Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Nâziât Sûresi, 44. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Nâziât Sûresi, 44. Ayet

    اِلٰى رَبِّكَ مُنْتَهٰيهَاۜ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    İlâ rabbike muntehâhâ

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Onun hakkındaki nihaî bilgi Rabb'ine aittir."

      Yani onun bilgisi (ve açıklanması) ancak Allah'a varır dayanır ve bu cevap onların bir daha böyle bir soru sormalarını yasaklar.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Rabbike (رَبِّكَ)

        İbn Fâris, r-b-b kök harflerinin temel semantik anlamının bir şeyi ıslah etmek, ona sahip çıkmak, onu kemale erdirmek ve üzerinde tam bir tasarruf hakkına sahip olmak olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "Rab" kelimesinin her varlığı kendi fıtratına uygun bir gelişim süreciyle noksanlıklardan arındıran mutlak mürebbî anlamına geldiğini; buradaki kullanımda kelimenin peygambere izafe edilerek (senin Rabbin) o sonsuz ilmin ve otoritenin bizzat vahyin sahibine ait olduğunun tescillendiğini vurgular. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın semantik dünyasında "Rab" kavramının mutlak sahiplik ve yaratıcılık ifade ettiğini, kıyametin kopuş vaktinin bilgisinin de bu mutlak sahiplik alanı içinde kalarak beşeri idraklere tamamen kapatıldığını analiz eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin kökenindeki "yöneten ve malik olan" anlamının, müşriklerin inatçı sorularına karşı peygamberin sorumluluğunu üzerinden alan ve o büyük hadisenin bilgisini yegane otorite olan Allah'a havale eden teolojik bir sınır belirlediğini ifade eder. Prof. Dr. Hidayet Aydar, kelimenin etimolojik olarak mülkiyet ve terbiye kavramlarını barındırdığını, kıyamet bilgisinin nihai merciinin sadece her şeyin dizginini elinde tutan yegâne kudret olabileceğini söyler.

        Muntehâhâ (مُنتَهَاهَا)

        İbn Fâris, n-h-y kök harflerinin temel semantik anlamının bir şeyin sonuna ulaşmak, bitmek, bir sınırı belirlemek ve nihayete ermek olduğunu belirtir. Bir hedefin veya yolculuğun vardığı o son durak noktasına bu kökten hareketle isim verildiğini ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, "müntehâ" kelimesinin bir şeyin ötesine geçilemeyen en uç sınırı ve varış noktası (intihâ) olduğunu vurgular; buradaki bağlamın kıyametin vaktine dair bilginin sınırını nitelediğini ve bu bilginin sadece Allah'a ait olup O'nda son bulduğunu açıklar. Celaleddin el-Suyuti, klasik tefsir birikimine dayanarak bu kelimenin kıyamet bilgisinin nihai dönüş yeri olduğunu, aklın ve tahminlerin bu sınırda tükenerek yerini mutlak ilahi bilgiye bıraktığını aktarır. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın epistemolojik sisteminde "müntehâ" kavramının insanın bilme kapasitesinin (idrak) bittiği ve gaybın başladığı o aşılmaz ontolojik duvarı simgelediğini analiz eder. Angelika Neuwirth, Mekki surelerin tartışma (cedel) sahnelerinde bu kelimenin kullanılışının, muhatapların ısrarlı sorularını kesin ve sarsılmaz bir dille kesip atan, konuyu mutlak otoritenin kararına bağlayan retorik bir "kapanış mührü" işlevi gördüğünü belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin kökenindeki "sona erme" vurgusunun, kıyametin zamanına dair her türlü spekülasyonun, araştırmanın ve beklentinin Allah'ın ilminde son bulduğunu, oradan öteye hiçbir peygamberin veya meleğin geçemeyeceğini nitelediğini ifade eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, "müntehâ" nitelemesinin varoluşsal bir "zirve" olduğunu, hakikatin kaynağına doğru yapılan zihinsel yürüyüşün ilahi zat karşısında durmak zorunda kaldığı o sessizlik makamını simgelediğini analiz eder. Prof. Dr. Hidayet Aydar, müntehâhâ kelimesinin etimolojik olarak bir "nihai varış" imgesi barındırdığını, bunun da kıyamete dair bilginin sadece yaratıcının inhisarında (tekelinde) kilitlendiğini gösterdiğini söyler.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X