Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Nâziât Sûresi, 14. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Nâziât Sûresi, 14. Ayet

    فَاِذَا هُمْ بِالسَّاهِرَةِۜ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Fe-iżâ hum bi-ssâhira(ti)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Bir de bakarsın kendilerini mahşerde bulmuşlar!"

      "Sâhire" kelimesi arzın yüzü demektir. Bu kelime ile o günde kapanmayan, uyku nedir bilmeyen aksine hor ve hakir biçimde çağrıcıya (dâî) odaklanan gözlerin kastedilmiş olması da mümkündür.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Sâhire (السَّاهِرَةِ)

        İbn Fâris, s-h-r kök harflerinden oluşan bu kelimenin temel semantik yapısının iki ana eksene dayandığını belirtir: Bunlardan ilki, uykunun zıttı olan uyanıklık ve gecenin bir vaktinde uyumama halidir; ikincisi ise yerin/toprağın yüzeyi ve rengidir. Gümüş gibi beyaz ve parlak toprağa da bu kökten hareketle "sâhire" dendiğini ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin "seher" (gece uyanıklığı) ile olan etimolojik bağını ön plana çıkarır; bu yerin mahşer meydanı olduğunu ve o günün dehşetinden dolayı insanların uykusuz ve bitkin kalacaklarını, bu sebeple oraya "Sâhire" dendiğini açıklar. Ayrıca bu ismin, üzerinde hiç bitki bulunmayan, dümdüz ve uçsuz bucaksız çöl düzlükleri için de kullanıldığını ekler. Celaleddin el-Suyuti, kıyamet günü yeryüzünün mahiyetinin değişeceğini ve insanların o beyaz, gümüş gibi parlayan, üzerinde kimsenin günah işlemediği tertemiz bir düzlükte toplanacağını rivayet ederek bu kelimeyi "hesap meydanı" olarak detaylandırır. Arthur Jeffery, kelimenin Arapça kökenli görünmesine rağmen, İbranice "sahar" (parlamak) veya Süryanice "shahr" (uyanıklık, gece ibadeti) kavramlarıyla olan semantik benzerliğine dikkat çeker ve Kur'an'daki kullanımın eskatolojik bir terminoloji olarak "dirilişten sonraki uyanış mahalli" anlamını pekiştirdiğini analiz eder. Christoph Luxenberg, kelimenin kökenini Süryani-Arami dilindeki "sh-h-r" (uyanmak, uykudan kalkmak) köküne bağlar ve bunun isim formu olan "shahrâ" kelimesinin "uyanıklık/uyanış" anlamına geldiğini ileri sürerek; ayetin "bir de bakmışsın ki onlar uyanmış durumdalar/dirilmiş haldeler" şeklinde, mekandan ziyade bir oluş halini nitelediğini savunur. Toshihiko Izutsu, kelimenin bedevi Arap kültüründeki "parlayan çöl yüzeyi" anlamından Kur'an'ın etik-dini sisteminde "mutlak hesaplaşmanın gerçekleşeceği kozmik düzlem"e geçişini, semantik bir dönüşüm örneği olarak inceler. Angelika Neuwirth, bu tabiri Mekki surelerdeki yemin sahnelerinin ve eskatolojik betimlemelerin bir parçası olarak ele alır; "Sâhire"nin, ufkun bitmediği o metafiziksel boşluğu, her şeyin ayan beyan ortaya çıktığı o "aydınlık düzlüğü" simgeleyen şiirsel bir imge olduğunu belirtir. Gabriel Said Reynolds, kelimenin Süryanice "shahrâ" (vigil, watch) kelimesiyle olan paralelliğine işaret ederek, bunun kıyamet sabahındaki o büyük uyanışı ve bekleyişi ifade eden bir teknik terim olabileceğini ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin lügat anlamındaki "beyazlık" ve "düzlük" vurgusunun, o gün arzın dağlarından ve engebelerinden arındırılarak herkesin birbirini görebileceği şekilde dümdüz bir satıh haline geleceğini nitelediğini ve bu durumun insan üzerindeki psikolojik baskısını temsil ettiğini belirtir. Prof. Dr. Sadık Kılıç, sâhire kelimesinin semantik derinliğinde bir "tezahür" (belirme) anlamı olduğunu, insanın mezar derinliklerinden çıkıp varlığın en çıplak ve gizlenemez yüzeyine (sâhire) intikalini simgelediğini analiz eder. Prof. Dr. Hidayet Aydar, kelimenin etimolojik olarak "uykusuzluk" ile olan bağının tesadüfi olmadığını, bunun diriliş anındaki o büyük sarsıntıyla birlikte ruhların ebedi uyanışını ve bir daha asla uyumayacakları (ölmeyecekleri) o sonsuz hayatın başlangıcını simgelediğini söyler.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X