وَاٰثَرَ الْحَيٰوةَ الدُّنْيَاۙ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Nâziât Sûresi, 38. Ayet
Daralt
X
-
37-38. "Azan ve dünya hayatını âhirete tercih eden kişi;"
39. "Cehennem işte onun için tek barınaktır."
Azan. Yani isyan edip haddi aşan yahut Allahın nimetleri karşısında taşkınlık yapan ve onları günah yolunda kullanan ya da Allah'ın belirlemiş olduğu sınırları aşan kimse.
Dünya hayatını âhirete tercih eden. Tercihinin, iyilikleriyle dünya hayatını arzulaması ve sonunda bunun ona âhireti unutturması şeklinde olabilir. Kişi iyiliklerine karşılık dünya hayatını istediğinde âhirette kendisi için bir pay kalmaz. Çünkü amelinin karşılığı kendisine eksiksiz verilmiş olur. Allah Teâlânın şu kavl-i celîlini görmez misin?: "Kim dünya hayatı ve onun ziynetini istiyorsa, orada onlara işlerinin karşılığını eksiksiz veririz; orada onlar hiçbir zarara uğratılmazlar".
Cehennem işte onun için tek barınaktır. Yani yegâne sığınak yeridir.
Yorumu Yorumla
-
Âsera (آثَرَ)
İbn Fâris, e-s-r kök harflerinden oluşan bu kelimenin temel semantik anlamının bir şeyin peşinden gitmek, bir izi takip etmek ve bir şeyi diğerine tercih etmek (îsâr) olduğunu belirtir. Bu kökün aynı zamanda bir haberi nakletmek (eser) anlamıyla da bağı olduğunu, tercihin de aslında zihindeki bir "iz" üzerine bina edildiğini ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, "îsâr" kavramının bir şeyi kendi nefsi üzerine veya başka bir şeye tercih etmek, onu öncelikli kılmak anlamına geldiğini vurgular. Ayetteki kullanımın, insanın iradesini bilinçli bir şekilde geçici olana yöneltmesini ve kalıcı olanı (ahireti) geri plana itmesini temsil ettiğini açıklar. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın etik yapısında "âsera" fiilinin bir "değer tercihi" (value choice) olduğunu, kişinin kendi varoluşsal rotasını hangi yöne çevirdiğinin en net göstergesi olduğunu analiz eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin kökenindeki "izini sürme" ve "önceleme" vurgusunun, dünya hayatını sadece yaşamak değil, onu biricik gaye edinip tüm enerjisini oraya sarf etmeyi nitelediğini belirtir. Prof. Dr. Sadık Kılıç, "âsera" fiilinin bir "öncelik krizi" olduğunu, insanın ontolojik bir yanılsamayla gölgeyi (dünya) asıl olana (ahiret) tercih etme halini simgelediğini ifade eder.
El-Hayât (الْحَيَاةَ)
İbn Fâris, h-y-y kök harflerinin temel semantik anlamının hareket, büyüme ve ölümün zıttı olan canlılık olduğunu belirtir. Canlı kalmayı sağlayan suya (hayâ) ve utanma duygusuna (hayâ) da ruhun canlılığını temsil ettiği için bu kökten isim verildiğini ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, "hayât" kavramının Kur'an'da biyolojik canlılıktan ziyade, insanın dünya üzerindeki varoluş süresini ve bu süre içindeki duyuş/düşünüş potansiyelini temsil ettiğini vurgular. Toshihiko Izutsu, "el-hayât" kelimesinin burada "ed-dünyâ" ile birleşerek belirli bir ontolojik alanı, yani zaman ve mekanla sınırlı olan "beşeri hayatı" nitelediğini analiz eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin kökenindeki "hareket" vurgusunun, dünya hayatının durağan olmadığını, sürekli bir akış ve değişim içinde olduğunu ve bu akışın insanı oyalama potansiyelini simgelediğini belirtir. Prof. Dr. Hidayet Aydar, "hayat" kelimesinin etimolojik olarak eylemdeki dinamizmi barındırdığını, insanın dünya üzerindeki tüm çabasının bu canlılık süreciyle sınırlı olduğunu söyler.
Ed-Dünyâ (الدُّنْيَا)
İbn Fâris, d-n-v kök harflerinin temel semantik anlamının yakınlık (dünüv) ve alçaklık olduğunu belirtir. Bir şeye yaklaşmak veya bir şeyin seviyesinin düşmesi durumları için bu kökün kullanıldığını ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, "dünyâ" kelimesinin "adnâ" (en yakın veya en aşağı) kelimesinin müennes formu olduğunu; ahirete kıyasla hem zaman bakımından "daha yakın" hem de mertebe bakımından "daha aşağı/geçici" olduğu için bu ismi aldığını vurgular. Arthur Jeffery, kelimesinin etimolojik kökeninde Süryanice "dunyâ" kavramıyla olan semantik paralelliklere dikkat çeker ve Kur'an'ın bu terimi "şu anki varoluş alanı" anlamında teknik bir terim olarak yerleştirdiğini analiz eder. Christoph Luxenberg, kelimenin Süryani-Arami dilindeki "d-n-y" (alçalmak, yakın olmak) köküyle ilişkili olduğunu ve bunun bir "basitlik" veya "yetersiz olmama" duygusunu da beraberinde getirdiğini ileri sürer. Angelika Neuwirth, "ed-dünyâ" nitelemesinin Mekke dönemi hitabetinde genellikle "el-âhire"nin karşıt kutbu olarak kurgulandığını, bu kavramın insanın hırs ve arzularının mekansal karşılığı olduğunu belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin kökenindeki "yakınlık" vurgusunun, dünyanın insanın duyularına hitap eden "el altındaki" peşin bir meta olduğunu, insanın bu "yakınlığa" aldanarak "uzaktaki" (ebedi) olanı ihmal ettiğini nitelediğini ifade eder. Prof. Dr. Hidayet Aydar, dünyâ kelimesinin etimolojik olarak bir "sınırlılık" ve "eksiklik" barındırdığını, bunun da ahiretin kemali karşısındaki noksanlığı simgelediğini söyler.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla