فَاِنْ لَمْ تَجِدُوا ف۪يهَٓا اَحَداً فَلَا تَدْخُلُوهَا حَتّٰى يُؤْذَنَ لَكُمْۚ وَاِنْ ق۪يلَ لَكُمُ ارْجِعُوا فَارْجِعُوا هُوَ اَزْكٰى لَكُمْۜ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ عَل۪يمٌ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Nûr Sûresi, 28. Ayet
Daralt
X
-
“Eğer o evlerde bir kimse bulamazsanız -size izin verilmedikçe- oralara girmeyin. Size ‘Kabul edemiyoruz, dönün’ denirse hemen dönün; bu sizin için daha nezih bir davranıştır. Allah bütün yaptıklarınızı bilmektedir.”
Eğer o evlerde bir kimse bulamazsanız -size izin verilmedikçe- oralara girmeyin! Bu âyet gösteriyor ki evlere girmek için izin talebi sadece insanlar için değil, aksine hem insanlar için hem de evlerde bulunan mallar içindir. Çünkü Allah Teâlâ “Eğer o evlerde bir kimse bulamazsanız oralara girmeyin!” buyurmakta ve oraya içinde hiç kimse olmasa bile ev ve konak sahipleri müsaade etmedikçe girmelerine izin vermemekte ve girme yasağının hem can hem de mal emniyeti için olduğunun bilinmesini istemektedir. Çünkü insanlar ev ve konakları hem can hem de mal emniyeti için edinirler. İnsanlar evlerinde kendilerinin ve ailelerinin başkaları tarafından görülmelerini istemedikleri gibi mallarının ve eşyalarının da başkaları tarafından görülmesini hoş karşılamazlar. O yüzden sahibinin izni olmadan evlere girilmez. En doğrusunu Allah bilir.
Kabul edemiyoruz, dönün denirse hemen dönün... Bazı haberlerde “isti zân”, yani izin talebi üç defadır; kendisine izin verilmeyen kimse geri dönsün, denilmiştir. Bu üç talepten birincisi mahallenin duyması, İkincisi ev balılanın önlem almaları, üçüncüsü ise dilerlerse izin vermeleri ve dilerlerse geri çevirmeleri içindir. Denildi ki: Seni kapılarmdan geri çeviren bir topluluğun kapısına asla oturma! Çünkü insanların ihtiyaçları, işleri güçleri vardır. Allah mazeretleri kabul etmekte en yücedir. Bazı rivayetlerde de; Ey âdemoğlu! Hoşlanmadığın her bir şey senin için daha nezihtir.
Bu sizin için daha nezih bir davranıştır. Çünkü girmek için izin verilmediği takdirde oradan ayrılmayıp kapılarının önünde oturur beklerse bu hiç hoş olmadık birtakım mânalara gelir. Birincisi: Ev halkına karşı bir töhmet uyandırır. Güvenlik görevlisi ve benzeri kimselerin töhmet ehlinin kapılarında beklemesi vb. gibi durumlar insanlarca hoş görülmez. İkincisi: İnsanların evlerinin içinde ve dışında birtakım meşgaleleri ve ihtiyaçları olur. Kişi orada bekler ve kapılarına oturursa bundan dolayı içindekiler rahatsız olup sıkılırlar ve bu durum onların kalplerini meşgul eder. Onunla meşgul olmaları yüzünden belki de ihtiyaçları görülememiş olur. Bu sebeple dönmek, onun için kapıda oturup beklemekten daha nezih ve hayırlı bir davranış olur. En doğrusunu Allah bilir.
Hz. Peygamberden (s.a.) şöyle rivayet edilmiştir: “İzin isteme üç defadır. Eğer sana onlarda izin verilirse ne ûlâ, aksi takdirde dön!” Bazıları şöyle demişlerdir: Size 'Kabııl edemiyoruz, dönün’ denirse hemen dönün meâlindeki beyanın mânası şudur: Eğer bir cevap verilmez ve sükût edilirse size izin verilmemiştir ve size her ne kadar bunu dilleri ile söylemeseler de size “dönün” denilmiş olur.
Allah hütün yaptıklarınızı hilmektedir. Bu bir azap tehdididir (vaîd). Tıpkı şu İlâhî beyanda olduğu gibi: “Allah, gizlediğinizi de açığa vurduğunuzu da bilir”.
Sonra izin isteme nikâh tlüşmeyen mahrem yakınlar için de gereklidir. Her ne kadar mahrem olan kişi, yakının saçına, yüzüne bakması caiz ise de bunun dışında kalan diğer avret yerlerine bakması yasaktır. O yüzden eğer izinsiz içeri giriverirse kadının avret yerinin açık olması endişesiyle izin istemesi gerekir. Rivayete göre bir adam Hz. Peygamber’e {s.a.) sordu: “Ben anneme hizmet ediyorum, yatağını seriyorum. Ben onun yanına girerken İzin alıyor muyum?” Buyurdu ki “Evet!” Adam üç kez sordu ve Hz. Peygamber (s.a.) ona “Onu çıplak olarak görmen hoşuna gider mi?” dedi. Adam “Hayır!” deyince Hz. Peygamber “öyle ise yanına girerken izin iste!” buyurdu. Aynı şekilde Huzeyfe’den gelen bir rivayette bİr adam “Kız kardeşimin yanına girerken izin istiyor muyum?” dedi. Buyurdu ki: “Eğer izin almazsan seni üzecek şeyler görebilirsin”. Aynı şekilde İbn Mesûd ve İbn Abbâs’tan da birinde anne diğerinde kız kardeş hakkmda benzer rivayetler bulunmaktadır. Ancak bunların yanına girerken izin İsteme emri, yabancıların yanına girerken izin isteme emrine nispetle daha yumuşaktır ve onun kadar katı değildir. Zira kişinin, mahreminin saçlarına ve yüzüne bakması kendisi için serbest kılınmış bulunmaktadır. En doğrusunu Allah bilir.
Yorumu Yorumla
-
Tecidû (تَجِدُوا)
Kelimenin kökü vav-cim-dal (و ج د) harfleridir. Bir şeyi bulmak, karşılaşmak, idrak etmek ve var olmak anlamlarına gelir.
İbn Fâris, Mekâyisü'l-Luğa eserinde bu kökün "yitik olan bir şeye ulaşmak veya bir şeyi duyularla idrak etmek" olduğunu belirtir.
Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât sözlüğünde "vücûd" (bulma) eyleminin duyularla, akılla veya psikolojik bir durumla gerçekleşebileceğini ifade eder. Ayetteki "orada kimseyi bulamazsanız" (lem tecidû) formu, fiziksel bir yokluktan ziyade, içeri girmeye hukuken veya ahlaken "izin verecek yetkili bir muhatap bulamama" durumunu tahlil eder.
Prof. Dr. Hidayet Aydar, bu kelimenin kullanımını sosyal ilişkiler bağlamında inceler. Eve gidildiğinde içeride birilerinin olmaması veya kapıyı açacak ehliyete sahip (yetişkin) kimsenin bulunmaması, "bulamama" (adem-i vücûd) eyleminin mahremiyet ihlaline karşı konulmuş hukuki gerekçesidir.
Ehaden (أَحَدًا)
Kelimenin kökü hemze-ha-dal (أ ح د) veya vav-ha-dal (و ح د) harfleridir. Teklik, birlik, hiç kimse ve herhangi biri anlamlarına gelir.
İbn Fâris, Mekâyisü'l-Luğa eserinde bu kökün "bir şeyin benzersizliği ve tek başına kalması" fikrine dayandığını belirtir.
Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât sözlüğünde "ehad" kelimesinin olumsuz cümlelerde (nefy) kullanıldığında "hiçbir kimse" anlamına gelerek mutlak bir genelleme (istiğrak) yaptığını açıklar. "Ehaden" (hiç kimseyi) kelimesinin belirsiz (nekra) formda gelmesi, içerideki muhatapsızlığın mutlaklığını vurgular; yani çocuk, hizmetçi veya tesadüfen orada bulunan herhangi birinin o mekanı temsile yetkili olmadığını etimolojik olarak sabitler.
