Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Nâziât Sûresi, 24. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Nâziât Sûresi, 24. Ayet

    فَقَالَ اَنَا۬ رَبُّكُمُ الْاَعْلٰىۘ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Fekâle enâ rabbukumu-l-a’lâ

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      23. "Derhal adamlarını toplayıp seslendi:"

      24. "Ben sizin en yüce Rabb'inizim!' dedi."

      Lânetli Firavun aslında kendisinin göğün ve yerin Rabb'i olmadığını gayet iyi biliyordu. Fakat o, kavmi için birtakım putlar edinmişti ve halkına kendisine yaklaştırmaları için onlara tapmalarını emretmekteydi. Ancak kendi seçkinleri söz konusu olduğunda onların kendisine tapınmalarına izin veriyor ve onlar içinden özel kimselere kendisine tapınmalarını emrediyordu. O yüzden de kendisini en yüce Rab olarak isimlendiriyordu.​​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Kâle (قَالَ)

        İbn Fâris, k-v-l harflerinden oluşan bu kökün temel anlamının bir sesin ortaya çıkması ve belli bir manayı taşıyan ifadenin yerinden oynayıp dışarıya yansıması olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "kavl" kavramının hem zihinde tasarlanan mananın hem de dildeki lafzın adı olduğunu, buradaki kullanımın ise Firavun’un iç dünyasındaki o devasa kibrin ve sahte uluhiyet bilincinin nihayet bir "iddia" olarak ses bulmasını temsil ettiğini ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu fiilin sıradan bir söylem değil, Firavun'un topladığı kitleler huzurunda kendi statüsünü mühürlemek için başvurduğu siyasi ve teolojik bir "deklarasyon" olduğunu, muhatapları üzerinde mutlak bir baskı ve otorite kurma amacı taşıdığını belirtir.

        Rabb (رَبّ)

        İbn Fâris, r-b-b kök harflerinin temel semantik anlamının bir şeyi ıslah etmek, ona sahip çıkmak, onu noksanlıklarından arındırarak yönetmek ve üzerinde tam bir tasarruf hakkına sahip olmak olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "Rab" kelimesinin her varlığı kendi fıtratına uygun bir gelişim süreciyle kemale erdiren mutlak mürebbî anlamına geldiğini ifade eder; buradaki bağlamda Firavun’un bu kelimeyi kendine izafe etmesinin, halkının rızkını veren, onları yöneten ve varlıklarının devamını sağlayan yegane güç olduğu yönündeki o sahte ve saptırılmış iddiasını nitelediğini vurgular. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın semantik dünyasında "Rab" kavramının kul ile yaratıcı arasındaki ontolojik bağı temsil ettiğini, Firavun'un bu kelimeyi kullanarak kendisini bu dikey hiyerarşinin en tepesine yerleştirmeye çalıştığını analiz eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin kökenindeki "yöneten ve malik olan" anlamının, Firavun'un Mısır üzerindeki siyasi hegemonyasını teolojik bir zemine taşıyarak mutlaklaştırma çabasını simgelediğini ifade eder. Prof. Dr. Hidayet Aydar, "Rab" kelimesinin etimolojik olarak otorite ve mülkiyet kavramlarını barındırdığını, Firavun'un bu ifadeyle kendisini sadece bir kral değil, halkının varoluşsal kaynağı ve tek hâkimi olarak takdim ettiğini söyler.

        El-A’lâ (الْأَعْلَى)

        İbn Fâris, ayn-l-v kök harflerinin temel semantik anlamının yükseklik, üstünlük, bir şeyin diğerinin üzerinde olması ve mekan veya rütbece yücelik olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "a'lâ" kelimesinin "ism-i tafdil" (en üstün) formunda olduğunu ve benzerleri arasında hiçbir ortağı olmayacak şekilde en yüksek makamı temsil ettiğini ifade eder; Firavun'un bu nitelemeyi kullanmasının, sadece bir yönetici değil, erişilemez ve tartışılamaz bir güç odağı olduğu iddiasını yansıttığını vurgular. Celaleddin el-Suyuti, klasik tefsir birikimine uygun olarak bu ifadenin Firavun'un "sizin için benden başka bir ilah tanımıyorum" sözünün bir devamı olduğunu ve kendisini o dönemde bilinen tüm sahte tanrıların ve güçlerin fevkinde gördüğünü aktarır. Angelika Neuwirth, kelimenin ses yapısındaki o vurgulu ve yükselen tınıların, Firavun'un narsisistik kibrinin doruk noktasını edebi bir biçimde karşıladığını ve kendisini kozmik hiyerarşinin en tepesine koyma yanılgısını simgelediğini analiz eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin kökenindeki "mutlak üstünlük" vurgusunun, Firavun'un kendi halkı üzerindeki baskıcı otoritesini ilahlık derecesine çıkaran o en radikal ve en sapkın ifadesi olduğunu belirtir. Prof. Dr. Sadık Kılıç, "el-a'lâ" nitelemesinin ontolojik bir meydan okuma içerdiğini, Firavun'un bu sözle kendisini yaratılış hiyerarşisinin zirvesine yerleştirerek ilahi aşkınlığı beşeri bir bedende iddia ettiğini ifade eder.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X