Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Nâziât Sûresi, 26. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Nâziât Sûresi, 26. Ayet

    اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَعِبْرَةً لِمَنْ يَخْشٰىۜ۟​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    İnne fî żâlike le’ibraten limen yaḣşâ

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Elbette bunda Allah'a itaatsizlikten korkanların alacağı büyük bir ders vardır!"

      Bütün bunlarda alınacak bir ibret vardır. Hal böyle iken ondan ders alacak olanlar, yaptıklarının akıbetinden endişe duyanlar ve Allah Teálá'nın yapıp ettiklerine karşılık olarak kendilerini azaba çarptıracağından korkanlardır.​​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        İbreten (عِبْرَةً)

        İbn Fâris, ayn-b-r kök harflerinden oluşan bu kelimenin temel semantik anlamının bir şeyden diğerine geçmek, aşmak ve bir sınırı aşarak öbür tarafa varmak olduğunu belirtir. Suyun bir yakasından diğerine geçmek için kullanılan "ubur" ve gözyaşının akması anlamındaki "abra" kavramlarının da bu kökten geldiğini ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, "ibret" kavramının görünen ve bilinen bir durumdan, görünmeyen ve henüz idrak edilmemiş bir sonuca veya bilgiye zihinsel bir geçiş yapmak olduğunu vurgular. Ayetteki kullanımın, Firavun’un başına gelenlerin sadece tarihsel bir olay olmadığını, bu olay üzerinden ilahi adalete ve hakikate dair evrensel bir sonuca ulaşılması gerektiğini temsil ettiğini açıklar. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın semantik dünyasında "ibret"in bir "gösterge okuma" eylemi olduğunu, kişinin dış dünyadaki bir hadiseyi (âyet) kendi iç dünyasında bir uyarıcıya dönüştürmesi sürecini simgelediğini analiz eder. Angelika Neuwirth, Mekki surelerin hitabet dilinde bu kelimenin, geçmişin anlatısından (kıssa) bugünün ahlaki ve teolojik dersine köprü kuran teknik bir terim olduğunu belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin kökenindeki "geçiş" vurgusunun, Firavun'un akıbetini gören bir zihnin, bu olaydan hareketle kendi hayatına çeki düzen verecek bir "uyarı" aşamasına intikal etmesini nitelediğini ifade eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, "ibret" nitelemesinin ontolojik bir uyanış olduğunu, tarihin tozlu sayfalarındaki bir vakıanın insan bilincinde nasıl canlı bir hidayet rehberine dönüştüğünü simgelediğini söyler.

        Yahşâ (يَخْشَىٰ)

        İbn Fâris, h-ş-y harflerinden oluşan bu kökün temel anlamının korku, çekinme ve bir varlığın heybeti karşısında sarsılmak olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "haşyet" kavramının, sıradan bir korku olan "havf"tan farklı olarak, korkulan varlığın büyüklüğünü ve yüceliğini bilmekten kaynaklanan "saygı dolu bir çekinme" olduğunu ifade eder; dolayısıyla buradaki "yahşâ" fiilinin, ilahi azameti derinden hissedebilen ve bu bilgiyle kalbi ürperen kişileri nitelediğini vurgular. Celaleddin el-Suyuti, ayetteki bu nitelemenin, Firavun kıssasından sadece Allah'ın kudretini ve azabını idrak edebilecek kalbi hassasiyete sahip olanların ders çıkarabileceğine işaret ettiğini aktarır. Toshihiko Izutsu, "haşyet"in Kur'an'ın etik yapısında insanın kendi sınırlılığını ilahi mutlaklık karşısında hissettiği o derin psikolojik anı nitelediğini, bunun sadece cezadan korkmak değil, ilahi heybeti derinden idrak etmek olduğunu analiz eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin geniş zaman kipiyle gelmesinin, bu saygı dolu korkunun ve sakınma halinin bir karakter özelliği olarak süreklilik arz etmesi gerektiğini simgelediğini belirtir. Prof. Dr. Hidayet Aydar, yahşâ kelimesinin etimolojik olarak bir "arınma" ve "boyun eğme" süreciyle ilintili olduğunu, bu duyguya sahip olmayanların en büyük mucizeleri görseler bile ibret alamayacaklarını söyler.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X