Arthur Jeffery, The Foreign Vocabulary of the Qur'an eserinde bu kelimenin İbranice "ehad" ve Aramice "had" kökleriyle olan ortak Sami mirasını inceler. Kelimenin diğer Sami dillerindeki sayma ve teklik vurgusu, Kur'an'da mutlak yokluk veya izin yetkisine sahip tek bir ferdin bile bulunmayışı bağlamında hukuki bir kesinlik kazanmıştır.
Yu'zene (يُؤْذَنَ)
Kelimenin kökü hemze-zel-nun (أ ذ ن) harfleridir. İşitmek, kulak vermek, bilmek, bildirmek ve bir şeye müsaade etmek (izin vermek) anlamlarına gelir.
İbn Fâris, Mekâyisü'l-Luğa eserinde bu kökün bedendeki "kulak" (uzun) organından türediğini belirtir. Bir şeye izin verilmesi, karşı tarafın o izni kulağıyla işitip bilmesi yoluyla gerçekleştiği için bu kök "müsaade" manasını kazanmıştır.
Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât sözlüğünde izni "bir şeyin yapılmasına veya terkedilmesine yönelik irade beyanı ve ruhsat" olarak tanımlar. "Yu'zene lekum" (size izin verilinceye kadar) edilgen (meçhul) fiili, iznin kapıdaki kişinin kendi inisiyatifiyle veya zorlamasıyla değil, bizzat içerideki otorite (ev sahibi) tarafından verilmesi gereken devredilemez bir hak olduğunu gösterir.
Toshihiko Izutsu, Kur'an'da Dini ve Ahlaki Kavramlar eserinde izin kavramını, kapalı ve mahrem bir mekanın (beyt) yabancılara karşı hukuki olarak "açık ve erişilebilir" (accessible) hale gelmesini sağlayan yegane meşruiyet aracı olarak tahlil eder. İzin (izn), özel alanı kamusal ziyarete açan sözlü bir sözleşmedir.
Prof. Dr. Sadık Kılıç, izin kavramını İslam toplumunun mülkiyet ve mahremiyet etiği üzerinden okur. İzin müessesesi, bireyin kendi mekanı üzerindeki egemenlik hakkının ilahi yasayla güvence altına alınmasıdır.
İrci'û (ارْجِعُوا)
Kelimenin kökü ra-cim-ayn (ر ج ع) harfleridir. Geri dönmek, bir şeyi eski haline getirmek, vazgeçmek ve ayrıldığı yere tekrar yönelmek anlamlarına gelir.
İbn Fâris, Mekâyisü'l-Luğa eserinde kökün temel manasının "bir şeyin ilk haline veya önceki konumuna avdet etmesi" olduğunu belirtir.
Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât sözlüğünde rücu eyleminin hem fiziksel bir mekandan dönüşü hem de bir fikirden veya niyetten vazgeçişi ifade ettiğini söyler. Kapıdan çevrilen kişiye "irci'û" (dönün) denilmesi, sadece bedensel olarak oradan uzaklaşmasını değil, o eve girme "niyetinden" de vazgeçmesini (zihinsel rücu) emreder.
Dücane Cündioğlu, bu kelimenin sosyolojik ve psikolojik sarsıntısını analiz eder. Geleneksel Arap kültüründe birinin kapıdan çevrilmesi (geri döndürülmesi) büyük bir hakaret ve onur kırıcılık olarak görülürken; Kur'an, "irci'û" emrini kurumsallaştırarak bu eylemi bir hakaret olmaktan çıkarmış, bireyin dokunulmazlığına saygının medeni bir gereği haline getirmiştir.
Angelika Neuwirth, kelimeyi yapısal bir sınır çekme eylemi olarak okur. "Geri dönün" emri, kamusal alan ile özel alan arasındaki görünmez duvarın, retoriğin keskin gücüyle inşa edilmesidir. Ev sahibinin "dönün" deme hakkı, o duvarın aşılmazlığının ilanıdır.
Ezkâ (أَزْكَىٰ)
Kelimenin kökü ze-kef-vav (ز ك و) veya ze-kef-ye (ز ك ي) harfleridir. Etimolojik olarak artmak, çoğalmak, bereketlenmek, temizlenmek ve her türlü kirden arınmak anlamlarına gelir.
