-l-erhâmu vemâ tezdâd(u)(s) vekullu şey-in ‘indehu bimikdâr(in)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      Allah her dişinin karnında neyi taşıdığını, rahimlerin neyi eksiltip neyi artıracağını bilir. O'nun katında her şey bir ölçüye bağlıdır.

      Ceninin Yaratılması

      Allah her dişinin karnında neyi taşıdığını bilir. Yani Allah her dişinin karnında erkek çocuk mu kız çocuk mu, sağlıklı mı yoksa özürlü çocuk mu taşıdığını bilir. Burada Cenab-ı Hak ilminden ve kudretinden haber vermekte, hiçbir şeyin kendisine gizli olmadığını ve hiçbir şeyin O'nu aciz bırakamayacağını söylemektedir. Bu bir iddiadan ibarettir, O'nun her şeyi bildiğini bize ispat edecek olan şey nedir? denilecek olursa, buna şöyle cevap verilir: Allah'ın idaresinin ve lütfunun o şeyle birlikte olması, ona ait bilginin Allah'ta olduğunu gösterir. Çünkü onun büyüyüp gelişmesi, kusurlardan salim ve düzgün olması, bütün organlarının düzgün bir şekilde gelişmesi, hiçbirinin diğerinden daha büyük olmaması, bazısının daha noksan bazısının daha tam olmaması, mesela iki gözünün de düzgün olarak görmesi, birinin diğerinden daha fazla olmaması, aksine her ikisinin de eşit şekilde gelişip büyümesi, aynı şekilde ellerinin, ayaklarının, kulaklarının ve diğer organlarının da böyle olması, bunun bir ilimle ve düzgün bir yönetimle gerçekleştiğine işaret eder.

      Rahimlerin neyi eksiltip neyi artıracağını bilir. Yani rahimlerin neyi azaltacağını ve neyi çoğaltacağını Allah bilir. Bütün müfessirler bunu şöyle yorumladı: Rahimlerin eksilteceği şeyden maksat, doğumun dokuz aydan ne kadar eksik olacağıdır. Rahimlerin artıracağı şeyden maksat da, dokuz ayı ne kadar geçeceğidir. Hasan-ı Basri şöyle diyordu: Rahimlerin eksiltmesi, altı ayda, yedi ayda yahut sekiz ayda doğum yapmasıdır, arttırması da dokuz ayı geçmesidir. Übey [b. Kab]'ın mushafında şöyledir: Allah her dişinin karnında neyi taşıdığını bilir ve ne doğuracağını bilir'. Fakat Allah rahimlerin neyi eksiltip neyi artıracağını bilir mealindeki cümle iki şekilde yorumlanır. Birincisi, rahimlerin eksilteceği şey, hamile olamamasıdır, yani o kısırdır. Eksiltmekten maksat, oradaki özelliğin yok olmasıdır. Cenab-ı Hak aynı kelimeyi şu ayette de kullanmaktadır: "Su çekildi". Yani çekilip gitti. Neyi artıracağını bilir mealindeki cümle de neye hamile olduğunu bilir demektir. Yahut rahimlerin eksilteceği şey, kadınların doğurması için belirlenen vakitten önce doğurması, arttıracağı şey de kadınların doğuracağı zamanın üzerine çıkmasıdır.

      Veyahut rahimlerin eksiltip artıracağı şeyden maksat, rahimdeki çocuk sayısının çok veya az olmasıdır, rahmin bir çocuğu veya birden çok çocuğu taşımasıdır. Veyahut da çocuğun kendisinin artıp eksilmesidir; çünkü çocuğun karnında bir hastalık arız olur, çocuk gelişir, fakat karnı eksik kalır, bunun gibi bazı organları gelişir, bazıları gelişmez. En doğrusunu Allah bilir.

      O'nun katında her şey bir ölçüye bağlıdır. Yani yaratılış sırasında her şey bir ölçüye bağlanmıştır, hiçbir şey rastgele bırakılmamıştır, Cenab-ı Hak onu takdir edip düzenlemiştir.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Allah (الله)

        İbn Fâris, bu ismin kökünü "e-l-h" olarak belirler ve bunun temelinde "kulluk edilen, yönelinen, kendisine sığınılan yüce varlık" anlamının yattığını ifade eder. Kelimenin aslındaki hayret ve sığınma duygusuna vurgu yaparak, mahlukatın O'nun zatı karşısında hayrete düşmesini ve ihtiyaç anında O'na yönelmesini semantik bir temel olarak sunar. Arthur Jeffery, kelimenin Arapça "el-İlah" formundan türediği yönündeki klasik görüşü hatırlatmakla birlikte, terimin arka planında Sami dillerindeki (özellikle Aramice "Alaha") tek tanrı inancına dair tarihsel ve filolojik bir süreklilik olduğunu savunur. Toshihiko Izutsu, bu ismi Kur'an'ın semantik sisteminin "odak kelimesi" olarak tanımlar. Bu ayet bağlamında Allah isminin kullanılmasını, evrendeki en gizli ve mikro düzeydeki oluşumların (rahimdeki süreçler) dahi tek bir mutlak öznenin bilgisi altında olduğunu pekiştiren ontolojik bir vurgu olarak analiz eder.

        Ye'lemu (يَعْلَمُ)

        İbn Fâris, kelimenin kökünün (a-l-m) "bir şeyi diğerinden ayıran iz ve alamet" anlamına geldiğini belirtir. Bilgiye "ilm" denmesinin sebebi, bilginin bir şeyi belirgin kılması ve zihinde ayırt edici bir işaret bırakmasıdır. Râgıb el-İsfahânî, "ilm" kavramının bir şeyin hakikatini olduğu gibi idrak etmek olduğunu ifade eder. Ayetteki geniş zaman kullanımıyla, Allah'ın bilgisinin sadece bir "oluş" bilgisi değil, rahimdeki her bir evrenin tüm detaylarını kuşatan, sürekli ve kesintisiz bir "ihata" olduğunu vurgular. Toshihiko Izutsu, Kur'an'daki "ilm" kavramını Tanrı'nın mutlak egemenliğinin bir aracı olarak görür; bu ayette ilmin "rahimler" ile ilişkilendirilmesiyle, insan bilgisinin yetersiz kaldığı en karanlık ve gizli noktalarda bile ilahi otoritenin geçerli olduğunu analiz eder.

        Tahmilu (تَحْمِلُ)

        İbn Fâris, (h-m-l) kökünün bir şeyi bir yerden bir yere taşımak, üzerine almak ve bir ağırlığı yüklenmek anlamına geldiğini belirtir. Gebelik durumuna "haml" denilmesini, kadının karnında canlı bir ağırlığı taşıması ve bu süreci üstlenmesiyle ilişkilendirir. Râgıb el-İsfahânî, bu kelimenin hem fiziksel taşımayı (gebelik) hem de manevi yükümlülükleri kapsadığını, ancak bu ayette biyolojik bir süreç olarak dişinin taşıdığı ceninin tüm potansiyel özelliklerini ve gelişim evrelerini temsil ettiğini ifade eder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin "küllü ünsâ" (her dişi) ifadesiyle birleşerek evrensel bir biyolojik yasaya ve bu yasanın her anını bilen tek bir iradeye dikkat çektiğini analiz eder.

        Ünsâ (أُنْثَىٰ)

        İbn Fâris, (e-n-s) kökünün yumuşaklık, esneklik ve nezaket ifade ettiğini, dişiye "ünsâ" denmesinin sebebinin "zikr" (eril) olanın sertliğine mukabil sahip olduğu yumuşak tabiat olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, bu kelimenin canlı türlerindeki dişilliği temsil ettiğini, ayette "küllü ünsâ" denilerek sadece insan türünün değil, tüm canlı alemindeki üreme ve taşıma sürecinin ilahi bilgi kapsamında olduğunun vurgulandığını analiz eder. Angelika Neuwirth, Kur'an'ın "ünsâ" kelimesini kullanırken biyolojik bir cinsiyet tanımından öte, yaratılışın devamlılığını sağlayan ve ilahi mucizenin (yaşamın başlangıcı) gerçekleştiği alanı (rahim) temsil eden bir figür olarak konumlandırdığını belirtir.

        Tagîdu (تَغِيضُ)

        İbn Fâris, (g-y-d) kökünün bir şeyin eksilmesi, suyun toprağa çekilerek kaybolması ve azalması anlamına geldiğini ifade eder. Kelimenin özünde bir "çekilme" ve "noksanlaşma" vardır. Râgıb el-İsfahânî, bu kelimenin ayette rahimlerdeki sıvıların azalması, vaktinden önce gerçekleşen düşükler veya gebelik süresinin kısalması gibi "eksiklik" ifade eden her türlü durumu kapsadığını belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin suyun çekilmesi metaforu üzerinden rahimdeki metabolik ve biyolojik değişimlere işaret ettiğini, ilahi bilginin bu "azalma" ve "daralma" anlarını bile tam bir hassasiyetle takip ettiğini analiz eder.

        El-Arhâmu (الْأَرْحَامُ)

        İbn Fâris, (r-h-m) kökünün incelik, merhamet ve acıma duygusu olduğunu, annenin çocuğunu taşıdığı organa "rahim" denmesinin de o organın çocuğu şefkatle sarması ve korumasıyla ilgili olduğunu ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, bu kelimenin hem biyolojik döl yatağını hem de bu yolla oluşan akrabalık bağlarını (sıla-i rahim) kapsadığını belirtir. Ayetteki çoğul kullanımın (arhâm), yeryüzündeki tüm dişi canlıların döl yataklarındaki sonsuz çeşitliliğe ve buralarda gerçekleşen gizli mucizelere işaret ettiğini vurgular. Toshihiko Izutsu, rahim kelimesinin köken olarak "Rahmân" ve "Rahîm" isimleriyle aynı semantik köke dayanmasını, yaşamın başlangıç yerinin ilahi merhametin en somut tecelli alanı olmasıyla açıklar.

        Tezdâdu (تَزْدَادُ)

        İbn Fâris, (z-y-d) kökünün bir şeyin aslı üzerine ekleme yapılması, artış ve fazlalık anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "izdiyâd" eyleminin rahimdeki ceninin büyümesi, gebelik süresinin uzaması veya sayıca artış (ikiz, üçüz) gibi durumları karşıladığını ifade eder. Ayette "tagîdu" (azalma) kelimesinin zıddı olarak kullanılmasıyla, rahimdeki her türlü hacimsel ve zamansal değişimin bir denge içinde olduğunu vurgular. Prof. Dr. Hidayet Aydar, bu kelimenin biyolojik süreçlerin dinamikliğini temsil ettiğini, yaşamın durağan olmadığını, sürekli bir artış ve azalış (gelişim) döngüsü içinde ilahi bilgiyle yönetildiğini analiz eder.

        Bi-mikdâr (بِمِقْدَارٍ)

        İbn Fâris, (k-d-r) kökünün bir şeyin son sınırını belirlemek, ölçmek ve bir şeyi bir şeye denk kılmak olduğunu ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, "mikdar" kelimesinin bir şeyin sahip olduğu ölçü, miktar ve değer anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki kullanımıyla, evrendeki hiçbir şeyin tesadüfe yer bırakmayacak şekilde, her bir zerrenin belirli bir ölçüye (fiziksel ve biyolojik yasalar) göre yaratıldığını vurgular. Toshihiko Izutsu, "kader" ve "mikdar" kavramlarının Kur'an'ın dünya görüşünde "kozmik düzen" (cosmic order) ile doğrudan ilişkili olduğunu, her şeyin Allah katında bir "matematiksel/hikmetli kesinlik" içinde bulunduğunu analiz eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu kelimenin evrendeki rastlantısallığı kesin olarak reddeden, her oluşun bir plana ve ölçüye dayalı olduğunu gösteren bilimsel ve teolojik bir ilkeyi temsil ettiğini belirtir.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X