İbn Fâris, Mekâyisü'l-Luğa eserinde bu kökün "büyüme ve saflık" manalarını taşıdığını belirtir.
Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât sözlüğünde bu ism-i tafdil (en üstünlük) kalıbının, insanın kalbindeki kin, alınganlık ve kötü zandan arınma derecesini ifade ettiğini söyler. Kapıdan çevrilmeyi kişisel bir mesele yapmadan geri dönmek, kişinin nefsi için "ezkâ"dır (en temizleyici olandır); çünkü bu tavır, kibri kırar ve iç dünyayı arındırır.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, kelimenin ahlaki boyutuna değinerek, geri dönme eyleminin kişiyi zorla içeri girmenin getireceği şaibeden, ev sahibinin mahremiyetini ihlal etme günahından ve sonrasında yaşanacak olası toplumsal krizlerden koruyan "en nezih/en temiz" (ezkâ) yol olduğunu aktarır.
Christoph Luxenberg (Pseudonym), Syro-Aramice leksikografisi bağlamında kelimeyi incelerken, z-k-y kökünün sadece fiziksel veya ahlaki temizlik değil, "hukuken haklı çıkma, aklanma ve masum kalma" (justification) anlamı taşıdığını ileri sürer. Kapıdan sitem etmeden dönen kişi, başkasının alanını ihlal etmediği için hukuken ve ontolojik olarak "aklanmış/temiz" (ezkâ) kalır.
Ta'melûne (تَعْمَلُونَ)
Kelimenin kökü ayn-mim-lam (ع م ل) harfleridir. Bilinçli olarak bir iş yapmak, tasarlayarak eyleme geçmek, çalışmak ve iradi fiil üretmek anlamlarına gelir.
İbn Fâris, Mekâyisü'l-Luğa eserinde bu kökün, sıradan ve bilinçsiz hareketlerden ziyade, "bir irade ve maksat taşıyan eylemleri" ifade ettiğini belirtir.
Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât sözlüğünde "amel" eyleminin sadece akıl sahibi varlıkların şuurlu tercihleri için kullanıldığını tahlil eder. Birinin kapısına gidip ısrar etmek, içeriyi gözetlemek veya reddedildiğinde içinden kötü düşünceler geçirerek geri dönmek, rastgele yapılan hareketler değil, ahlaki karşılığı olan bilinçli birer "amel"dir.
Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin ilahi sorumluluk boyutuna odaklanır. İnsanın kapıdaki tavrı (dönmesi veya saygısızca beklemesi), ilahi mahkemede karşısına çıkacak hukuki bir "amel" olarak kayıt altına alınır.
Alîmun (عَلِيمٌ)
Kelimenin kökü ayn-lam-mim (ع ل م) harfleridir. Bir şeyin özünü kavramak, mutlak ve kesin bilgiye sahip olmak, eşyanın hakikatini şüpheye yer bırakmayacak şekilde bilmek anlamlarına gelir.
İbn Fâris, Mekâyisü'l-Luğa eserinde kök anlamının "bir nesneyi veya durumu diğerlerinden kesin hatlarla ayıran iz" olduğunu belirtir.
Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât sözlüğünde "Alîm" sıfatının, dışarıdan görünen fiziksel eylemlerin yanı sıra, o eylemlerin arkasındaki gizli niyetleri de mutlak manada ihata ettiğini söyler.
Prof. Dr. Hidayet Aydar, ayetin "Alîm" ismiyle bitmesinin ahlaki ve psikolojik bir denetim (murakabe) mekanizması kurduğunu analiz eder. Kişi kapıdan çevrildiğinde bedenen geri dönse bile, kalbinden ev sahibine karşı bir öfke, alınganlık veya kırgınlık geçirebilir. Allah'ın "Alîm" olması, kapıdan dönen kişinin iç dünyasındaki bu sessiz tepkileri, niyetleri ve samimiyet derecesini (amellerini) eksiksiz olarak "bildiğini" ilan eden, hem uyarıcı hem de arındırıcı bir mühürdür.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla